B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avrupa Ödeme Emri Türkiye’de Nasıl İcra Edilir? 1896/2006 ve MÖHUK | 2026

Kısa ve Net Cevap

Avrupa Ödeme Emri (European Order for Payment), 1896/2006 sayılı AB Tüzüğü uyarınca Avrupa Birliği üyesi devletler arasında sınır ötesi ve itirazsız para alacaklarının tahsilini kolaylaştıran özel bir usuldür. Tüzüğün 16. maddesine göre borçlu, emrin tebliğinden itibaren 30 gün içinde itiraz edebilir; süresinde itiraz edilmezse 18. madde uyarınca emir icra edilebilir hâle getirilir. 19. madde, icra edilebilir Avrupa Ödeme Emrinin diğer AB üyesi devletlerde ayrıca exequatur kararı olmadan tanınmasını ve icrasını düzenler.

Bu doğrudan icra sistemi Türkiye için geçerli değildir. Türkiye AB üyesi devlet değildir. Avrupa Ödeme Emri Türkiye’deki banka hesabına, araca, taşınmaza veya üçüncü kişideki alacağa doğrudan haciz konulmasını sağlamaz. Emrin dayanağındaki karar, verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ve yabancı mahkeme ilamı niteliğini taşıyorsa Türkiye’de icra için 5718 sayılı MÖHUK m.50-57 uyarınca tenfiz kararı gerekir. Tenfiz alınmadan Türk icra dairesinde ilamlı takip başlatılamaz.

Avrupa Ödeme Emri European Order for Payment Türkiye MÖHUK tenfiz
1896/2006 sayılı Tüzüğün AB içindeki doğrudan icra etkisi Türkiye’ye uzanmaz; Türkiye’de yabancı ilamın icrası MÖHUK şartlarına tabidir.

Avrupa Ödeme Emri Nedir?

Avrupa Ödeme Emri, 12 Aralık 2006 tarihli ve 1896/2006 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü ile kurulmuş bir sınır ötesi alacak takip usulüdür. Amaç, medeni ve ticari nitelikteki belirli para alacaklarının sınır ötesi uyuşmazlıklarda standart formlar üzerinden daha hızlı takip edilmesidir. Sistem, ulusal dava ve takip yollarını ortadan kaldırmaz; alacaklıya bunların yanında Avrupa Birliği hukukundan kaynaklanan ayrı bir usul seçeneği verir.

Tüzük, her türlü alacağı kapsamaz. Kamu hukuku niteliğindeki vergi, gümrük ve idari uyuşmazlıklar ile devletin egemenlik yetkisi kullanırken doğan sorumluluğu kapsam dışındadır. Ayrıca aile ve kişi hâli, mal rejimleri, miras, iflas ve benzeri toplu tasfiye süreçleri ile bazı diğer alanlar özel istisnalara tabidir. Bu nedenle eldeki belgenin üzerinde European Order for Payment yazması kadar, hangi uyuşmazlık için ve hangi mahkeme tarafından verildiği de önemlidir.

Başvuru standart A Formu ile yapılır. Mahkeme, Tüzüğün 8. maddesinde öngörülen incelemeyi yapar. Şartların gerçekleşmesi hâlinde 12. madde uyarınca Avrupa Ödeme Emri düzenlenir. Tüzük, bunun normal olarak başvurunun yapılmasından itibaren 30 gün içinde düzenlenmesini öngörür; alacaklının eksiklik tamamlama, düzeltme veya değişiklik için kullandığı süre bu hesaba dâhil edilmez.

Borçlunun 30 Günlük İtiraz Hakkı

Avrupa Ödeme Emrinin en önemli noktası, borçlunun itiraz hakkıdır. 1896/2006 sayılı Tüzüğün 12/3. maddesi, borçlunun emirde belirtilen miktarı ödemesi veya menşe mahkemesine itiraz göndermesi seçeneklerini açıkça gösterir. Tüzüğün 16/2. maddesine göre itiraz, emrin borçluya tebliğinden itibaren 30 gün içinde gönderilir.

İtirazın kabul edilebilir olması için borçlunun alacağın neden haksız olduğunu ayrıntılı biçimde açıklaması şart değildir. Tüzüğün 16/3. maddesi, borçlunun alacağa itiraz ettiğini belirtmesini yeterli görür. Süresinde itiraz yapılırsa 17. madde uyarınca süreç, alacaklının önceden aksini istemiş olması gibi Tüzükteki istisnalar saklı kalmak üzere menşe devlette olağan medeni usule veya ilgili üye devletin belirlediği devam usulüne geçer.

Türkiye’de bulunan bir borçlu açısından kritik tarih, yabancı emrin tebliğ tarihidir. Yabancı belgenin Türkiye’ye nasıl tebliğ edildiği, tebliğ belgesinin içeriği ve borçlunun gerçekten savunma imkânına sahip olup olmadığı daha sonra açılacak tenfiz davasında da önem kazanır. MÖHUK m.54/1-ç, yabancı yargılamada usulüne uygun çağrı ve savunma hakkına ilişkin özel bir tenfiz denetimi getirir.

Avrupa Birliği İçinde Ne Zaman İcra Edilebilir?

Tüzüğün 18. maddesine göre, 16/2’deki 30 günlük sürede itiraz yapılmaz ve itirazın ulaşabilmesi için makul ek süre de dikkate alındıktan sonra menşe mahkemesi Avrupa Ödeme Emrini icra edilebilir ilan eder. Bu işlem standart G Formu üzerinden yapılır. İcra edilebilirliğin biçim şartları menşe devlet hukukuna tabidir.

19. madde, bu aşamadan sonra AB içindeki temel kolaylığı kurar: menşe devlette icra edilebilir hâle gelmiş Avrupa Ödeme Emri, Tüzüğün uygulandığı diğer üye devletlerde ayrıca icra edilebilirlik beyanına ihtiyaç olmadan tanınır ve icra edilir. Başka bir ifadeyle Tüzük, kendi coğrafi uygulama alanı içinde klasik exequatur ara aşamasını kaldırır.

Bu kural yalnız Tüzüğün tarafı ve uygulama alanındaki devletler arasındaki dolaşım içindir. Belgenin AB içinde exequatur’suz dolaşması, dünyanın her ülkesinde aynı etkiyi doğurduğu anlamına gelmez.

Avrupa Ödeme Emri Türkiye’de Doğrudan İcra Edilir mi?

Hayır. 1896/2006 sayılı Tüzüğün 19. maddesindeki doğrudan tanıma ve icra sistemi Türkiye’yi kapsamaz. Türkiye bir AB üyesi devlet olmadığı için bir Alman, Fransız, Hollanda, Belçika, İtalyan veya başka bir AB üyesi devlet mahkemesinin verdiği Avrupa Ödeme Emri sırf bu niteliği nedeniyle Türk icra dairesinde doğrudan ilamlı icraya konulamaz.

Borçlunun Türkiye’de banka hesabı, taşınmazı, aracı, şirket payı veya üçüncü kişilerde alacağı varsa alacaklının Türkiye’de cebri icraya ulaşabilmesi için Türk hukukundaki yabancı ilam rejimine geçmesi gerekir. Belgenin verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ve mahkeme ilamı niteliğinde olması hâlinde temel yol 5718 sayılı MÖHUK m.50-57 uyarınca tenfiz davasıdır.

Bu ayrım pratikte önemlidir. Alacaklı, Avrupa Ödeme Emri AB’de icra edilebilir bilgisini görüp Türkiye’de doğrudan icra dosyası açarsa dayanak ilamın Türkiye’de henüz icra kabiliyeti bulunmadığı itirazıyla karşılaşır. Önce tenfiz, ardından ilamlı icra gerekir.

MÖHUK m.50 Neden Uygulanır?

MÖHUK m.50, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra olunabilmesini yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlar. Bu nedenle Avrupa Ödeme Emrinin Türkiye’deki kaderi, AB içindeki sertifikasına değil, MÖHUK bakımından yabancı mahkeme ilamı ve kesinleşmiş hüküm niteliğine göre belirlenir.

1896/2006 sayılı Tüzüğün 18. maddesi uyarınca icra edilebilir ilan edilen bir emrin menşe devlet hukukundaki kesinleşme ve bağlayıcılık durumu dosyada açıkça belgelenmelidir. Türk mahkemesi European Order for Payment ibaresini tek başına kesinleşme belgesi saymaz. Menşe makamından ilamın icra edilebilir ve gerekli olduğu ölçüde kesinleşmiş olduğunu gösteren belge alınmalıdır.

Tenfiz davası alacağın baştan ispatlandığı yeni bir alacak davası değildir. Türk mahkemesi yabancı mahkemenin maddi vakıa ve delil değerlendirmesini yeniden yapmaz; MÖHUK’taki tenfiz şartlarını denetler.

Türkiye’de Tenfiz İçin Hangi Belgeler Gerekir?

MÖHUK m.53’e göre tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ile onanmış Türkçe tercümesi eklenir. Ayrıca ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile bunun onanmış tercümesi sunulur.

Avrupa Ödeme Emri dosyasında pratik belge seti; Avrupa Ödeme Emri formu, menşe mahkemenin icra edilebilirlik beyanı, tebliğ kayıtları, gerekli kesinleşme belgesi, apostil veya uygulanabilir dış tasdik, onaylı Türkçe tercümeler ve taraf kimlik/şirket belgelerinden oluşur. Bir avukat aracılığıyla takipte Türkiye’de kullanılmaya elverişli vekâletname de dosyada bulunur.

Apostil ile kesinleşme birbirinden farklıdır. Apostil yabancı resmî belgenin imza ve makam doğrulamasına ilişkindir. Kesinleşme ise kararın menşe hukukundaki yargısal durumudur. İkisi birbirinin yerine geçmez.

MÖHUK m.54 Tenfiz Şartları

Türk mahkemesi MÖHUK m.54 uyarınca karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, yabancı mahkemenin aşırı yetkisi itirazı, kamu düzeni ve savunma hakkı başlıklarını denetler. Kararın verildiği devlet bakımından Türkiye’de tenfiz için anlaşma, kanuni karşılıklılık veya fiilî karşılıklılık bulunması gerekir.

Borçlunun Avrupa Ödeme Emrinden haberdar olmadan 30 günlük itiraz süresini kaçırdığını ileri sürmesi hâlinde tebligat kayıtları özel önem taşır. MÖHUK m.54/1-ç, hakkında tenfiz istenen kişinin yabancı mahkemeye o yer kanunlarına uygun şekilde çağrılmamış, temsil edilmemiş veya usule aykırı biçimde yokluğunda hüküm verilmiş olması hâlinde ve bu kişinin itiraz etmesi durumunda tenfizin reddine imkân verir.

Türk kamu düzenine açık aykırılık da m.54/1-c kapsamında incelenir. Ancak Türk hukukunda aynı takip yönteminin bulunmaması tek başına kamu düzenine aykırılık değildir. Ölçüt, yabancı hükmün Türkiye’de sonuç doğurmasının temel hukuk ilkeleriyle açık biçimde çatışıp çatışmadığıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

MÖHUK m.51 uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Yetkili mahkeme, aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir.

Uyuşmazlığın ticari niteliği veya özel görev kuralları somut dosyada ayrıca değerlendirilir. Dava açılmadan önce borçlunun Türkiye’deki güncel adresi ve tüzel kişiyse ticaret sicil merkezi kontrol edilmelidir.

Tenfizden Sonra Türkiye’de Haciz Nasıl Yapılır?

MÖHUK m.57, tenfizine karar verilen yabancı ilamların Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunacağını düzenler. Tenfiz kararı icra edilebilir hâle geldikten sonra alacaklı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamlı icra takibi başlatır.

Borçlunun Türkiye’deki banka hesapları, araçları, taşınmazları, şirket payları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları haciz konusu yapılabilir. Hangi malvarlığının hedefleneceği, ilamın para birimi, faiz hükmü ve daha önce yapılan ödemeler takip talebinde doğru gösterilmelidir.

Alacağın döviz cinsinden olması hâlinde TBK m.99 ile ilamın hüküm fıkrası birlikte dikkate alınır. Yabancı kararda faiz başlangıcı ve oranı açıkça belirtilmişse tercümede bu unsurların bozulmaması gerekir.

Borçlu Türkiye’deyse Ne Yapmalı?

Türkiye’de yaşayan kişiye Avrupa Ödeme Emri tebliğ edilmişse, belgenin yurt dışından geldiği düşüncesiyle cevapsız bırakılması doğru değildir. Tüzüğün 16. maddesindeki 30 günlük itiraz süresi, menşe mahkeme bakımından doğrudan sonuç doğurur. İtirazın menşe mahkemeye ve kabul edilen iletişim yöntemiyle süresinde gönderilmesi gerekir.

İtiraz süresi geçirildiğinde Tüzük m.20’deki istisnai inceleme mekanizması yalnız maddede belirtilen dar şartlarda gündeme gelir. Bu yol, 30 günlük olağan itiraz süresinin yerine kullanılan serbest bir ikinci itiraz süresi değildir.

Türkiye’de daha sonra tenfiz davası açılırsa borçlu MÖHUK m.54 ve m.55 çerçevesindeki itirazlarını ileri sürer. Yabancı ilamın tamamen veya kısmen yerine getirilmiş olması da tenfiz aşamasında belgeyle ortaya konulabilir.

Avrupa Ödeme Emri ile Alman Mahnbescheid Aynı Şey mi?

Hayır. Avrupa Ödeme Emri, 1896/2006 sayılı AB Tüzüğüyle kurulan birlik hukukuna özgü sınır ötesi bir usuldür. Alman Mahnbescheid ise Alman ulusal hukukundaki ödeme emri sürecinin parçasıdır. Bir Alman mahkemesi her iki sistemden farklı belgeler üretebilir; belgenin başlığı ve hukuki dayanağı kontrol edilmeden Türkiye’deki icra yolu belirlenmemelidir.

Türkiye’de sonuç bakımından ortak soru şudur: eldeki yabancı belgenin menşe hukukunda mahkeme ilamı niteliği ve kesinleşmiş/icra edilebilir statüsü nedir? MÖHUK m.50 incelemesi bu hukuki niteliğe göre yapılır.

Almanya, Fransa ve Hollanda’dan Gelen Avrupa Ödeme Emrinde Uygulama Sırası

Alacaklı Almanya, Fransa veya Hollanda’da Avrupa Ödeme Emri almış ve borçlunun esas malvarlığı Türkiye’de bulunuyorsa işlem sırası değişmez. Önce emrin 1896/2006 sayılı Tüzük uyarınca tebliğ edildiği, 30 günlük itiraz süresinin geçtiği ve menşe mahkeme tarafından 18. madde kapsamında icra edilebilir ilan edildiği belgelenir. Ardından menşe hukukunda kararın MÖHUK m.50 bakımından gerekli kesinlik ve bağlayıcılık düzeyi tespit edilir. Türkçe onaylı tercümeler ile usulen onanmış karar ve kesinleşme belgeleri hazırlanır.

Daha sonra MÖHUK m.51’deki yetki kuralına göre Türkiye’de tenfiz davası açılır. Borçlunun Mersin’de yerleşim yeri varsa yetki Mersin’de; İstanbul’da yerleşim yeri varsa İstanbul’da belirlenir. Borçlunun Türkiye’de hiç yerleşim yeri veya sakin olduğu yer yoksa kanunun gösterdiği Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri seçilir. Tenfiz davasında alacağın esası yeniden ispatlanmaz; m.54 şartları ve m.55’teki itirazlar incelenir.

Tenfiz kararının icra kabiliyeti kazanmasından sonra ilamlı icra açılır. Bu aşamada Avrupa Ödeme Emrinin yabancı dosya numarası tek başına takip dayanağı değildir; Türk tenfiz kararı ile yabancı ilam birlikte dosyalanır. Borçlunun hangi bankada hesabı bulunduğu veya hangi taşınmazın kendisine ait olduğu haciz aşamasında Türk icra hukuku çerçevesinde araştırılır. Böylece AB’deki ödeme emri prosedürü ile Türkiye’deki cebri icra prosedürü birbirine karıştırılmadan iki ayrı hukuk düzenindeki aşamalar doğru sırayla yürütülür.

En Sık Yapılan Hatalar

  • AB’de exequatur kaldırıldığı için Türkiye’de de doğrudan icra edileceğini sanmak.
  • 30 günlük itiraz süresini Türk hukukundaki ödeme emri süreleriyle karıştırmak.
  • Yalnız Avrupa Ödeme Emri formunu getirip menşe devlet kesinleşme/icra edilebilirlik belgesini hazırlamamak.
  • Apostili kesinleşme belgesi sanmak.
  • MÖHUK m.54 karşılıklılık ve savunma hakkı şartlarını incelemeden dava açmak.
  • Tenfiz kararı almadan Türkiye’de ilamlı icra takibi başlatmak.

İlgili Kaynaklar

Sık Sorulan Sorular

Avrupa Ödeme Emri Türkiye’de doğrudan icra edilir mi?

Hayır. 1896/2006 sayılı Tüzüğün doğrudan icra sistemi AB içindeki uygulama alanıyla sınırlıdır. Türkiye’de yabancı mahkeme ilamının icrası için MÖHUK m.50-57 uygulanır.

Avrupa Ödeme Emrine itiraz süresi kaç gündür?

Tüzüğün 16/2. maddesine göre tebliğden itibaren 30 gündür.

İtiraz edilmezse ne olur?

18. madde uyarınca menşe mahkemesi emri icra edilebilir ilan eder.

AB içinde ayrıca tenfiz gerekir mi?

Tüzüğün 19. maddesi kapsamındaki üye devletler arasında ayrıca icra edilebilirlik beyanı aranmaz.

Türkiye’de neden tenfiz gerekir?

Türkiye Tüzüğün üye devletler arası doğrudan icra sisteminde değildir; MÖHUK m.50 yabancı ilamın Türkiye’de icrasını tenfiz kararına bağlar.

Hangi belgeler gerekir?

Usulen onanmış ilam, kesinleşme/icra edilebilirlik belgesi, gerekli tasdikler ve onaylı Türkçe tercümeler temel belgelerdir.

Apostil tenfiz yerine geçer mi?

Hayır. Apostil belge tasdikine ilişkindir; tenfiz kararı değildir.

Borçlu ödeme yaptıysa ne olur?

Tam veya kısmi ödeme MÖHUK m.55 kapsamında tenfiz yargılamasında ileri sürülebilir.

Tenfizden sonra banka hesabına haciz konur mu?

Evet. Tenfiz edilen ilam Türk ilamı gibi icra edilir.

Mahnbescheid ile Avrupa Ödeme Emri aynı mı?

Hayır. Mahnbescheid Alman ulusal usulüne, Avrupa Ödeme Emri ise 1896/2006 sayılı AB Tüzüğüne dayanır.

Tenfiz Kararının Kapsamı Nasıl Kurulur?

Avrupa Ödeme Emrinin Türkiye’de icrası istenirken talep, yabancı ilamın hüküm fıkrasıyla sınırlı kurulmalıdır. MÖHUK m.56 mahkemeye ilamın kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verme yetkisi verir. Bu nedenle yabancı emirde yalnız ana para hükme bağlanmışsa, Türkiye’deki tenfiz davasında yabancı ilamda bulunmayan yeni bir alacak kalemi ilamın parçasıymış gibi eklenmez. Ana para, hükmedilmiş faiz, yargılama gideri ve varsa kısmen yapılan ödeme ayrı gösterilir. Böylece tenfiz davası yeni bir alacak davasına dönüştürülmeden, yabancı ilamın Türkiye’de icra edilecek kısmı net biçimde belirlenir.

Bakırıcı & Keskin Hukuk Bürosu

Yurt dışı bağlantılı dosyanız için iletişim ve randevu bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T

Hazırlayan: Av. Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Hukukî inceleme: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu.

Yurt Dışı Karar ve Alacak Dosyaları İçin İletişim

Son mevzuat kontrolü: 12 Eylül 2026.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp