Toplu İş Sözleşmesinde Yorum Davası ve Ücret Alacağı: Taraflar, Süre ve Faiz
Uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin anlamına ilişkin uyuşmazlıkta, sözleşmenin tarafları 6356 sayılı Kanun m.53/1 uyarınca yorum davası açabilir. Bu dava, işçiye belirli bir tutarın ödenmesini amaçlayan alacak davasıyla aynı değildir. İşçinin ücret farkı, ikramiye veya sosyal yardım talebi için kendi yararlanma şartlarını ve alacağın miktarını ayrıca ortaya koyması gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında temerrüt tarihinden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi öngörür. Bu faiz, sadece çalışanın sendikalı olması nedeniyle bütün alacaklarına uygulanan genel oran değildir. Talebin kaynağı, ödeme günü ve temerrüt başlangıcı belirlenmelidir. Yorum, ödeme talebi ve faiz hesabı ayrı sorular olarak ele alındığında hem dava türü hem de istenecek sonuç açık hâle gelir.

Hangi anlaşmazlık yorum davasının konusudur?
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.53/1, uygulanmakta olan TİS’in yorumundan doğan uyuşmazlıkları düzenler. Tarafların imzaladığı bir hükmün hangi çalışan grubuna, hangi hesap yöntemine veya hangi çalışma durumuna ilişkin olduğu konusunda anlaşmazlık bulunması bu davanın konusunu oluşturur. Tartışılan şey mevcut sözleşmenin anlamıdır.
Yorum davası, toplu görüşmede kabul edilmemiş yeni bir hakkı sözleşmeye ekleme yolu değildir. Üzerinde anlaşılmış metnin ne söylediğinin belirlenmesiyle, daha yüksek ücret veya yeni bir sosyal yardım kararlaştırılması farklı işlemlerdir. Yeni çalışma koşulu istemi, mevcut hükümde dayanak bulunmadan yorum adı altında oluşturulamaz.
Uyuşmazlık yalnız ödeme yapılmamasından ibaretse de dava türü ayrıca seçilmelidir. İşveren hükmün anlamını kabul ettiği hâlde borcu ödemiyorsa, istenen sonuç anlam tespitinden çok edadır. Sözleşmenin anlamı tartışmalı ve somut alacak da bulunuyorsa, her talebin tarafı, konusu ve hukuki sonucu ayrı gösterilir.
Bu ayrım talep sonucunda görünmelidir. Bir sözleşme maddesinin nasıl anlaşılacağının belirlenmesiyle belirli dönemin ücret farkının faiziyle tahsili aynı cümlede belirsiz bırakılmamalıdır. Dava dilekçesi, mahkemeden hangi hukuki sonucun istendiğini açıkça ortaya koymalıdır.
Yorum davasını işçi mi, sözleşmenin tarafı mı açar?
m.53/1, yorum davası açma yetkisini toplu iş sözleşmesinin taraflarına tanır. İşçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverenin taraf olduğu sözleşme yapısı esas alınır. TİS’ten yararlanan her işçi, sırf yararlanıcı olması nedeniyle sözleşmenin toplu iş hukuku anlamındaki tarafı hâline gelmez.
Bu sınırlama işçinin kendi alacağını dava edemeyeceği anlamına gelmez. İşçi, yararlandığı sözleşmeden doğan ücret veya diğer edimlerin yerine getirilmesini ayrı talep edebilir. Ancak kendi parasal alacağını istemekle taraf sendikanın m.53/1’deki özel yorum davasını açması aynı dava konumu değildir.
İşveren tarafında da sözleşmeyi kimin imzaladığı incelenir. İşveren sendikasının taraf olduğu metinle sendika üyesi olmayan işverenin bizzat taraf olduğu metin birbirinden ayrılır. İşyerindeki bordro uygulamasını yürüten kişi veya insan kaynakları birimi, bu sıfatla toplu iş sözleşmesinin tarafı sayılmaz.
TİS’in tarafları ve düzenlediği haklar hakkındaki temel çerçeve, yorum davasında taraf sıfatının belirlenmesine de yardımcı olur. İmzalı metin, yetki ilişkisi ve işverenin sendika üyeliği kayıtları, davayı açan veya karşısında açılan kişinin hukuki konumunu açıklamalıdır.
Hangi dönem ve hangi sözleşme metni esas alınır?
m.53/1’in kullandığı ifade uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesidir. Bu nedenle yorum istenen hükmün hangi sözleşmeye, yürürlük dönemine ve işyeri kapsamına ait olduğu gösterilir. Önceki pazarlık döneminden kalmış taslakla yürürlükteki imzalı metin birbiri yerine kullanılamaz.
Ek protokoller, ücret cetvelleri ve sözleşmenin atıf yaptığı ekler birlikte incelenir. Bir maddenin yalnız başlığı veya bordroya aktarılmış kısa adı, sözleşmedeki bütün koşulları göstermeyebilir. Hangi ekin metnin parçası olduğu ve hangi tarihten itibaren uygulandığı belirlenmeden hükmün anlamı sağlıklı biçimde tartışılamaz.
m.35’in sözleşme süresi düzeniyle m.36/2’nin sona eren sözleşmenin iş sözleşmesine ilişkin hükümlerini devam ettirmesi ayrı değerlendirilir. TİS’in süresi ve sona erme sonrası etkisi, hangi metnin hangi sıfatla uygulandığının belirlenmesini gerektirir. Süre kayıtları, yorum istenen metnin hangi hukuki sıfatla uygulanmakta olduğunu açıklamalıdır; m.53’ün uygulanan sözleşme koşulu bu değerlendirmede korunur.
İşyerinin devri veya işverenin sendikadan ayrılması gibi işlemler de sözleşmenin kimler bakımından etkili olduğunu etkileyen ayrı hükümlere tabidir. Dava dosyasında tarih ve kapsam ilişkisi açıklanarak yorum sorusunun gerçekten hangi bağlayıcı metinden doğduğu ortaya konulmalıdır.
Yorum istenen hüküm nasıl somutlaştırılır?
Yorum talebi yalnız sözleşmenin bir madde numarasını yazmakla tamamlanmaz. Tarafların o maddeyi hangi farklı anlamlarda uyguladığı açıklanmalıdır. Ücret hesabındaki taban, hak kazanılan çalışma dönemi, belirli unvana bağlı ödeme veya bir yardımın koşulu konusunda birbirinden ayrılan yorumlar açık gösterilir.
İmzalı metnin ilgili maddesiyle tanımlar, kapsam ve bağlantılı hesap hükümleri birlikte okunur. Tek bir kelimenin bağlamından çıkarılması, aynı sözleşmenin başka hükmündeki açık sınırı görünmez kılabilir. Özellikle ücret cetvellerinin açıklamaları, ödeme dönemine ilişkin maddeler ve hak sahibi gruplar aynı incelemenin parçalarıdır.
Uygulama kayıtları uyuşmazlığın nasıl ortaya çıktığını gösterir. Farklı dönem bordroları, yazışmalar ve tarafların uygulama açıklamaları incelenebilir; ancak bir tarafın sonradan hazırladığı talimat, imzalı TİS’teki koşulu tek başına değiştiren belge olarak sunulmamalıdır. Mevcut metnin anlamı ile sonradan değiştirme iradesi ayrılır.
Mahkemeden istenen yorum, soyut hukuk danışmanlığı sorusu biçiminde bırakılmamalıdır. Hangi hükmün hangi anlamının tartışıldığı ve bu ayrımın tarafların sözleşme uygulamasına etkisi açıklanır. Böylece dava, belirsiz biçimde bütün TİS’in açıklanmasını isteyen bir metin yerine somut uyuşmazlığa odaklanır.
Yorum davasında karar ve istinaf süreci nasıldır?
m.53/1, mahkemenin en geç iki ay içinde karar vermesini öngörür. Karar hakkında istinafa başvurulursa bölge adliye mahkemesi uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar. Maddede belirtilen iki aylık süreler, mahkemelerin inceleme düzenine ilişkindir; tarafın istinaf başvurusu için iki ayı bulunduğu anlamına gelmez.
İstinafa başvuru süresi ile bölge adliye mahkemesinin karar verme süresi ayrı tutulmalıdır. 7036 sayılı Kanun m.7/3, kanun yollarında HMK hükümlerini uygular. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345 uyarınca istinaf başvuru süresi iki haftadır ve ilamın taraflara usulüne uygun tebliğiyle başlar. m.53’teki iki ayı tarafın başvuru süresi gibi kullanmak bu düzeni değiştirir. Kararın hazırlanma tarihiyle tarafın tebliğ tarihi ayrıca ayrılmalıdır.
Kanun m.79, uygulamadan doğan uyuşmazlıkların iş davalarına bakan mahkemelerde görüleceğini; ilgili bölümler bakımından görevli makamın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu düzenler. Yorum davasının tarafları ve toplu sözleşmenin düzeyiyle bağlantılı görevli makam belirlenir. Dilekçenin yalnız işyerinin ticari merkez adresine bakılarak yöneltilmesi yeterli inceleme değildir.
Bölge adliye mahkemesinin kararının kesin olduğuna ilişkin özel hüküm, genel parasal sınır tablosuna bakılarak yok sayılamaz. Yorum davası ile aynı dosyada tartışılan bireysel parasal talebin kanun yolu rejimi de otomatik olarak özdeş kabul edilmemelidir; hangi kararın hangi talebe ilişkin olduğu ayrılır.
Yorum kararı işçinin alacağını kendiliğinden ödetir mi?
Yorum davasının işlevi sözleşme hükmünün anlamına ilişkin uyuşmazlığı çözmektir. Bir işçiye ait dönem, miktar, çalışma kaydı ve yararlanma şartları bu davanın adı nedeniyle kendiliğinden tamamlanmış sayılmaz. Belirli bir borcun yerine getirilmesi isteniyorsa, eda talebinin konusu ve muhatabı ayrıca gösterilmelidir.
m.53/2’nin toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarını ayrıca düzenlemesi bu ayrımı açık biçimde ortaya koyar. Ücret farkı, ikramiye veya sözleşmesel yardım talebinde, hakkı doğuran madde kadar işçinin o maddenin koşullarını taşıması da incelenir. Aynı yorumun benimsenmesi, farklı çalışma sürelerine sahip bütün işçiler için aynı alacak tutarını oluşturmaz.
Yorum davası açılmış olmasıyla işçinin kendi ödeme talebinin dava şartları ve süreleri arasında otomatik bir özdeşlik kurulamaz. Hangi davanın tarafı olunduğu, talebin kapsamı ve diğer dosyanın somut uyuşmazlığa etkisi ayrı değerlendirilir. m.53, her bireysel TİS alacağının öncesinde mutlaka ayrı bir yorum davası açılmasını öngören bir hüküm içermez.
Ödeme isteyen kişi, yalnız sendikanın genel yazışmasını sunmakla yetinmemelidir. İlgili sözleşme hükmü, kişisel yararlanma başlangıcı, alacağın dönemi ve yapılan ödemeler birlikte gösterilir. Talep edilen net sonuç böylece hem karşı tarafça anlaşılır hem de hesap yönünden denetlenebilir hâle gelir.
İşçi TİS alacağı için hangi yararlanma şartlarını göstermelidir?
6356 sayılı Kanun m.39, toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın temel şartlarını düzenler. İmza tarihinde taraf sendikaya üye olanlarla imzadan sonra üye olanlar için başlangıç aynı değildir. Sonradan üyelikte sendikanın işverene bildirim tarihi önem taşır. Yorum tartışmasının işçi lehine çözülmesi, bu kişisel başlangıcı geriye doğru kendiliğinden değiştirmez.
Taraf sendikaya üye olmayanların durumunda m.39/4’teki dayanışma aidatı ve talep düzeni uygulanır. İşçinin yalnız aynı işyerinde çalışıyor olması, sözleşmenin bütün parasal hükümlerinden bütün dönemler için yararlandığını kanıtlamaz. İşveren vekilleri ve toplu görüşmeye işvereni temsilen katılanların m.39/7’deki kapsam dışı durumu da kontrol edilir.
Üyeliğe ilişkin kayıtla somut alacak maddesindeki ek koşul ayrı şeylerdir. Bir sosyal yardım yalnız belirli durum veya çalışma koşuluna bağlanmışsa, TİS’ten genel olarak yararlanma hakkı bulunan kişinin bu özel koşulu da taşıması gerekir. Yorum kararı sözleşmedeki şartın anlamını belirler; fiilî şartın gerçekleştiğine ilişkin delilin yerine geçmez.
Sendika aidatı ve işverenin kesinti yükümlülüğü hakkındaki kayıtlar yardımcı olabilir; ancak bordroda aidat görünmesiyle yararlanmanın bütün hukuki koşulları aynı anda kanıtlanmış sayılmaz. Üyelik, bildirim, talep ve ödeme dönemleri birbiriyle karşılaştırılır.
Bireysel TİS alacağında arabuluculuk şartı var mı?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı için açılan davalarda önceden arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Bu nedenle işçinin TİS kaynaklı ödeme talebi, sırf toplu sözleşmeden doğduğu için dava şartı arabuluculuğun dışında değildir.
Arabuluculuk başvurusunda istenen alacakların niteliği ve dönemleri açık belirtilmelidir. Ücret farkı talebiyle belirli sosyal yardım veya ikramiye talebi birbirinden ayrılır. Son tutanakta anlaşmaya varılıp varılmadığı ve uyuşmazlığın kapsamı kontrol edilir. Başvuru yapılmış olmasıyla bütün farklı taleplerin tartışılmış olması aynı olgu değildir.
m.3/2, anlaşmama son tutanağının dava dilekçesine eklenmesini düzenler. Tutanak ekinin eksikliğiyle hiç arabuluculuğa başvurulmamış olması farklı sonuçlara bağlanmıştır. İlkinde kanundaki kesin süreli tamamlama düzeni; ikincisinde dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret düzeni dikkate alınır.
Buradaki bireysel alacak arabuluculuğu, 6356 m.50’deki toplu pazarlık uyuşmazlığı için resmî arabuluculuk değildir. Bir TİS’in yapılması sırasında resmî arabulucunun görev yapmış olması, daha sonra işçinin alacak davası açarken m.3 kapsamındaki koşulu kendiliğinden tamamlamaz. İş mahkemesinin görevi de 7036 m.5 çerçevesinde değerlendirilir.
TİS alacağında hangi faiz uygulanır?
6356 sayılı Kanun m.53/2, toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında temerrüt tarihinden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranını düzenler. Hükmün uygulama ölçütü, alacağın toplu iş sözleşmesine dayanmasıdır. Çalışanın sendika üyesi olması veya işyerinde herhangi bir TİS bulunması tek başına her talebe aynı faizi taşımaz.
İşletme kredisi faizi, mevduat faizi veya soyut biçimde en yüksek banka faizi ifadesiyle karıştırılmamalıdır. Kanunun belirlediği kredi türü açık yazılmalıdır. Faiz talebinin yalnız yüksek oran isteniyor şeklinde kurulması, hangi özel hükmün uygulandığını ve hesabın hangi veriye dayanacağını belirsiz bırakır.
Hesap için kullanılan veri alacağın faiz dönemine ve kanunda belirtilen faiz türüne uygun olmalıdır. Başka tarihteki kredi ilanı veya farklı bankacılık ürününe ait oran, yalnız yüksek olduğu için m.53/2 oranı sayılmaz. Faiz tablosunda dönem, esas alınan oran ve dayanak belge görülebilmelidir.
Bu yazıda tek bir sabit yüzde verilmemesinin nedeni hükmün sabit bir oran belirlememesidir. Kanuni ölçüt somuttur: işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz. Hangi dönemde hangi oranın uygulanacağı hesap ve veri incelemesiyle belirlenir; doğrulanmamış güncel bir rakam, kanun maddesinin yerine konulamaz.
Faiz neden doğrudan TİS’in yürürlük gününden başlamaz?
m.53/2 faizin başlangıcını temerrüt tarihine bağlar. TİS’in yürürlük tarihi, hakkın ait olduğu çalışma dönemi, ödeme günü ve temerrüt tarihi aynı kavram değildir. Sözleşmenin geriye etkili bir başlangıç günü içermesi, bütün alacakların faizinin de otomatik olarak o gün başlayacağı sonucunu doğurmaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117 uyarınca muaccel borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa günü birlikte belirlenmişse veya maddede belirtilen biçimde usulüne uygun belirlenmişse, o günün geçmesiyle temerrüt oluşur. Bu nedenle her alacakta mutlaka ayrı ihtar gerekir şeklinde bir genelleme de doğru değildir.
TİS’te ödeme günü açık belirlenmişse ilgili hüküm okunur. Ödemenin hesap dönemi veya başka bir koşula bağlandığı durumda bu şartın ne zaman gerçekleştiği gösterilir. İhtar varsa hangi borcu, hangi dönemi ve hangi ödeme istemini içerdiği; borçluya ne zaman ulaştığı tespit edilir.
Birden fazla alacağın ayrı vade günleri bulunması hâlinde tamamına tek başlangıç tarihi yazmak hesabı değiştirebilir. Ücret farkı, ikramiye ve sosyal yardım kalemleri için önce borcun ödenebilir hâle geldiği zaman, ardından temerrüt kuralı belirlenir. Dava tarihinin her durumda tek mümkün başlangıç olduğu da varsayılmamalıdır.
Alacak ve faiz hesabı hangi kayıtlarla denetlenir?
Hesapta önce sözleşme hükmü ve işçinin yararlanma dönemi bir araya getirilir. Sonra o dönemdeki çalışma, ücret tabanı ve hak kazanma koşulları belirlenir. İşverenin yaptığı ödemeler dönem ve kalem itibarıyla gösterilerek istenen fark hesaplanır. Brüt hakkın doğması ile bankaya geçen ödeme aynı veri değildir.
Ücret cetveli ve ek protokol arasında tarih farkı varsa hangi cetvelin hangi dönem için uygulandığı yazılır. Bir artışın sonraki artışın hesabına etkisi, sözleşmenin kendi düzeninden belirlenir. Yalnız son ücret üzerinden bütün geçmiş dönemlerin yeniden kurulması, geçmişteki farklı çalışma ve hak kazanma koşullarını gözden kaçırabilir.
Faiz hesabı ayrı tabloda temerrüt başlangıcını, faiz türünü ve dönemleri göstermelidir. Alacak miktarındaki hatayla faiz oranındaki hata farklıdır. Doğru faiz türü seçilmiş olsa bile yanlış başlangıç tarihi sonucu değiştirir; doğru tarih seçilmiş olması da yanlış kredi türündeki oranı geçerli kılmaz.
Uyuşmazlık yorumdan kaynaklanıyorsa hesap hangi yoruma dayandığını açık belirtir. Mahkemenin belirlediği anlamla hesap varsayımı arasında uyum aranır. Hesap uzmanının kendiliğinden yeni sözleşme hükmü üretmesiyle mevcut hükme göre matematiksel işlem yapması farklı görevlerdir; hukuki dayanak görünür tutulmalıdır.
Dava seçerken hangi dört ayrım korunmalıdır?
İlk ayrım davacının sıfatıdır: toplu iş sözleşmesinin tarafı mı, kendi alacağını isteyen yararlanıcı işçi mi? İkinci ayrım istenen sonuçtur: hükmün anlamının belirlenmesi mi, belirli bir borcun ödenmesi mi? Bu iki soru m.53’ün birinci ve ikinci fıkralarının hangi işlevle kullanılacağını açıklar.
Üçüncü ayrım sözleşme kapsamı ile kişisel yararlanmadır. İşyerinde TİS bulunması, her çalışanın bütün dönemleri için bütün hakların doğduğunu göstermez. m.39’daki üyelik veya talep başlangıcıyla ilgili alacak maddesindeki özel koşullar birlikte incelenir. Yorumun genel olması, alacak hesabının çalışan bazındaki özelliğini kaldırmaz.
Dördüncü ayrım alacak kaynağı ile faiz başlangıcıdır. TİS’e dayanan eda talebinde m.53/2 faiz türünü gösterir; temerrüdün ne zaman oluştuğu ise vade ve gerektiğinde ihtar kayıtlarıyla belirlenir. Sözleşmenin imzalanması, yürürlük günü, ödeme tarihi ve dava tarihi birbirinin yerine yazılmaz.
Bu dört ayrım tamamlandığında başvuru metni gereksiz genel iddialardan arınır. Yorum davasında tartışılan anlam açıklaşır; bireysel alacakta istenen dönem ve miktar belirlenir; arabuluculuk ve görev kuralları doğru talebe bağlanır; faiz hesabı kanunun belirlediği tür ve başlangıç üzerinden denetlenir. Sonuç, doğrulanmış sözleşme ve kanun hükümlerine dayanır.
Sık sorulan sorular
Her işçi TİS yorum davası açabilir mi?
m.53/1 yorum davasını sözleşmenin taraflarına tanır. TİS’ten yararlanan işçi, sırf yararlanıcı olması nedeniyle taraf sayılmaz. Buna karşılık kendi ücret veya diğer alacağını ayrı dava edebilir. Yorum davası açma sıfatıyla kişisel ödeme talebi birbirinden ayrılmalıdır.
Yorum davasıyla yeni bir ikramiye hakkı getirilebilir mi?
Yorum davası mevcut toplu sözleşme hükmünün anlamını belirler. Metinde kabul edilmemiş yeni bir hakkın sözleşmeye eklenmesiyle aynı işlevi görmez. İkramiye talebinin dayandığı hüküm, kapsam ve koşullar gösterilir; yeni toplu pazarlık talebi yorum adı altında mevcut düzen gibi sunulamaz.
Yorum davasında iki aylık süre kimin için geçerlidir?
m.53/1, ilk derece mahkemesinin ve istinafta bölge adliye mahkemesinin iki ay içinde karar vermesini düzenler. Tarafın istinaf başvuru süresi ise 7036 m.7/3 ve HMK m.345 uyarınca ilamın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Mahkemenin inceleme süresiyle başvuru süresi birbirinden ayrılmalıdır.
Yorum davasındaki istinaf kararı temyiz edilir mi?
m.53/1, bölge adliye mahkemesinin uyuşmazlığı kesin karara bağlayacağını düzenler. Bu özel hüküm genel parasal sınırlara bakılarak ortadan kaldırılamaz. Yorum kararının kanun yolu rejimiyle işçinin ayrı parasal alacak davasındaki kararın rejimi otomatik olarak aynı kabul edilmemelidir.
Ücret farkı istemeden önce yorum davası şart mıdır?
m.53, her bireysel TİS alacağı için önceden ayrı yorum davası açılmasını zorunlu kılan hüküm içermez. İşçi ödeme talebinde sözleşme dayanağını ve yararlanma koşullarını gösterir. Mevcut bir yorum davasının somut alacak uyuşmazlığına etkisi ise ayrı değerlendirilir.
TİS alacağı için arabulucuya başvurulur mu?
7036 sayılı Kanun m.3/1, toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı davalarını da dava şartı arabuluculuk kapsamına alır. Bu, TİS yapılırken yürütülen 6356 m.50 resmî arabuluculuğundan farklıdır. Toplu pazarlıkta arabulucu bulunması, işçinin sonraki bireysel başvurusunu kendiliğinden tamamlamaz.
Sendika üyesinin bütün alacaklarına işletme kredisi faizi mi uygulanır?
Hayır. m.53/2’nin ölçütü, eda talebinin toplu iş sözleşmesine dayanmasıdır. Sendika üyeliği tek başına bütün farklı alacaklara aynı faiz türünü taşımaz. Talebin dayanak maddesi ve hukuki kaynağı belirlenir; faiz türü buna göre açıkça istenir ve hesaplanır.
İşletme kredisi faizi mevduat faiziyle aynı mıdır?
Hayır. 6356 m.53/2, işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranını açıkça belirtir. Başka bankacılık ürününe ait oranı yalnız yüksek olduğu için kullanmak doğru değildir. Hesabın dönem ve kredi türüyle uyumlu kaynağa dayanması gerekir; kanun tek sabit yüzde belirlememiştir.
Faiz TİS’in geriye dönük yürürlük gününden mi başlar?
m.53/2 temerrüt tarihini esas alır. Yürürlük günü, alacağın ait olduğu dönem ve ödeme günü birbirinden farklıdır. TBK m.117’ye göre vade ve gerektiğinde ihtar değerlendirilir. Geriye dönük sözleşme başlangıcı, bütün alacakların faizinin aynı günden otomatik işlemesi sonucunu doğurmaz.
Her alacak için ayrıca ihtar göndermek gerekir mi?
TBK m.117’de kural muaccel borç için ihtardır; ancak ifa günü birlikte veya maddede belirtilen usulle belirlenmişse o günün geçmesi temerrüt doğurur. Bu nedenle her durumda ihtar şarttır denilemez. TİS’in ödeme maddesi, alacak dönemi ve mevcut bildirim kayıtları birlikte incelenir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
TİS yorum ve alacak dosyasında imzalı sözleşme, ek protokol, tarafların farklı uygulama açıklamaları ve çalışan bazındaki hesap kayıtları birlikte incelenir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde, işletmenin farklı işyerlerindeki uygulama farkları aynı sözleşme maddesi üzerinden karşılaştırılır. İstanbul ve Mersin ofislerimizle iletişime geçerek tartışılan hükmü, ödeme dönemlerini ve temerrüt belgelerini paylaşabilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.35–39,50,53 ve79
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3,5 ve7
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
