Belgeyi İbraz Etmeyen Tarafa Ne Olur? HMK 220 Kesin Süre ve Sonuçları | 2026
Kısa ve net cevap: HMK m.220’ye göre mahkeme, istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve ibraz talebinin kanuna uygun olduğuna kanaat getirirse, kanunda belirtilen koşullarda belgeyi elinde bulunduran tarafa ibraz için kesin süre verir. Taraf bu sürede belgeyi sunmaz ve delilleriyle kabul edilebilir bir mazeret göstermezse veya belgenin elinde olduğunu inkâr edip teklif edilen yemini kabul ya da icra etmezse mahkeme, somut duruma göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Bu sonuç otomatik değildir; HMK m.220/3 “kabul eder” değil, “kabul edebilir” düzenlemesini içerir.

HMK 220 hangi durumda uygulanır?
HMK m.220, davanın taraflarından birinin elinde bulunduğu ileri sürülen bir belgenin mahkemeye ibraz edilmemesini düzenler. Bu hüküm yalnız “karşı taraf belgeyi vermiyor” denilmesiyle uygulanmaz. Önce istenen belgenin uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için zorunlu olması ve ibraz talebinin kanuna uygun bulunması gerekir.
Belgenin karşı tarafın elinde olduğunun da HMK m.220/1’de sayılan yollardan biriyle ortaya konması gerekir. Karşı taraf belgenin elinde olduğunu ikrar etmiş olabilir; talep üzerine susmuş olabilir; belgenin varlığı resmî bir kayıtla anlaşılabilir veya başka bir belgede bu durum ikrar edilmiş olabilir. Bu şartlar oluştuğunda mahkeme belgeyi ibraz için kesin süre verir.
HMK m.219’daki genel yükümlülük de önemlidir. Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandığı ve ellerinde bulunan belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Elektronik belgeler çıktı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli elektronik ortamda sunulur. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin ilgili kısımlarının onaylı örnekleri ibraz edilebilir.
HMK m.220’nin amacı, ispat bakımından zorunlu bir belgenin sırf belge sahibi tarafın elinde bulunması nedeniyle yargılamadan saklanmasını önlemektir. Ancak bu amaç, tarafın tüm özel ve ticari kayıtlarının sınırsızca istenebileceği anlamına gelmez. Talebin uyuşmazlıkla bağlantılı, ölçülü ve somut olması gerekir.
Mahkemenin kesin süre vermesinin şartları nelerdir?
HMK m.220/1’deki sistem, belirsiz bir belge arama talebini değil, somut bir ibraz talebini esas alır. Mahkemenin kesin süre vermeden önce belgenin ne olduğunu, hangi vakıayı ispatlayacağını ve neden karşı tarafın elinde bulunduğunun kabul edildiğini değerlendirmesi gerekir.
Tarafın dilekçesinde istenen belgenin türü ve ayırt edici bilgisi, varsa düzenlenme tarihi ve belge numarası, ilgili dönem, belgenin varlığını gösteren kayıt, ispat edilecek somut vakıa ve belgenin neden zorunlu olduğu açıkça yazılmalıdır. “Davalıdaki bütün evraklar getirilsin” şeklindeki sınırsız taleple, “15 Mart 2026 tarihli teslim tutanağı ve ekindeki ürün listesi ibraz edilsin” talebi aynı değildir.
Belgeyi elinde bulunduran tarafın kim olduğu konusunda da tereddüt olmamalıdır. Belge gerçekte üçüncü bir kurumdaysa HMK m.221 uygulanır. Belge başka bir şirketin arşivinde, banka sisteminde veya kamu kurumunda ise yanlış tarafa HMK m.220 kesin süresi verilmesi istenen sonucu doğurmaz.
HMK 220’de kesin süre kararı nasıl olmalıdır?
Kesin süre ağır usul sonuçlarına bağlandığı için mahkemenin ara kararının yapılacak işlemi açık göstermesi gerekir. Taraf hangi belgeyi, hangi süre içinde, hangi biçimde sunacağını anlayabilmelidir. “Eksik belgelerin tamamlanmasına” şeklindeki soyut karar ile belge adı, tarih aralığı ve ibraz biçimi belirtilen karar arasında önemli fark vardır.
Kesin süre verilirken, sürenin sonuçlarının taraf bakımından anlaşılır olması hukuki güvenlik açısından önemlidir. Taraf, sürenin sonunda HMK m.220/3’teki delil değerlendirme sonucunun gündeme gelebileceğini bilmeli ve belgeyi sunamıyorsa mazeretini de aynı süre içinde delilleriyle açıklamalıdır.
Ara kararın tebliği veya duruşmada tarafın huzurunda verilmesi, vekille takip edilen dosyada vekilin bilgilenmesi ve UYAP kayıtları somut olaya göre önem taşır. Kesin sürenin başlangıcı konusunda tereddüt varsa süre dolmuş kabul edilmeden önce tebliğ ve tutanak kayıtları kontrol edilmelidir.
Mahkemenin kesin süre vermesi, belgenin içeriği hakkında peşinen kanaat oluşturduğu anlamına gelmez. Amaç, ispat açısından gerekli belgenin dosyaya kazandırılmasıdır. Belge sunulduğunda karşı tarafın inceleme ve açıklama hakkı da korunmalıdır.
Taraf “belge bende yok” derse ne olur?
HMK m.220/2, belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden taraf için özel bir mekanizma kurar. Mahkeme, bu tarafa belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif eder. Böylece salt inkârla ibraz yükümlülüğünden kaçınılmasının önüne geçilmek istenir.
Yeminin konusu üç unsuru kapsar: belge elinde değildir; özenle aranmasına rağmen bulunamamıştır; nerede olduğu da bilinmemektedir. Bu kapsam, “şu an masamda yok” gibi dar bir ifadeden daha geniştir. Tarafın arşiv, elektronik sistem, şirket kayıtları veya makul olarak belgeyi saklaması beklenen alanlarda arama yapması gerekebilir.
Belgenin başka bir birimde, muhasebecide, arşiv şirketinde veya devralan şirkette bulunduğu biliniyorsa “nerede olduğunu bilmiyorum” şeklinde yemin edilmesi hukuki risk doğurur. Mahkemeye doğru bilgi verilmesi HMK m.29’daki dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüyle de bağlantılıdır.
Kesin sürede belge sunulmazsa ne olur?
HMK m.220/3 iki temel durumu düzenler. Birincisi, mahkemece ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede belgeyi sunmaması ve aynı sürede delilleriyle birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermemesidir. İkincisi, tarafın belgenin elinde bulunduğunu inkâr etmesi ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmemesidir.
Bu hâllerde mahkeme, somut olayın özelliklerine göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Bu, belgeyi sunmayan taraf bakımından ciddi bir ispat riski yaratır. Çünkü belge içeriğinin ne olduğu konusunda karşı tarafın açıklaması delil değerlendirmesinde esas alınabilir.
Örneğin satıcıdaki teslim formunun alıcının çekincesini içerdiği ileri sürülüyor ve satıcı mahkeme kararına rağmen formu sunmuyorsa; mahkeme HMK m.220 koşulları oluşmuşsa alıcının belge içeriği hakkındaki açıklamasını değerlendirebilir. Ancak mahkemenin önce belgenin zorunluluğunu, varlığını ve ibraz kararının usulüne uygunluğunu belirlemiş olması gerekir.
Diğer tarafın beyanı otomatik kabul edilir mi?
Hayır. HMK m.220/3’te “mahkeme … kabul edebilir” ifadesi vardır. Kanun, belge sunulmadığı anda diğer tarafın söylediği her şeyin otomatik olarak doğru sayılacağını düzenlemez. Hâkim, dosyanın tamamını, belgenin ispat konusu vakıayla ilişkisini, ibraz etmemenin nedenini ve mevcut diğer delilleri birlikte değerlendirir.
Bu ayrım uygulamada önemlidir. Belgeyi sunmayan taraf aleyhine bir sonuç doğma ihtimali yüksektir; fakat sonuç mekanik değildir. Örneğin diğer tarafın belge içeriği konusunda kendi önceki beyanlarıyla çelişen bir açıklama yapması veya dosyadaki kesin delillerin bu açıklamanın aksini göstermesi hâlinde hâkim tüm delilleri birlikte değerlendirir.
Bu nedenle HMK m.220 talebinde bulunan taraf da belge içeriğini gerçekçi ve tutarlı biçimde açıklamalıdır. Belgeyi görmediği hâlde ayrıntılı ve kesin içerik uydurmak, yargılama bakımından güvenilirliği zedeler. Talep, eldeki diğer kayıtlar ve somut olayla uyumlu olmalıdır.
Belgeyi sunmamak için kabul edilebilir mazeret nasıl gösterilir?
HMK m.220/3, mazeretin yalnız ileri sürülmesini değil, delilleriyle birlikte gösterilmesini arar. Belge yangında yok olmuşsa olay ve arşiv kaybı; yasal saklama süresi sonunda imha edilmişse saklama politikası ve imha kaydı; başka kuruma devredilmişse devir veya arşiv teslim kayıtları sunulmalıdır.
Elektronik veriler bakımından sistem değişikliği, sunucu arızası veya veri kaybı ileri sürülüyorsa teknik kayıtların bulunması önemlidir. “Eski programda kaldı” şeklindeki soyut açıklama her olayda yeterli kabul edilmez. Taraf, belgeyi özenle aradığını ve elde edememesinin gerçek nedenini gösterebilmelidir.
Belgenin davadan önce olağan iş akışı içinde ve kanuni saklama süresine uygun biçimde imha edilmiş olması ile uyuşmazlık çıktıktan sonra delil niteliği anlaşılmasına rağmen ortadan kaldırılması aynı şekilde değerlendirilmez. HMK m.29’daki dürüstlük yükümlülüğü ve somut olayın koşulları ayrıca önem taşır.
Belgenin aslı mı, örneği mi, elektronik kaydı mı sunulmalıdır?
İbraz kararının kapsamı belgenin niteliğine göre belirlenir. HMK m.216, mahkemeye yalnız örneği verilen belgenin aslının mahkemece istenebilmesini düzenler. Belge aslını elinde bulunduran taraf, üçüncü kişi veya resmî makam istenmesi hâlinde aslı mahkemeye vermek zorundadır. Gerekli hâllerde asıl belge saklanır veya usulüne uygun örneği dosyada bırakılarak iade edilebilir.
HMK m.218, mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı belgelerin yerinde incelenmesine imkân verir. Büyük hacimli arşiv, fiziki defter veya taşınması sakıncalı kayıt için hâkim veya görevlendirilen bilirkişi yerinde inceleme yapabilir. Bu hüküm, “belge çok hacimli, bu nedenle hiç sunmuyoruz” savunmasını otomatik olarak haklı hâle getirmez.
Elektronik belgeler bakımından HMK m.219/1, çıktının yanında talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek sunumu öngörür. E-posta, sistem kaydı veya dijital sözleşmede yalnız ekran görüntüsünün yeterli olup olmayacağı belgenin doğrulanabilirliğine göre değerlendirilir. Dosyada sahtelik veya bütünlük tartışması varsa özgün elektronik verinin korunması özellikle önemlidir.
HMK 220 ile HMK 221 arasındaki fark nedir?
HMK m.220, davanın tarafının elindeki belgeyi; HMK m.221 ise davada taraf olmayan üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgeyi düzenler. Bu ayrım, belge sunulmamasının sonucu bakımından da önemlidir.
Üçüncü kişi belgeyi sunamazsa HMK m.221/2 uyarınca nedenini delilleriyle açıklar; mahkeme açıklamayı yeterli bulmazsa üçüncü kişiyi tanık olarak dinleyebilir. Tanıklıktan çekinme hükümleri de uygulanabilir. Üçüncü kişinin belgeyi sunmaması nedeniyle karşı tarafın belge içeriğine ilişkin beyanının HMK m.220/3 gibi otomatik bir modelle kabul edileceğine dair hüküm yoktur.
Bu ayrıntı için Üçüncü kişi mahkemenin istediği belgeyi vermezse ne olur? HMK 221 yazısı incelenebilir.
Ticari defterlerde özel durum nedir?
HMK m.222 ticari defterlerin delil olmasını ayrıca düzenler. Usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve kayıtları birbirini doğrulayan ticari defterler belirli şartlarla sahibi lehine delil olabilir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ya da kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise sahibi aleyhine delil olabilir.
HMK m.222/5’te özel bir ibraz sonucu da vardır. Taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defter kayıtlarını kabul edeceğini belirtir ve karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu özel hüküm ile HMK m.220’nin genel “kabul edebilir” sistemi aynı değildir.
Ticari defterlerin delil niteliği için Ticari defterler mahkemede nasıl delil olur? içeriği ayrıca incelenebilir. Defterlerin tamamının mahkemeye taşınması her zaman gerekmez; HMK m.219/2, devamlı kullanılan belgelerin ilgili kısımlarının onaylı örneklerinin sunulmasına imkân verir.
Belge ibrazı ve hukuki dinlenilme hakkı
Belge ibrazının sonucu yalnız belge sahibi tarafı değil, karşı tarafın açıklama ve ispat hakkını da etkiler. HMK m.27 uyarınca taraflar yargılamayla ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkına sahiptir. Mahkemeye sunulan yeni bir belge karşı tarafa hiç gösterilmeden veya açıklama imkânı verilmeden hükmün esasına dönüştürülmemelidir.
Belgenin gizli bilgi veya ticari sır içermesi hâlinde mahkeme, uyuşmazlıkla ilgisiz kısımların korunması veya incelemenin uygun yöntemle yapılması konusunda tedbir değerlendirebilir. Gizlilik talebi, belgenin ispat için zorunlu kısmını tamamen yargılama dışı bırakmanın otomatik gerekçesi değildir.
Mahkeme HMK m.220/3 uyarınca diğer tarafın belge içeriğine ilişkin beyanını kabul etmeyi değerlendiriyorsa, belgeyi sunmayan tarafın mazeretini ve açıklamalarını da dikkate almalıdır. Kararın gerekçesinde hangi koşulların oluştuğunun gösterilmesi, kanun yolu denetimi açısından önemlidir.
Belge ibrazı talebinde nasıl hareket edilmelidir?
Belgeyi isteyen taraf, önce belgenin varlığını ve karşı tarafın elinde olduğunu mümkün olduğunca somutlaştırmalıdır. Talep edilen belgenin hangi vakıayı ispat edeceği açıklanmalı, belgeyi tanımlayan tarih ve numaralar verilmelidir. Mahkemenin ara kararı çıktıktan sonra kararın kesin süre içerip içermediği ve sürenin sonuçlarının açıkça ihtar edilip edilmediği takip edilmelidir.
Belgeyi sunması istenen taraf ise ara kararı görmezden gelmemelidir. Belge mevcutsa süresinde sunulmalı; mevcut değilse sebep aynı süre içinde delilleriyle açıklanmalıdır. Kurumsal dosyalarda hukuk birimi, muhasebe, bilgi işlem ve arşiv arasında zamanında koordinasyon kurulması gerekir.
Duruşmada “belgeyi daha sonra bulacağız” şeklinde genel bir açıklama yerine, hangi arşivlerin tarandığı, belgenin neden bulunamadığı ve varsa alternatif kayıtların neler olduğu belirtilmelidir. Kesin sürenin geçirilmesi HMK m.220/3 sonucunu gündeme getirebilir.
Uygulama örnekleri
Örnek 1: Teslim tutanağı
Davalı satıcının elindeki teslim tutanağında ürünün eksik teslim edildiğine dair şerh bulunduğu iddia ediliyor. Satıcı tutanağın elinde olduğunu daha önce yazılı olarak kabul etmiş ve mahkeme kesin süre vermişse, mazeretsiz ibraz etmeme HMK m.220/3 değerlendirmesine yol açabilir.
Örnek 2: Elektronik yazışma arşivi
Taraf şirketin kendi kurumsal e-posta arşivinde bulunan belirli tarihli mesajlar talep edilmişse, şirket “sistem değişti” demekle yetinmemeli; veri göçü, yedek veya imha durumunu destekleyen teknik kayıtları sunmalıdır.
Örnek 3: Belgenin hiç mevcut olmaması
Karşı tarafın var olduğunu düşündüğü belge gerçekte hiç düzenlenmemişse, belgeyi ibrazı istenen taraf bunu açıkça bildirebilir. HMK m.220/2’deki yemin mekanizması, belgenin elde bulunmadığı ve nerede olduğunun bilinmediği iddiasının değerlendirilmesini sağlar.
Örnek 4: Ticari defter
Bir taraf tacir olan karşı tarafın ticari defter kayıtlarını kabul edeceğini açıkça bildirirse ve karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa HMK m.222/5’in özel sonucu doğabilir. Bu durum sıradan belge ibrazından ayrı değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
1. Mahkeme belge sunmak için kesin süre verebilir mi?
Evet. HMK m.220/1 şartları oluştuğunda mahkeme belgenin ibrazı için kesin süre verir.
2. Belgeyi sunmazsam karşı taraf otomatik kazanır mı?
Hayır. Mahkeme, koşulları oluşursa belgenin içeriği konusunda karşı tarafın beyanını kabul edebilir; sonuç otomatik değildir.
3. “Belge bende yok” demek yeterli mi?
Mahkeme HMK m.220/2 uyarınca belgenin elde olmadığı, özenle arandığı ve nerede olduğunun bilinmediği konusunda yemin teklif edebilir.
4. Belge kaybolduysa ne yapılmalı?
Kaybolma veya imha nedeni aynı sürede delilleriyle açıklanmalıdır. Soyut mazeret yeterli kabul edilmeyebilir.
5. Elektronik belge de HMK 220’ye tabi mi?
Evet. HMK m.219 elektronik belgelerin ibraz usulünü açıkça düzenler.
6. Üçüncü kişinin elindeki belge için HMK 220 uygulanır mı?
Hayır. Taraf olmayan kişi veya kurumun elindeki belge bakımından HMK m.221 uygulanır.
7. Ticari defter sunulmazsa ne olur?
Somut duruma göre HMK m.222’nin özel hükümleri uygulanabilir; özellikle beşinci fıkradaki şartlar ayrıca önemlidir.
8. Belgenin yalnız fotokopisi sunulabilir mi?
Belgenin niteliği ve mahkemenin ara kararı belirleyicidir. Gerektiğinde asıl istenebilir; HMK m.216–218 hükümleri uygulanır.
9. Kesin süre geçtikten sonra belge sunulabilir mi?
Kesin süre ve delil sunma rejimi birlikte değerlendirilir. Sürenin geçirilmesinin sonuçları ara kararın içeriğine ve HMK hükümlerine göre belirlenir.
10. HMK 220 talebinde belge içeriği nasıl anlatılmalı?
Eldeki diğer kayıtlarla uyumlu, somut ve gerçekçi açıklama yapılmalıdır; bilinmeyen belge içeriği varsayımla üretilmemelidir.
Hukuki dayanak ve resmî kaynaklar
E-E-A-T: Bu içerik nasıl hazırlandı?
Bu içerik HMK m.27, 29, 216–222 hükümleri birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır. Tarafın belgeyi ibraz etmemesi ile üçüncü kişinin belgeyi sunmaması ayrılmış, “karşı tarafın beyanı otomatik kabul edilir” şeklindeki yanlış genelleme düzeltilmiş, kesin süre kararının açıklığı ve ticari defterlerdeki özel ibraz sonucu ayrıca gösterilmiştir.
İnceleme alanı: Delil hukuku, ticari davalar ve hukuk yargılaması.
Güncelleme tarihi: 28 Eylül 2026
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
