Toplu İş Sözleşmesi Görüşmelerinde Süreler: Çağrı, İlk Toplantı ve Resmî Arabuluculuk
Toplu iş sözleşmesi yetki belgesinin alınmasından sonra taraflardan biri on beş gün içinde karşı tarafı görüşmeye çağırmalıdır. Çağrı yapılmaması, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.46 gereğince yetki belgesinin hükmünü kaybetmesine yol açar. Çağrıdan sonraki yer ve tarih belirleme süresi, ilk toplantıya katılma süresi, görüşmenin toplam süresi ve uyuşmazlığı bildirme süresi ise farklı hükümlere dayanır.
Bu süreçteki bütün süreleri altı iş günü veya tek bir altmış günlük takvim olarak görmek yanlıştır. Kanun m.46–50, her işlem için ayrı başlangıç olayı ve sonuç düzenler. Sendika ve işverenin imza yetkilileri, insan kaynakları birimi ve hukuk birimi aynı takvimi kullanmalı; yetki belgesi, çağrı, tebliğ ve toplantı kayıtları üzerinden hangi sürenin işlemekte olduğunu belirlemelidir. Resmî arabuluculuk da bireysel işçilik alacağı için arabuluculuk bürosuna yapılan başvurudan farklı bir toplu pazarlık aşamasıdır.

Görüşme takvimi hangi belgeyle başlar?
Toplu pazarlık görüşmesine çağrı için m.46/1’in bağlandığı olay yetki belgesinin alınmasıdır. Bakanlığın yetki tespit yazısı ile daha sonraki yetki belgesi aynı evrak değildir. Yetki tespitine itiraz edilen dosyada, tespit yazısının ilk düzenlendiği günü görüşmeye çağrı süresinin başlangıcı saymak doğru olmaz. m.44’teki yetki belgesi aşaması tamamlanmalı ve belgenin alınma tarihi ortaya konulmalıdır.
Belgede taraf işçi sendikası, işyeri veya işletme kapsamı ve görevli makam bilgileri kontrol edilir. Görüşmeye çağrıda bulunacak tarafın kimliği, sözleşmenin işyeri veya işletme düzeyinde olması ve çağrının muhatabı bu kapsam üzerinden belirlenir. İşveren sendika üyesiyse toplu pazarlığın işveren tarafıyla, sendika üyesi olmayan işverene yöneltilecek çağrının muhatabı aynı şekilde yazılamaz.
Yetki belgesinin alınması, toplu iş sözleşmesinin imzalandığı veya işçilere yeni ücretlerin kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez. Belge, sözleşme yapma yetkisini ortaya koyar; ücret ve diğer koşulların belirlenmesi görüşme ve sözleşme aşamasında gerçekleşir. Toplu iş sözleşmesinin düzenleyebileceği haklar ile görüşmeye başlamanın usulü ayrı incelenmelidir.
Başlangıç kaydının yanlış tutulması sonraki bütün işlemlere yansır. Bu nedenle dosyada belgenin düzenleme tarihiyle alındığı tarih ayrı gösterilir. Kanunun kullandığı olay yerine iç yazışma tarihi veya yöneticinin belgeyi ilk gördüğü gün esas alınmaz.
On beş günlük çağrı yükümlülüğü kime aittir?
6356 sayılı Kanun m.46/1, taraflardan birinin yetki belgesinin alındığı tarihten itibaren on beş gün içinde karşı tarafı toplu görüşmeye çağırmasını düzenler. Çağrıyı yalnız işçi sendikasının yapabileceği söylenemez. İşveren tarafı da kanunun taraflara tanıdığı bu işlemi yapabilir. Bununla birlikte süresinde hiçbir çağrı yapılmamasının sonucu, yetki belgesinin hükmünü kaybetmesidir.
m.46’da on beş gün ifadesi kullanılmıştır; hüküm bunu on beş iş günü olarak düzenlememiştir. Aynı kanunun başka maddelerinde açıkça iş günü denilmesi, süre biriminin her işlemde ayrıca okunması gerektiğini gösterir. Görüşme davetinin hangi gün gönderildiği, muhatabın kim olduğu ve tebliğ kaydı dosyada saklanmalıdır. Tarihi bulunmayan taslak davet metni, tamamlanmış çağrı işlemini ispatlayan belge değildir.
Çağrıyı yapan taraf, çağrı tarihini derhâl görevli makama bildirir. Karşı tarafa davet ile görevli makama bilgi verilmesi iki ayrı işlemdir. Davetin yalnız idareye gönderilip karşı tarafa yöneltilmemesi, m.46’daki karşı tarafı çağırma şartının karşılandığını göstermez. Aynı şekilde tarafların kendi aralarında haberleşmesi de görevli makama bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Çağrı yapılmadığı hâlde taraflar arasında ücret konusunda gayriresmî temas kurulması, kanuni yetki belgesini süresiz canlı tutmaz. Bu nedenle pazarlık iradesinin bulunması ile kanunun öngördüğü çağrı işleminin tamamlanması birlikte izlenir.
Tekliflerin tamamı ne zaman karşı tarafa verilir?
m.46/3 uyarınca çağrıyı yapan taraf, toplu görüşmede ileri süreceği tekliflerin bütününü çağrı süresi içinde karşı tarafa vermek zorundadır. Sadece toplantı tarihi isteyen bir yazı hazırlayıp teklif dosyasını belirsiz bir tarihe bırakmak, bu hükmün bütününü yerine getirmez. Teklifin ekleri, ücret cetvelleri ve atıf yapılan düzenlemeler de hangi metnin sunulduğunu anlaşılır kılmalıdır.
Tekliflerin baştan sunulması, bütün maddelerin görüşme boyunca değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Aynı fıkra, tarafların toplu görüşmenin gerektirdiği teklif değişikliklerini yapma haklarını saklı tutar. Dolayısıyla ilk metin müzakerenin başlangıç noktasıdır; kanunun tanıdığı değişiklik hakkı içinde yeni karşılıklar ve uzlaşma metinleri hazırlanır. Değişiklik yetkisinin bulunması, ilk teklif bütününü zamanında verme yükümlülüğünü kaldırmaz.
Teklif dosyasında maddelerin sürümleri izlenmelidir. Eski taslaktan kalan bir ücret tablosuyla sonradan üzerinde anlaşılan sosyal yardım metninin aynı belge gibi kullanılması, hangi noktada uyuşmazlık bulunduğunu belirsizleştirir. Tarafların her toplantıdan sonra kabul edilen, reddedilen ve görüşülmesi devam eden maddeleri ayrı göstermesi, arabuluculuk aşamasının gerçek uyuşmazlığa odaklanmasını sağlar.
Kanun tekliflerin bütününü ister; ancak her teklifin kabul edileceğini garanti etmez. Sunma yükümlülüğü, karşı tarafın ücret artışı veya çalışma koşulu talebini kabul etmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Kabul, müzakere ve nihai imza kayıtlarıyla belirlenir.
İlk toplantının yeri, günü ve saati nasıl belirlenir?
m.47/1’e göre çağrının karşı tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde taraflar görüşmenin yerini, gününü ve saatini anlaşarak belirler. Sonuç görevli makama yazılı şekilde bildirilir. Bu altı iş günlük süre, yetki belgesinin alınmasından veya çağrı yazısının hazırlanmasından başlamaz; kanun karşı tarafa tebliği esas alır.
Tarafların toplantı yeri veya zamanında anlaşamaması süreci sınırsız bekletmez. Taraflardan birinin başvurusu üzerine görevli makam, ilk toplantının yerini, gününü ve saatini derhâl belirleyerek taraflara bildirir. Makama başvuru, anlaşmazlığın hangi konuda olduğunu ve çağrının ne zaman tebliğ edildiğini açıklamalıdır. İşverenin kendi belirlediği tarih konusunda ısrar etmesi, idarenin kanuni belirleme yetkisini ortadan kaldırmaz.
Görüşme yeri konusunda anlaşma tutanağıyla ilk toplantı tutanağı birbirinden farklıdır. İlk belge toplantının yapılacağı düzeni kurar; ikincisi görüşmenin fiilen başladığını gösterir. Altmış günlük toplu görüşme süresi bakımından önem taşıyan tarih ilk toplantı tarihidir. Sadece yer ve saat üzerinde anlaşılmış olması, görüşmenin başlamasıyla aynı hukuki olay değildir.
Görevli makamın kimliği m.2/1-c’ye göre sözleşmenin düzeyine bağlanır. İşletme dosyasında işletme merkezinin bağlı olduğu makam bilgisi kontrol edilmeden herhangi bir il müdürlüğüne yazı gönderilmesi, usule uygun bildirim yapıldığı sonucunu tek başına sağlamaz.
Otuz gün içinde görüşmeye başlamamanın sonucu nedir?
m.47/2, işçi sendikasının çağrı tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılacak ilk toplantıya gelmemesi veya aynı süre içinde toplu görüşmeye başlamaması hâlinde yetkisinin düşeceğini düzenler. Bu hükümde başlangıç çağrı tarihidir. m.47/1’deki tebliğden itibaren altı iş günlük yer ve tarih belirleme süresiyle aynı başlangıç kullanılmamıştır.
İşçi sendikasının toplantıya katılımı ve görüşmeye başlanması ayrı olgular olarak kayda geçirilmelidir. Yalnız bina giriş kaydı, görüşmenin başladığını bütün yönleriyle açıklamayabilir. Toplantı tutanağında taraf temsilcileri, toplantı zamanı ve görüşülen gündem yer almalıdır. Kanundaki otuz günlük sınırın karşılanıp karşılanmadığı bu kayıtlar üzerinden incelenir.
İşveren tarafının ilk toplantıya gelmemesi ise m.49’daki uyuşmazlığın tespiti düzeniyle birlikte değerlendirilir. İşverenin katılmaması ile sendikanın m.47/2’de açıkça düzenlenen gelmeme veya başlamama hâli aynı gerekçeyle açıklanamaz. Kanun farklı taraf davranışlarını farklı sonuçlara bağladığından, tutanakta yalnız toplantı yapılmadı ifadesiyle yetinilmemelidir.
Taraflar arasında devam eden telefon görüşmeleri, toplantı için ileri sürülen yeni tarihler ve teklif değişimleri otuz günlük kanuni sınırı kendiliğinden uzatmaz. Takvimin düzenlenmesi, tarafların fiilen uygun bulduğu günlerle birlikte kanunun yetkiyi korumak için aradığı sürelere de uygun olmalıdır.
Altmış günlük toplu görüşme süresi nasıl işler?
m.47/3, toplu görüşmenin süresini ilk toplantı tarihinden itibaren altmış gün olarak belirler. Çağrıdan itibaren geçen hazırlık dönemi, bu altmış günlük sürenin başlangıcı yerine kullanılamaz. Aynı şekilde her yeni toplantının yeni bir altmış gün başlattığı söylenemez. Esas olan ilk toplantıyla başlayan tek toplu görüşme dönemidir.
Tarafların her toplantıda bütün maddeleri bitirmesi gerekmez; fakat görüşülen maddelerin ve kalan uyuşmazlıkların tutanağa bağlanması gerekir. Kanun m.49, tarafların görüşme süresi içinde anlaşamadıklarını bir tutanakla tespit etmelerini ayrıca uyuşmazlık bildiriminin nedenlerinden biri olarak düzenler. Bu nedenle bütün altmış günün tüketilmesi, uyuşmazlığın bildirilebilmesi için her durumda ön şart değildir.
Süre boyunca kısmi uzlaşmalar sağlanması, kalan maddeler üzerindeki uyuşmazlığın yok olduğu anlamına gelmez. Ücret, ikramiye, çalışma düzeni veya sosyal yardım başlıklarından hangilerinin açık kaldığı belirlenir. Arabulucuya gönderilecek dosyada yalnız ilk taslağın bulunması, sonradan sağlanmış uzlaşmaları göstermediğinden uyuşmazlığın kapsamını yanlış yansıtabilir.
Altmış günlük görüşme süresi ile m.60’taki grev kararı ve uygulama takvimi ayrı aşamalara aittir. İkisinin aynı uzunlukta olması başlangıçlarının ve sonuçlarının aynı olduğu anlamına gelmez. Grev aşamasındaki süre, arabuluculuk sonrası tutanağın tebliğiyle bağlantılıdır; ilk toplantının yapıldığı tarih doğrudan o aşamanın başlangıcı değildir.
Uyuşmazlık hangi hâllerde altı iş günü içinde bildirilir?
6356 sayılı Kanun m.49, dört farklı durumu düzenler: taraflardan birinin ilk toplantıya gelmemesi veya geldiği hâlde görüşmeye başlamaması; başlayan görüşmelere devam edilmemesi; görüşme dönemi içinde anlaşmazlığın tutanakla tespiti; görüşme süresinin anlaşma olmadan sona ermesi. Bu hâllerde taraflardan biri uyuşmazlığı altı iş günü içinde görevli makama bildirir.
Bildirim yapılmazsa işçi sendikasının yetkisi düşer. Bu nedenle uyuşmazlık tutanağının hazırlanmasıyla görevli makama bildirilmesi aynı işlem sayılmamalıdır. Tarafların aralarında imzaladığı belgenin idareye ulaşmasını bekleyen bir başka prosedür varmış gibi davranılamaz. Bildirim yükümlülüğü, kanunun öngördüğü süre içinde tamamlanır ve kayıt altına alınır.
Toplantıya katılmama hâlinde toplantının önceden belirlenen tarih, yer ve saat bilgileri önem taşır. Görüşmelere devam etmeme hâlinde ise önceki toplantılar ve devam için kararlaştırılan düzen değerlendirilir. Uyuşmazlık konusu her dosyada aynı belgeyle ortaya konulmaz; hangi m.49 olayının gerçekleştiği somut olarak yazılır.
Görüşmelerin anlaşmasız sona erdiği dosyada bir tarafın daha sonra yeni teklif sunması, tamamlanması gereken altı iş günlük bildirimi gereksiz hâle getirmez. Anlaşma ihtimaliyle kanuni işlem birbirinden ayrı takip edilir. Amaç görüşmeyi kesmek değil, uyuşmazlık çözüm sürecine geçişte yetkinin usul nedeniyle kaybedilmesini önlemektir.
Resmî arabulucu kim tarafından görevlendirilir?
m.50/1 uyarınca uyuşmazlık yazısını alan görevli makam, altı iş günü içinde resmî listedeki bir arabulucuyu görevlendirir. Taraflardan en az biri katılırsa işlem bu katılımla yürütülür; tarafların hiçbiri katılmazsa makam resen görevlendirme yapar. Böylece taraflardan birinin seçim toplantısına gelmemesi, arabuluculuk aşamasını tek başına işlemez hâle getirmez.
Taraflar resmî listedeki bir isim üzerinde anlaşmışsa, görevli makam bu kişiyi uyuşmazlıkta arabulucu olarak görevlendirir. Anlaşma, listede olmayan herhangi bir kişinin kendiliğinden resmî arabulucu sıfatı kazanması sonucunu doğurmaz. Tarafların tercih hakkı ile görevlendirmeyi yapan makamın işlemi birlikte bulunmalıdır.
Bu arabuluculuk, sendika ile işveren tarafı arasındaki toplu çıkar uyuşmazlığını çözmeye yöneliktir. Bireysel işçinin kıdem tazminatı veya ücret alacağı için başvurduğu dava şartı arabuluculukla aynı takvime ve başvuru kanalına sahip değildir. Toplu pazarlık dosyasını adliye arabuluculuk bürosuna verilen sıradan alacak başvurusuyla ikame etmek, m.49–50’deki idari süreci tamamlamaz.
Görevlendirme yazısı, uyuşmazlığın kapsamı ve arabulucunun bildirimi aldığı tarih birlikte saklanır. Görev süresinin başlangıcı bu bildirimdir. Tarafların arabulucuyla ilk telefon görüşmesi veya toplantı için belirlenen sonraki gün, kanundaki başlangıç yerine geçirilmemelidir.
Arabulucunun on beş günlük görevi nasıl uzatılır?
m.50/3’e göre arabulucunun görevi, kendisine yapılacak bildirimden itibaren on beş gün sürer. Taraflar anlaşırsa bu süre en çok altı iş günü uzatılır ve uzatma görevli makama bildirilir. Burada da on beş günlük asıl dönem ile altı iş günlük ek dönem aynı birimle ifade edilmemiştir. Tarafların tek yanlı süre uzatma açıklaması, karşılıklı anlaşmanın yerine geçmez.
Arabulucu m.50/2 kapsamında tarafların anlaşması için çaba gösterir ve öneriler sunar. Görevi uyuşmazlığın tarafları yerine toplu iş sözleşmesi hükmü kurmak değildir. Arabulucunun önerisini taraflardan biri kabul etmediğinde, sırf öneri hazırlanmış olması o ücret veya çalışma koşulunu bağlayıcı sözleşme maddesine dönüştürmez.
m.50/6, tarafları ve diğer ilgilileri arabulucunun anlaşmazlık konusunda istediği bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü kılar. Teklifler, üzerinde uzlaşılan maddeler, uyuşmazlık tutanağı ve ekonomik değerlendirmeye esas kayıtlar bu sürecin bilgi temelini oluşturur. İstenen belgenin uyuşmazlıkla bağlantısı kurulmalı; taraflar bilgi verme görevini yalnız toplantıya katılmış olmakla tamamladıklarını varsaymamalıdır.
Arabuluculuk süresi boyunca anlaşma sağlanırsa m.48’deki imza ve tevdi düzeni uygulanır. Anlaşmanın arabulucu huzurunda ortaya çıkması, sözleşmenin nüsha sayısı, imzalanması ve görevli makama verilmesi yükümlülüklerini kaldırmaz. Sonuç yine kanundaki toplu iş sözleşmesi işlemleriyle tamamlanır.
Arabuluculuk anlaşmasız biterse tutanak ne zaman tebliğ edilir?
Arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanamazsa m.50/5 uygulanır. Arabulucu üç iş günü içinde uyuşmazlığı belirleyen tutanağı düzenler, çözüm için gerekli gördüğü önerileri ekler ve görevli makama tevdi eder. Görevli makam da tutanağı en geç üç iş günü içinde taraflara tebliğ eder. Arabulucunun düzenleme süresi ile makamın tebliğ süresi ayrı işlemlere ilişkindir.
Tutanağın düzenlendiği tarih, görevli makama verildiği tarih ve tarafa tebliğ edildiği tarih dosyada ayrı tutulur. Sonraki aşamalar bakımından kanunun hangi olayı başlangıç aldığına bakılır. Özellikle m.60/1, grev kararının alınması ve uygulanması yönünden m.50/5’teki tutanağın tebliğine bağlanan altmış günlük bir düzen kurar. Arabulucunun toplantıyı bitirdiğini sözlü açıklaması, bu tebliğ işleminin yerine geçmez.
Grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda m.51’deki Yüksek Hakem Kurulu yolu ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle her anlaşmasız arabuluculuk dosyasının aynı sonraki işleme tabi olduğu söylenemez. İşin ve işyerinin hukuki niteliği, yasakların varlığı ve uygulanacak çözüm yolu birlikte belirlenir.
Arabulucunun önerileri uyuşmazlığın kapsamını açıklamaya yardım eder; ancak tarafların üzerinde daha önce uzlaştığı maddelerle anlaşmazlık konusu kalan maddelerin ayrımı korunmalıdır. Sonraki işlemde yanlış taslak metninin esas alınması, arabuluculuk tutanağının işlevini zayıflatır ve pazarlık dosyasının gerçek durumunu görünmez kılar.
Anlaşma sağlandığında imza, tevdi ve ilan nasıl tamamlanır?
m.48/1 uyarınca anlaşma sonunda toplu iş sözleşmesi dört nüsha düzenlenir ve taraf temsilcilerince imzalanır. Çağrıyı yapan taraf, iki nüshayı altı iş günü içinde görevli makama verir. Makam sözleşmenin bir nüshasını Bakanlığa gönderir. Çağrıyı işveren tarafının yaptığı dosyada bu tevdi görevi otomatik olarak sendikaya yüklenemez; kanun çağrıyı yapan tarafı esas almıştır.
İmzaya sunulan dört nüshanın aynı metni ve ekleri içermesi gerekir. Son toplantıda değişen ücret cetvelinin yalnız bir nüshada bulunması veya ekin hangi sözleşmeye bağlı olduğunun belirtilmemesi, uygulanacak hükmün tespitini güçleştirir. Temsilcilerin imzalarıyla birlikte yürürlük dönemi ve kapsam bilgisi de imzalanan metinde belirgin olmalıdır.
m.48/2, işverene sözleşmeyi işyerinde işçilerin görebileceği yerlere asma yükümlülüğü getirir. Toplu iş sözleşmesi hükmündeki özel hakem veya Yüksek Hakem Kurulu kararları ve maddede belirtilen toplu hak uyuşmazlığı kararları da ilan düzenine dahildir. Belgenin yalnız yönetici arşivinde saklanması, işçilere görünür ilanla aynı işlem değildir.
Görüşme süreleri sözleşmenin geçerlilik süresinden ayrıdır. Toplu iş sözleşmesinin süresi, m.35/2 uyarınca kural olarak bir ila üç yıldır. M.35/3, faaliyetleri bir yıldan az süren işler için bir yıldan kısa sözleşmeye izin verir; iş bitmezse bu sözleşme bir yılın sonuna kadar uygulanır. Altmış günlük görüşme süresi, imzalanan sözleşmenin yalnız altmış gün uygulanacağı anlamına gelmez.
Hangi süreler yetkinin kaybına bağlanmıştır?
Kanun her gecikmeyi aynı yaptırımla düzenlememiştir. m.46/2, on beş günlük sürede çağrı yapılmamasını yetki belgesinin hükmünü kaybetmesine bağlar. m.47/2, sendikanın otuz gün içinde ilk toplantıya gelmemesi veya görüşmeye başlamaması için yetki düşmesi öngörür. m.49 ise uyuşmazlığın altı iş günü içinde bildirilmemesinde aynı sonucu düzenler. Bu açık hükümler, birbirinin yerine geçmeyen ayrı kontrol noktalarıdır.
Görevli makamın arabulucu görevlendirmesi veya tutanağı tebliğ etmesi için belirlenen süre, tarafın kendi başvuru süresi gibi ele alınamaz. İdari işlemin gecikmesiyle tarafın hiç yapmadığı çağrı veya bildirim aynı olay değildir. Kimin hangi işlemi yapacağı gösterilmeden hazırlanan bir süre çizelgesi, yetki kaybının nedenini doğru açıklamaz.
Takvimde yetki belgesinin alınması, çağrı, çağrının tebliği, ilk toplantı, uyuşmazlığın doğduğu olay, idareye bildirim, arabulucuya bildirim ve tutanağın taraflara tebliği ayrı satırlarda tutulur. Kanundaki gün ve iş günü ayrımı her satırın yanında yazılır. Bu yöntem, farklı başlangıçları toplam bir süreye indirgemeden her yükümlülüğün zamanında tamamlanmasını izlemeye yarar.
Son kontrol, yapılan işlemin doğru makama ve doğru muhataba yöneltilip yöneltilmediğidir. İç yazışmanın tarihli olması, kanuni çağrı veya bildirim olarak kabul edilmesi için tek başına yeterli değildir; işlemin içeriği, muhatabı ve tamamlanma kaydı birlikte bulunmalıdır.
Sık sorulan sorular
TİS görüşmesine çağrı süresi on beş iş günü müdür?
Hayır. 6356 sayılı Kanun m.46, yetki belgesinin alındığı tarihten itibaren on beş gün der. Hükümde iş günü ifadesi yoktur. Çağrıyı taraflardan biri yapar ve tarihini derhâl görevli makama bildirir. Süresinde çağrı yapılmazsa yetki belgesinin hükmü kalmaz.
İşveren de toplu görüşmeye çağrı yapabilir mi?
Evet. m.46/1 çağrı yetkisini taraflardan birine tanır; yalnız işçi sendikasına özgülemez. Çağrıyı yapan taraf tekliflerinin bütününü çağrı süresi içinde karşı tarafa verir. Sözleşme imzalandığında iki nüshayı altı iş günü içinde görevli makama tevdi yükümlülüğü de m.48 gereğince çağrıyı yapan tarafa aittir.
Çağrıya eklenen teklifler daha sonra değiştirilebilir mi?
Evet. m.46/3, tekliflerin tamamının çağrı süresi içinde sunulmasını isterken toplu görüşme gereği yapılacak değişiklik hakkını saklı tutar. İlk teklif değiştirilemez metin değildir. Bununla birlikte değişiklik hakkı, teklif bütününü başlangıçta zamanında karşı tarafa verme yükümlülüğünü kaldırmaz.
Toplantı yeri üzerinde anlaşma olmazsa ne yapılır?
m.47/1 uyarınca taraflardan biri görevli makama başvurur. Makam ilk toplantının yerini, gününü ve saatini derhâl belirleyerek taraflara bildirir. Tarafların anlaşmayla belirleme süresi, çağrının karşı tarafa tebliğinden itibaren altı iş günüdür; anlaşmazlık takvimin süresiz beklemesine yol açmaz.
Sendika ilk toplantıya gelmezse yetkisini kaybeder mi?
m.47/2, çağrı tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılacak ilk toplantıya gelmeyen veya aynı süre içinde toplu görüşmeye başlamayan işçi sendikasının yetkisinin düşeceğini düzenler. İşverenin toplantıya gelmemesi ise ayrıca m.49’daki uyuşmazlığın bildirimi hükümleriyle değerlendirilir; iki tarafın davranışı aynı değildir.
Altmış günlük görüşme süresi çağrıdan mı başlar?
Hayır. m.47/3’e göre altmış günlük toplu görüşme süresi ilk toplantı tarihinden başlar. Çağrı ve ilk toplantı farklı işlemlerdir. Sonraki toplantılar yeni bir altmış günlük dönem başlatmaz. Bu süre, arabuluculuk sonrası grev kararı için düzenlenen ayrı altmış günlük süreyle de karıştırılmamalıdır.
Uyuşmazlık tutanağını imzalamak bildirimi tamamlar mı?
Hayır. m.49 uyarınca uyuşmazlığın altı iş günü içinde görevli makama bildirilmesi gerekir. Taraflar arasında tutanak düzenlenmesiyle idareye bildirim ayrı işlemlerdir. İlk toplantıya katılmama, görüşmeye devam etmeme veya sürenin anlaşmasız bitmesi gibi hâllerde ilgili olayın kaydı ve bildirim tarihi ayrıca belirlenir.
Taraflar arabulucu seçimine katılmazsa süreç durur mu?
Hayır. m.50/1, görevli makamın taraflardan en az birinin katılımıyla, katılım yoksa resen resmî listeden arabulucu görevlendirmesini öngörür. Taraflar resmî listedeki bir isim üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir. Toplantıya gelmeme, görevlendirmeyi tek başına engelleyen bir veto değildir.
Resmî arabulucunun görev süresi kaç gündür?
m.50/3 uyarınca kendisine bildirim yapılmasından itibaren on beş gündür. Tarafların anlaşmasıyla en çok altı iş günü uzatılır ve görevli makama bildirilir. Asıl süre ile ek sürenin birimi farklıdır. Taraflardan birinin tek başına uzatma istemesi, kanunun aradığı anlaşmanın yerine geçmez.
Anlaşma çıkmazsa arabulucu iş koşullarını kendisi belirler mi?
Hayır. Arabulucu öneride bulunur; taraflar yerine bağlayıcı toplu iş sözleşmesi kurmaz. m.50/5 uyarınca üç iş günü içinde uyuşmazlık tutanağını ve önerilerini görevli makama verir. Makam en geç üç iş günü içinde taraflara tebliğ eder; sonraki çözüm yolu uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Toplu pazarlık takvimi incelenirken yetki belgesinin alınma kaydı, çağrı ve tebliğ belgeleri, teklif sürümleri, toplantı tutanakları ve arabuluculuk bildirimleri birlikte değerlendirilir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde, farklı şehirlerdeki işletme birimlerinin yazışmaları tek kronolojiye bağlanır. İstanbul ve Mersin ofislerimizle iletişime geçerek hangi işlemin hangi süreyi başlattığına ilişkin belgelerinizi iletebilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
