Alman İthalatçı Türk Mobilyasını GPSR Nedeniyle Geri Çağırırsa: Masraf, Delil ve CISG Rücu (2026)
Kısa ve Net Cevap
Alman ithalatçı, Türk üreticisinden aldığı tüketici mobilyasında güvenlik riski tespit edilirse AB GPSR m.11 ve m.35–37 uyarınca gerekli piyasadan çekme, bildirim veya geri çağırma tedbirlerini geciktirmeden değerlendirmelidir. Alman tüketiciye karşı görev ile Türk satıcıya karşı CISG m.35, 38–39, 45, 74 ve 77 hükümlerine göre tazminat/rücu talebi birbirinden farklıdır. Ürün geri çağrıldı diye tüm masraflar otomatik Türk üreticiye geçmez. 19 Şubat 2026’da yürürlüğe giren Alman ProdSG değişikliği ve ürünün satış tarihi birlikte kontrol edilir.

Kısa Özet
| Konu | Türk mobilyasının Almanya’da güvenlik nedeniyle geri çağrılması |
|---|---|
| AB dayanağı | 2023/988 sayılı GPSR m.5–6, 9, 11, 13, 35–37 |
| Almanya 2026 | ProdSG §6 ve 19.02.2026 değişiklikleri |
| Türk üreticiye rücu | Uygulanırsa CISG m.35, 38–39, 45, 74, 77 |
| İlk deliller | Parti kodu, risk ve laboratuvar raporu, satış zinciri, gider faturaları |
| Sonuç | Kamusal güvenlik görevi ile özel sözleşmesel tazminat ayrı |
İçindekiler — İlgili bölüme git
Bir sandalye arızası niçin iki ayrı hukuk dosyası doğurur?
Örnek uyuşmazlıkta Almanya’da yerleşik bir ithalatçı, Türkiye’deki üreticiden katlanır ev tipi sandalyeler satın alır. Satılan partilerde bağlantı elemanının kırılması veya oturma yüzeyinin beklenen yük altında çökmesi nedeniyle tüketici güvenliği sorunu tespit edilir. Bu örnek belirli bir gerçek olayı anlatmaz; değerlendirmeyi somutlaştırmak için kullanılır. Alman ithalatçı raflardan ürünleri çekerken Alman tüketicilerle, piyasa gözetim makamıyla ve Türk tedarikçiyle farklı hukuki ilişkiler yürütmek zorundadır.
İlk dosya, AB piyasasındaki güvenlik yükümlülüğü ve tüketicilerin korunmasıdır. İkinci dosya ise Türk üreticinin uluslararası satış sözleşmesini gereği gibi ifa edip etmediği ve ithalatçının yaptığı giderleri hangi koşullarda talep edebileceğidir. Kamu hukuku bakımından ithalatçının düzeltici faaliyet üstlenmesi, sözleşmesel masrafların Türk üreticiye kendiliğinden aktarılması sonucunu doğurmaz. Önce görev, risk, ihbar ve nedensellik ayrı ayrı kurulur.
GPSR hangi Türk mobilyalarına uygulanır?
AB Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü (Regulation (EU) 2023/988), tüketicilere sunulan ürünler için genel güvenlik rejimi getirir. Evde kullanılmak üzere satılan katlanır sandalye, sehpa ve benzeri mobilyalar kural olarak tüketici ürünüdür. Ancak ürünün niteliğine göre özel AB uyum mevzuatı devreye girebilir; GPSR m.2, aynı amaçlı özel güvenlik hükümlerinin kapsadığı risklerle kendi kapsamı arasındaki sınırı belirler. Bir ürünün metal veya plastik olması tek başına kapsamı değiştirmez; amaçlanan ve makul biçimde öngörülebilen kullanım belirleyicidir.
İthalatçının ön dosyasında ürün sınıflandırması, katalogdaki hedef kullanıcı, çevrim içi ilan metni, teknik tanım, satış kanalları ve varsa özel ürün güvenliği düzenlemeleri birlikte değerlendirilir. Sadece profesyonel sanayi tesislerinde kullanılan eşya için tüketici ürününe özgü sonuçlar doğrudan uygulanmamalıdır. Buna karşılık mobilyanın işletmelere fatura edilmesi, nihai olarak ev kullanıcılarına satıldığı gerçeğini tek başına ortadan kaldırmaz.
2026’da hangi tarihteki ürün güvenliği rejimi geçerlidir?
GPSR, m.52 uyarınca 13 Aralık 2024 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Aynı tüzüğün m.51 geçiş kuralı, daha önce piyasaya sürülüp önceki düzenlemeye uygun olan ürünlerin piyasada bulunmaya devam etmesine ilişkin özel koruma getirir. Bu nedenle yalnız kusurun öğrenildiği günü değil, ürünün AB pazarına ilk kez sunulduğu tarihi, stok geçmişini ve ilgili parti bazındaki tedarik zincirini belirlemek gerekir.
Almanya’nın Produktsicherheitsgesetz (ProdSG) değişiklikleri 19 Şubat 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bu tarih, GPSR’nin ilk uygulama tarihiyle karıştırılmamalıdır: AB tüzüğü zaten doğrudan uygulanırken Alman kanunu yaptırım, dil ve gözetim alanını tamamlamaktadır. 2026 dosyasında eski Alman kanun metninden alıntı yapmak, özellikle güvenlik uyarılarının dili ve yaptırım analizi bakımından hataya yol açabilir. Dosyadaki sevk tarihleriyle resmi metin sürümü eşleştirilmelidir.
Kırılan sandalye otomatik geri çağırma sebebi midir?
Her garanti arızası güvenlik tehlikesi değildir. GPSR m.5 güvenli ürün sağlama temelini, m.6 ise güvenlik değerlendirmesinde ürün özellikleri, kurulum talimatı, kullanıcı grubu ve öngörülebilir kullanımı dikkate alma yöntemini düzenler. Tekil kozmetik çizik ile kullanıcı düşmesine neden olabilen yapısal bağlantı kusuru aynı risk derecesinde değildir. Teknik bilirkişi incelemesinde beklenen yük, yorulma testi, kaynak ve cıvata bağlantıları, montaj yönergesi, üretim toleransları ve olayın kullanım koşulları belgelenmelidir.
İthalatçı yalnız müşterinin fotoğrafına bakarak kusur oranı veya tehlike sınıfı ilan etmemelidir. Bunun yerine üretim partisi ve seri numaralarıyla eşleştirilmiş numuneler korumaya alınmalı; bağımsız laboratuvarla tekrarlanabilir test planı kurulmalı, müşteri şikâyetleri kronolojik çizelgeye aktarılmalıdır. Risk sınıflandırması belirsizken satışın sürmesi yeni olaylar ve ek zarar yaratabileceği için geçici tedbirler ayrı değerlendirilmelidir.
Türk üreticinin AB ürün güvenliği dosyasındaki konumu
Ürünü tasarlayan ve kendi adı altında üreten Türk fabrika, AB içindeki ithalatçının sorumluluğundan ayrı bir üretici rolüne sahiptir. GPSR m.9 uyarınca üretici ürünün güvenliğini sağlayacak süreçleri, iç risk analizini, teknik belgeleri, ürün tanımlayıcılarını ve gerekli güvenlik bilgilerini oluşturmalıdır. Türkiye’den gönderilmiş bir kalite sertifikası, AB mevzuatınca istenen somut risk analizinin her zaman yerine geçtiği anlamına gelmez.
Ticari sözleşmede üreticinin parti izleme kodlarını ve tasarım revizyonlarını saklama yükümlülüğü açıkça düzenlenmelidir. İthalatçı sorun bildirdiğinde üreticinin hangi numuneyi, üretim çizimini veya kaynak testini paylaşacağı önemlidir. İlgili tesiste birden fazla alıcıya aynı model üretilmiş olması, arızanın belirli bir partiyle mi yoksa tüm tasarımla mı ilgili olduğunun ayrıştırılmasını gerektirir. Üreticiye gönderilecek yazıda kusur iddiası ile henüz kesinleşmemiş teknik nedenler birbirinden ayrılmalıdır.
Alman ithalatçının GPSR m.11 kapsamındaki ön kontrolü
GPSR m.11, ithalatçıya piyasaya sürmeden önce ürünün genel güvenlik gereğini ve üreticinin belirli bilgi-belge yükümlülüklerini yerine getirdiğini kontrol etme görevi yükler. İthalatçının üretici bilgilerini, kendi erişim adreslerini ve gerekli uyarıları sağlaması; ürün tehlikeli hale geldiğinde düzeltici işlem ve bildirim mekanizmasını işletmesi beklenir. Bu görevler yalnız sözleşmenin Türk üreticiye yüklenmesiyle ortadan kaldırılamaz.
Teslim sırasında üretici belgesini hiç istemeyen, üzerinde parti kimliği bulunmayan sandalyeyi rastgele dağıtan veya satış sonrası şikâyetleri kaydetmeyen ithalatçının kendi organizasyon eksikliği doğabilir. Sonraki tazminat hesabında bu ihmallerin zarara katkısı ayrıca tartışılır. Sözleşmeye konan 'tüm sorumluluk üreticiye aittir' cümlesi, düzenleyici makamın Alman ithalatçıya yönelteceği kamusal yükümlülüğü kendiliğinden kaldırmaz; ancak taraflar arası rücu açısından anlam taşıyabilir.
Alman GmbH ürünü kendi markasıyla satıyorsa
GPSR m.13/1 uyarınca bir ürünü kendi adı veya ticari markası altında piyasaya süren kişi, tüzük yönünden üretici sayılarak m.9 yükümlülüklerini üstlenebilir. Türk fabrikasının fason üretim yapması ile Alman markasının etiket üzerinde tek üretici gibi görünmesi, sorumluluk zincirinin kurulmasında temel ayrımdır. Fiziksel imalatın Türkiye’de olması, özel markalı satışta AB tarafının rolünü otomatik daraltmaz.
Bu nedenle etiket fotoğrafları, ambalaj üzerindeki işletme adı, pazaryeri satıcı sayfası, katalog ve faturalar korunmalıdır. İthalatçının yalnız ithalatçı olduğu dosya ile kendi markasını kullanan dosya aynı hukuki şablonla yürütülmemelidir. Türk üretici açısından da marka sahibiyle yaptığı fason sözleşmede ürün tasarımını kimin verdiği, hangi laboratuvar testlerinin kim tarafından onaylandığı ve risk uyarısının kimin tarafından hazırlanacağı rücu savunmasına doğrudan etki eder.
Mobilyada CE logosu aranması zorunlu mudur?
CE işareti bütün tüketici ürünleri için genel bir güvenlik damgası değildir. Ancak ilgili sektörel AB uyum mevzuatı CE işaretini gerekli kılıyorsa kullanılabilir. Sıradan katlanır sandalye bakımından salt GPSR’ye tabi olma, ürünün üzerine CE işareti basılmasını gerektirmez. Sahte veya gereksiz CE logosu yerine gerçek üretici ve ithalatçı bilgisi, parti takibi, uygun kullanım talimatı ve risk analizi önceliklidir.
Alıcı ile satıcının sözleşmeye 'CE certified furniture' gibi belirsiz bir ifade koyması gereksiz uyuşmazlık doğurabilir. Hangi norm, hangi test protokolü ve hangi performans kriterinin talep edildiği yazılmalıdır. İleride bir parti geri çağrıldığında asıl mesele etikette bir logo bulunması değil, somut teknik güvenlik riski ile mevcut belgelerin eksikliğidir. Özel donanım veya elektrikli bileşen eklenmiş mobilyada ayrı mevzuat incelemesi gerekir.
Almanca montaj ve güvenlik uyarıları: ProdSG §6
Almanya’nın 19 Şubat 2026’da yürürlüğe giren ProdSG §6 hükmü, GPSR kapsamındaki ilgili kullanım talimatları, güvenlik bilgileri ve uyarıların Almanca hazırlanmasını zorunlu kılar. İhracatçının yalnız Türkçe veya İngilizce kullanım föyü göndermesi, Alman piyasasında gerekli dil yükümlülüğünün yerine getirildiği sonucunu vermez. Montaj sırasında yanlış vida yerleşimini önleyen bir uyarının anlaşılabilir olması gerçek ürün güvenliğini etkileyebilir.
Almanca çevirinin kim tarafından hazırlanacağı ve teknik terim doğruluğunun kimce onaylanacağı sözleşmede açıklanmalıdır. Hatalı tercüme nedeniyle ortaya çıkan risk, fiziksel üretim hatasından farklı bir sorumluluk zincirine işaret edebilir. İthalatçının tercümeyi kendisi değiştirmesi ile Türk üreticinin eksik talimat göndermesi aynı nedensellik ilişkisini oluşturmaz. Bu ayrım, geri çağırmanın tüm giderlerinin tek tarafa yüklenip yüklenemeyeceği açısından önemlidir.
Parti numarası, fatura ve stok zinciri nasıl korunur?
Geri çağırmanın kapsamı belirlenirken hangi parti ürünün hangi tüketiciye veya hangi perakendeciye ulaştığı bilinmelidir. GPSR m.9, m.11 ve ekonomik işletmelerin izlenebilirlik hükümleri, ürünün ve sorumlu aktörlerin tanımlanmasını öngörür. Üretim seri kodu, koli etiketi, konteyner bilgisi, giriş stok fişi, perakende sevk irsaliyesi ve iade kayıtları birbiriyle tutarlı tutulmalıdır. İthalatçının müşteri kaydı eksikliği, güvenlik duyurusunun kapsamını gereksiz biçimde genişletebilir.
Türk üreticiye yöneltilecek talepte 'tüm ürünler geri çağrıldı' ifadesi yeterli değildir. Hangi batch için hangi teknik testin risk gösterdiği, hangi şubelerde kaç adet kaldığı ve hangi tüketicilere doğrudan ulaşılabildiği ayrı tablolara dökülmelidir. Sağlam partilerin gereksiz geri çağrılması iddiasına karşı karar tarihindeki makul risk bilgilerinin dosyalanması gerekir.
Tehlike şüphesi öğrenildiğinde ilk 24 saat
GPSR belirli her olay için tek tip '24 saatlik genel ihbar süresi' öngörmez; ilgili hükümlerde 'derhal' ve 'gereksiz gecikme olmaksızın' gibi yükümlülükler bulunur. Bu nedenle işletme içindeki ilk gün planı yasal son süre gibi sunulmamalıdır. Ancak risk şüphesi ortaya çıkar çıkmaz dağıtımı durdurma ihtimali, stok blokajı, satıcı ve üretici bilgilendirmesi, laboratuvar numunesinin emniyete alınması ve güvenlik ekibinin toplanması için hızlı karar alınmalıdır.
İthalatçının tek taraflı teknik köken açıklaması yapmak yerine olay kayıtlarını ve fotoğrafları değiştirilmez şekilde saklaması önemlidir. Yönetim kararları tutanaklaştırılmalı, hangi kişinin hangi tarihte hangi uyarıyı aldığı gösterilmelidir. Telefonla yapılan üretici görüşmesini sonrasında yazılı teyit etmek, hem pazar güvenliği hem de CISG uyarınca zamanında uygunluk ihbarı yapıldığının kanıtlanması için yararlıdır.
Piyasadan çekme ile tüketiciden geri çağırma ayrımı
Piyasadan çekme, henüz tüketicilere ulaşmamış ürünlerin tedarik ve satış kanallarından ayrılması; geri çağırma ise tüketicilere geçmiş ürünlerin geri alınması veya güvenlik düzeltmesi sürecidir. GPSR’de kullanılan kavramlar işlem kapsamına göre farklıdır. İthalatçının Almanya’daki deposunda bekleyen 500 sandalyeyi bloke etmesi, daha önce müşterilere satılmış 3.000 sandalye için gerekli olabilecek duyuru ve çözüm yükümlülüğünün yerine geçtiği anlamına gelmez.
Teknik rapor yalnız belirli üretim kodunda risk buluyorsa diğer partilerin kapsam dışında tutulması gerekçelendirilmelidir. Henüz dağıtılmamış malın geri gönderme navlunu, tüketiciye ulaşmış ürünün toplanma ve bedel iadesi gideriyle aynı kalemde değerlendirilmez. Rücu hesabında bu ayrım, gereksiz masraf itirazını azaltır ve hangi tedbirin hangi tarihte makul olduğunu ispatlamaya yardımcı olur.
Safety Business Gateway bildirimi kimin görevidir?
GPSR m.9 ve m.11 sistematiği, tehlikeli ürün söz konusu olduğunda üretici ve ithalatçıya düzeltici tedbir ile yetkili piyasa gözetimi makamlarının Safety Business Gateway üzerinden bilgilendirilmesine ilişkin görevler yükler. Alman ithalatçı, Türkiye’deki üreticiye bir e-posta atmış olmasını resmi bildirim yükümlülüğünü her durumda yerine getirme olarak değerlendiremez. Bildirimin hangi üye devlette, hangi risk ve hangi miktar için yapıldığı kaydedilmelidir.
Kuruma iletilen açıklamanın kapsamı ile sonradan Türk satıcıya gönderilen talep mektubu tutarlı olmalıdır. Bir dosyada ürün tehlikesi 'kaynak birleşiminin zayıflığı' diye tanımlanırken diğer dosyada 'yalnız tüketici yanlış kullandı' denilmesi savunmayı zayıflatabilir. Teknik belirsizlik varsa belgeye dayanmayan kesin üretici kusuru beyanlarından kaçınılmalı, kontrol sonrası gerekçeli ek bildirim yöntemi araştırılmalıdır.
Geri çağırma duyurusu hangi bilgileri içermelidir?
GPSR m.35, etkilenen ve tespit edilebilen tüketicilerin doğrudan bilgilendirilmesini; m.36 ise geri çağırma duyurusunda ürün fotoğrafı, isim, ayırt edici parti veya seri numarası, tehlikenin açıklaması, kullanımın bırakılması talimatı ve çözüm yolları gibi unsurları öngörür. 2024/1435 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü, geri çağırma ilanı için standart bir şablon düzenlemiştir. Duyurunun Alman tüketicinin anlayacağı dilde olması ayrıca önemlidir.
İlan metnine yalnız marka itibarını korumak için 'önemsiz', 'tedbir amaçlı' gibi riski küçülten ifadeler eklenmesi m.36 çerçevesinde sorun yaratabilir. Ürünün tehlikesi teknik doğrulukla anlatılmalı; ücretsiz iletişim kanalı, geri gönderme yöntemi ve çözüm seçenekleri açıklanmalıdır. Duyuru taslağı, reklam metni olarak değil ürün güvenliği belgesi olarak hukuk ve teknik ekiplerce onaylanmalıdır.
Tüketiciye onarım, değişim veya para iadesi
GPSR m.37, ürün güvenliği nedeniyle geri çağırmanın sorumlusu olan işletmecinin tüketiciye etkin, ücretsiz ve zamanında giderim sunmasını düzenler. Genel kural olarak ücretsiz onarım, güvenli eşdeğer ürünle değiştirme veya uygun bedel iadesi seçeneklerinden en az ikisinin tüketiciye önerilmesi gerekir. Diğer çözümler olanaksız veya orantısız maliyetli olduğunda tek seçenekle sınırlanabilen istisna, dosyada gerekçelendirilmelidir. Tüketiciden kargo veya geri gönderme bedeli istenemez.
Katlanır sandalyede kırılma riski tasarım kaynaklıysa yalnız aynı sorunlu modelle değiştirme gerçek güvenlik giderimi olmayabilir. Onarım planının teknik güvenliğinin kanıtlanması ve müşteriye sunulması gerekir. Müşteriye verilen para iadesi, işletmenin Türk üreticiye rücu tutarıyla birebir eşit kabul edilmemelidir; perakende marjı, vergi ve komisyon kalemlerinin sözleşme tazminatı açısından ayrıca incelenmesi gerekir.
Geri çağırma zarar tablosu nasıl kurulmalıdır?
Alman ithalatçının talebinde yalnız tek bir toplam rakam yazılması yerine giderlerin kaynak belgeleriyle ayrıştırılması gerekir. Olası kalemler laboratuvar testi, risk değerlendirme danışmanlığı, depodaki ürünlerin blokajı, perakendecilerden toplama, tüketici kargosu, güvenli yenisiyle değişim, çağrı merkezi, hukuken gerekli ilan ve lojistik maliyetidir. Her kalemin fiilî tutarı, ödendiği tarih, faturası, sözleşmeye dayalı zorunluluğu ve üretim kusuruyla bağlantısı ayrı kaydedilmelidir.
Tüketicilere iade edilen perakende satış fiyatının bütünü, Türk üreticinin otomatik tazminat borcu sayılamaz. Vergi iadesi, yeniden satış imkânı, sigorta tazminatı, hurda geliri ve önlenen maliyetlerin mahsup etkisi hesaba katılmalıdır. Gelecekteki tahmini kayıplar fiilî ödemelerle karıştırılmamalıdır. Alman ithalatçının kendi uyarı eksikliği veya gereğinden geniş ilanı nedeniyle artan maliyetler ayrıca tartışmalıdır.
Ürün sorumluluk sigortası ve tedarikçi poliçeleri
İthalatçının Alman Betriebshaftpflicht, Produkthaftpflicht veya geri çağırma teminatı bulunan ayrı sigorta ürünleri olabileceği gibi, Türk üreticinin ihracat ürün sorumluluğu sigortası da bulunabilir. Ancak poliçe adı tek başına belirli geri çağırma masrafını karşıladığını göstermez. Sigorta şartları, coğrafi kapsam, muafiyet, önceden bildirim yükümlülüğü, isteğe bağlı geri çağırma gideri klozu ve ürünün kendi bedeli istisnaları kontrol edilmelidir.
Sigortacıya olay bildirimi ile üreticiye sözleşmesel ayıp ihbarı farklı işlemlerdir. Birine bildirim yapılması diğerine süreyi kendiliğinden korumaz. İki ülkedeki sigortacılardan mükerrer ödeme istenmemeli; rücu hakkı sigortacıya geçtiyse muhataplık yeniden belirlenmelidir. Poliçe yorumu sonucunda ortaya çıkacak teminat, CISG’ye dayalı talebi ortadan kaldırmayabilir fakat fiilen karşılanan kalemlerin tazminat hesabını etkiler.
Türk üreticiyle Alman ithalatçı arasında CISG uygulanır mı?
Türkiye ve Almanya Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması’na taraftır. Ticari işyerleri iki ülkede bulunan taraflar arasındaki mal satışında, CISG m.1 ve sözleşmenin konusu ile diğer koşulları sağlandığında CISG uygulanabilir. Tarafların sözleşmeyle CISG’yi geçerli biçimde dışlaması (m.6), ağırlıklı hizmet ilişkileri (m.3) veya mal niteliğinin değişmesi ayrıca incelenmelidir. GPSR, Alman tüketici güvenliği ödevini; CISG, Türk satıcı ile Alman alıcı arasındaki satış ilişkisini ele alır.
Sözleşmenin Almanca yazılmış olması, 'Alman hukuku uygulanır' kaydı veya Incoterms kullanılması tek başına her soruyu çözmez. Geçerli hukuk seçiminin CISG’ye etkisi açık şekilde analiz edilmelidir. Alman ithalatçının ürün geri çağırma belgeleri, satıcının sözleşmesel uygunsuzluğunu göstermek için kullanılabilir; fakat düzenleyici yaptırım belgesi tek başına sözleşmesel zarar miktarını ispatlamaz.
CISG m.35: üründeki güvenlik kusuru sözleşmeye aykırılık mıdır?
CISG m.35/1, satıcının teslim ettiği malın sözleşmede kararlaştırılan miktar, kalite, nitelik ve ambalaja uygun olmasını gerektirir. M.35/2 kapsamında olağan kullanım amacına elverişlilik, belirli amaç bildiriminin koşulları, örnek veya numuneye uygunluk ve uygun ambalaj değerlendirilir. Evde oturulmak üzere satılan sandalyenin makul kullanımda yaralanma riski doğurması, sıradan kullanım için elverişlilik tartışmasını doğrudan etkiler.
İhracatçı üreticinin, alıcının Almanya’da perakende satacağını bilmesi, Alman güvenlik beklentileri ve tüketici kullanım bilgilerinin sözleşmesel uygunluğa etkisi bakımından önem taşıyabilir. Ancak her yabancı teknik kural ihlali otomatik olarak m.35 ihlali sayılmamalıdır: düzenlemenin sözleşmeye dahil edilmesi, satıcının hedef pazarı bilmesi, somut risk ve alıcının bilgi düzeyi olay temelinde incelenir. Teslimden sonraki uygunsuzluk da ayrıca m.36 ile bağlantılıdır.
Teslim, riskin geçişi ve sonradan ortaya çıkan kusur
CISG m.36, satıcının rizikonun alıcıya geçtiği sırada mevcut olan uygunsuzluktan, daha sonra ortaya çıksa bile koşulları varsa sorumlu tutulmasını düzenler. Kırılma olayının tüketiciye satıştan aylar sonra ortaya çıkması, üretimden kaynaklanan gizli metal yorulması veya hatalı kaynak nedeniyle ilk teslimde mevcut bulunabilecek eksiklikleri kendiliğinden dışlamaz. Bunun karşısında Alman ithalatçı depoda yanlış istifleme veya nakliyede hasar yaratmışsa nedensellik farklılaşabilir.
Incoterms teslim terimi, taşıma riskinin ve yükümlülüklerin dağılımını anlamak için okunmalı; ancak ürün güvenliği kusuru ile taşıma hasarı aynı kategoriye konulmamalıdır. Teknik numune incelemesinde kırık yüzeyin mikroskop görüntüleri, üretim parti kayıtları, yük testi ve sevkiyat fotoğrafları birlikte değerlendirilir. Alman ithalatçının kendi müdahalesi varsa, bu müdahalenin kusuru yaratıp yaratmadığı ayrı raporlanmalıdır.
CISG m.38–39: geç bildirim rücu hakkını etkiler
CISG m.38 alıcının şartlara göre mümkün olan en kısa sürede muayene yapmasını; m.39 ise uygunsuzluğun niteliğini belirterek öğrendikten veya öğrenmesi gerekenden itibaren makul sürede satıcıyı bilgilendirmesini öngörür. M.39/2 kural olarak malın fiilen alıcıya tesliminden itibaren iki yıllık üst sınır getirir; uyuşmayan sözleşmesel garanti süreleri istisna yaratabilir. 'İki yıl boyunca her zaman beklenebilir' şeklindeki yorum yanlıştır: makul ihbar daha erken yapılmalıdır.
İthalatçının Türk üreticiye göndereceği ihtar, yalnız 'müşteri şikâyeti var' sözünden ibaret olmamalı; model, parti, kusurun gözlenen biçimi, fotoğraf ve risk iddiasını belirtmelidir. Teknik köken henüz kesinleşmemişse bu belirsizlik açıkça yazılır. Gönderi ve teslim delili saklanır; rapor tamamlanınca somut ek belgeler sunulur. Alman makamına ihbar ile CISG kapsamında Türk satıcıya ihbarın iki ayrı işlevi vardır.
Satıcının kusuru bilmesi ve geç ihbar istisnaları
CISG m.40, satıcının bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı halde alıcıya açıklamadığı uygunsuzluk olgularında, m.38–39 hükümlerine dayanmasını engelleyebilen özel bir düzenlemedir. M.44 ise m.39/1’e uygun bildirim yapamayan alıcının makul mazeret göstermesi halinde belirli talep imkânlarını koruyabilir; buna rağmen mahrum kalınan kârın talep edilememesi gibi sınırlar öngörür. Bu hükümlerin uygulaması otomatik değildir.
Örneğin üretim iç kalite kayıtlarında kırılma testleri başarısız çıkmış ve satıcı bunları gizlemişse m.40 tartışması açılabilir. Buna karşılık ithalatçının yalnız 'üretici mutlaka biliyordu' savı yeterli olmaz; kalite e-postaları, ret raporları, önceki şikâyetler, imha fişleri ve tanık bilgileri değerlendirilir. Geç ihbarı düzeltmek için olaydan sonra oluşturulan tarihsiz tutanaklar, güvenilir delil yerine geçmez.
Alıcının onarım, ikame, bedel indirimi ve tazminat hakları
CISG m.45, satıcının edim ihlali halinde alıcının ilgili sözleşmesel haklara ve zarara ilişkin hükümlere başvurmasını düzenler. M.46 kapsamında aynen ifa, ikame ürün veya onarım talebi ayrı koşullara tabidir; ikame ürün bakımından esaslı ihlal, onarım bakımından makullük değerlendirmesi önem taşır. M.50 ise malın sözleşmeye aykırılığında teslim anındaki uygun ve fiilî değerler arasındaki oranla bedel indirimi hesabını kurar.
Geri çağırma bağlamında ithalatçı, tehlikeli sandalyeler için güvenli ikame üretimi isteyebilir; ancak yeni ürünün üretim ve sevk süresi tüketicinin acil güvenlik hakkıyla çelişiyorsa farklı çözüm gerekli olabilir. Bir kalemde hem tam bedel iadesi hem aynı zarar için mükerrer tazminat istenemez. Her hakkın koşulu, satış sözleşmesi ve ticari yazışmalar ışığında seçilmelidir.
Sözleşmeden dönme ne zaman değerlendirilir?
CISG m.49 kapsamında alıcının sözleşmeyi ortadan kaldırması, özellikle m.25 anlamında esaslı ihlal mevcutsa gündeme gelebilir. Geri çağırılan partinin küçük bir kısmı teknik sorunlu olduğunda tüm sezonluk siparişin ortadan kaldırılması ile yalnız sorunlu parti için çözüm aranması aynı değerlendirme değildir. İhlalin önceden görülebilen sözleşmesel sonuçları, onarım imkânı, güvenli ikame süresi ve alıcının sözleşmeden beklediği temel yarar incelenmelidir.
Dönme bildiriminin zamanına ilişkin m.49/2 sınırlamaları ve teslimden sonra alıcının elde tuttuğu malların durumuna ilişkin hükümler ayrıca gözden geçirilmelidir. Alman ithalatçının ürünleri tüketicilerden geri toplaması, Türk üreticiyle arasındaki sözleşmeden kendiliğinden dönmesi anlamına gelmez. İhtar metninde hangi seçimlik hakkın kullanıldığı, hangi partilerin etkilendiği ve satıcıya hangi fırsatın verildiği belirsiz bırakılmamalıdır.
CISG m.74’e göre geri çağırma masrafı tazmin edilebilir mi?
CISG m.74, ihlalin sonucu olan zarar ile yoksun kalınan kazancı, sözleşme kurulduğu sırada ihlal eden tarafın bildiği veya bilmesi gereken olgulara göre öngörülebilirlik sınırı içinde tazminat konusu yapar. Bu nedenle ithalatçının tüketici güvenliği için makul ve gerekli biçimde yaptığı laboratuvar, lojistik, haber verme ve değiştirme giderleri somut olayda tazminat hesabına girebilir. Ancak bir kamu otoritesinin geri çağırma emri, bütün maliyetlerin otomatik olarak satıcıya yüklenmesi anlamına gelmez.
Zarar dosyasında masrafın hukuki zorunluluğu, gerekliliği, uygun fiyatla yaptırılması, benzer üründe olağan beklenti ve sözleşme yapılırken öngörülebilirlik gösterilir. İtibar kaybı veya gelecekteki satış azalması iddiaları için yalnız pazarlama tahmini değil karşılaştırılabilir satış verileri ve doğrudan nedensellik gerekir. Para cezalarının özel sözleşmesel rücu edilebilirliği ayrıca hukuk düzenine göre tartışılmalıdır; tüm cezaları koşulsuz 'geri alınır' diye sunmak doğru değildir.
CISG m.77: zarar azaltma ödevi
CISG m.77, zarar gören tarafın sözleşme ihlalinden kaynaklanan kaybı azaltmak için koşulların gerektirdiği makul tedbirleri almasını bekler. Alman ithalatçının riskli sandalyeleri satıştan çekmesi, güvenli stokla değiştirmeyi araştırması veya gereksiz yıkım yerine güvenli onarımı değerlendirmesi bu çerçevede önem taşıyabilir. Makul tedbir alınmamışsa önlenebilecek zarar ölçüsünde talep azaltılabilir.
Bununla birlikte m.77 'önce en ucuz çözümü seç ve tüketiciyi tehlikeye at' anlamına gelmez. Güvenlik düzenlemelerine uyum için gerekli acil kararlar sırf pahalı diye gereksiz sayılamaz. İthalatçı karar anında mevcut teknik rapor, makam uyarısı, müşteri sayısı ve lojistik alternatiflerle gerekçesini dosyalamalıdır. Daha sonra ortaya çıkan bilgilerle geçmişteki kararları haksız yere değerlendirmekten kaçınılmalıdır.
CISG m.79 ve üreticinin sorumsuzluk savunması
CISG m.79, belirli koşullarda tarafın kontrolü dışındaki ve sözleşme kurulurken hesaba katılması beklenmeyen engel nedeniyle ifa edememesinde tazminat sorumluluğunu sınırlayabilir. Ancak sıradan kalite kontrol hatası, yetersiz kaynak veya hatalı tasarım genel olarak tek başına mücbir sebep ilan edilemez. Satıcının alt tedarikçinin parçasını kullandığını söylemesi de m.79’daki koşulları otomatik sağlamaz. M.79/5, bu maddenin tazminat dışında kalan bazı haklara etkisini ayrıca sınırlayan bir çerçeve sunar.
Üretici, mücbir sebep savunmasında hangi dış engelin nasıl önlenemediğini, neden alternatif tedarik veya kontrol yapılamadığını, engelin ne zaman bildirildiğini kanıtlamaya çalışmalıdır. Alman ithalatçı ise sözleşmede malın hangi kalite seviyesinde tesliminin üstlenildiğini ortaya koymalıdır. Savunmanın Türkiye’deki mahkemede mi yoksa seçilmiş tahkimde mi inceleneceği, delilin usulünü etkiler fakat m.79 koşullarını varsayımla değiştirmez.
Alman ithalatçının kendi kusuru ve müterafik etki
Arıza dosyasında üreticinin kaynak kusuru ile ithalatçının yanlış Almanca montaj talimatı aynı anda rol oynayabilir. İthalatçının depo istiflemesi, taşıma şartları, son kullanıcıya verilen montaj aksesuarları, özel marka altında tasarımı kendisinin değiştirmesi ve uyarı sistemini işletmemesi araştırılmalıdır. CISG m.80, bir tarafın diğerinin edimini ifa etmemesine kendi fiil veya ihmali ölçüsünde sebep olması halinde dayanabileceği hakları sınırlar; m.77 ise önlenebilir kaybın azaltılmasına ilişkindir.
Bu iki hüküm birbirine karıştırılmadan somutlaştırılmalıdır. Satıcının sorumluluğuna dayanak olan ürün kusuru için teknik köken analizi, ithalatçının giderleri için mali nedensellik, müşterinin kullanım davranışı için olay incelemesi yapılır. Sadece 'üretimde hata bulundu' tespiti tüm kargo, ilan, avukatlık ve kampanya giderlerinin otomatik olarak alacağa dönüştüğü anlamına gelmez.
Rücu davasında hangi deliller dosyalanmalıdır?
Temel dosya sipariş formu, satış sözleşmesi, teknik şartname, Incoterms kaydı, fatura, üretim partisi kodları, sevk belgesi, kalite raporları, laboratuvar numuneleri, şikâyet geçmişi ve iki şirket arasındaki yazışmaları içermelidir. Bunlara Alman makamının bildirim ve kararları, Safety Business Gateway kayıt çıktısı, tüketiciye gönderilen geri çağırma duyuruları ve gider belgeleri eklenmelidir. Bilgisayar sistemindeki tarih bilgileri korunmalı, ortak klasörlerde belge adları ve sürümler düzenlenmelidir.
Teknik kusurun bir tarafça kabul edildiğini göstermek için bağlamından koparılmış mesaj parçasına dayanılmamalıdır. Türk yargılamasında HMK m.199 elektronik verileri belge sayar; m.219 ve devamı belge ibrazı tartışmalarında önemlidir. Teknik raporun Almanca düzenlenmiş olması tercüme ve gerektiğinde yabancı belge usulünün ayrıca incelenmesini gerektirebilir. Ürün geri çağırma maliyet tablosundaki her satırın dayandığı e-posta, fatura veya banka kaydı gösterilmelidir.
Türkiye’de delil tespiti, bilirkişi ve üretim hattı
Türk üreticinin üretim hattı, kullanılmamış stok veya saklanan numuneler ileride ortadan kalkabilecek nitelikteyse HMK m.400–402 uyarınca delil tespiti koşulları değerlendirilebilir. Bu mekanizma henüz tazminat davası açılmadan teknik durumun korunmasına yardımcı olabilir; doğrudan haklılık veya kesin sorumluluk kararı vermez. Bilirkişiye 'kim suçludur' yerine üretim toleransı, malzeme kesiti, hata tipi, parti karşılaştırması ve test yöntemleri gibi teknik sorular yöneltilmelidir.
Almanya’daki laboratuvar raporunun Türkiye’de otomatik mahkeme bilirkişi raporu niteliği kazandığı varsayılmamalıdır. Özel uzman görüşleri yargılamada değerlendirilmek üzere sunulabilir; Türk mahkemesi gerektiğinde kendi bilirkişisini görevlendirir. Üreticiye makul inceleme olanağı tanınması, numune üzerinde yapılan tahribatlı testlerin kayıt altına alınması ve test zincirinin belgeyle gösterilmesi delilin güvenilirliği açısından önemlidir.
Türk üreticiye gönderilecek ihtar nasıl yapılandırılır?
İhtarın ilk bölümünde ürün tanımı, sözleşme numarası, teslim partileri ve bilinen tehlike özetlenir. İkinci bölümde CISG m.35 uyarınca ileri sürülen uygunsuzluk somutlaştırılır ve m.38–39 bakımından zamanında bildirim yapılması hedeflenir. Üçüncü bölümde ithalatçı tarafından alınmış makul geçici önlemler ve devam eden teknik inceleme açıklanır. Son bölümde delillerin korunması, satıcının güvenlik raporlarını göndermesi ve çözüm görüşmesi için makul cevap tarihi istenir.
Henüz kesinleşmemiş masraflar ile ödenmiş masraflar farklı eklerde gösterilmelidir. Muhatabın e-posta adresi ve sözleşmedeki tebligat hükmü kontrol edilmeli; gönderim ve ulaşma ispatı güvenceye alınmalıdır. İhtar, Alman düzenleyicinin talimatını geciktirmemeli ve güvenlik konusunda tüketiciye yanlış bilgi verecek bir pazarlık aracına dönüştürülmemelidir. Tazminat talebi ihtarının zamanını korumak, davanın görev ve yetki incelemesini gereksiz kılmaz.
Türkiye’de dava, tahkim ve milletlerarası yetki
Uluslararası satış sözleşmesinde geçerli tahkim kaydı veya yetki anlaşması bulunabilir. Uyuşmazlığın Türkiye’de mahkemeye taşınması halinde MÖHUK m.24 ve ilgili özel kurallar, uygulanacak hukuka ilişkin analize yardımcı olur; ancak CISG’nin doğrudan uygulama alanı ve tarafların CISG’yi dışlama iradesi ayrıca ele alınmalıdır. Türkiye’de dava açıldığında ticari dava niteliği bakımından TTK m.4–5, dava şartı arabuluculuk bakımından TTK m.5/A ve somut talep türü değerlendirilir.
Para alacağı veya tazminat istemlerinde dava şartı arabuluculuk kapsamı ile yalnız menfi tespit ya da aynen ifa gibi farklı istemler bir tutulmamalıdır. Almanya’daki makam yaptırımı için açılacak idari başvuru, Türkiye’deki sözleşme davasından bağımsız usule tabidir. Sözleşme belgesi görülmeden 'kesin görevli mahkeme' veya 'kesin yetkili şehir' söylenmesi hukuken isabetli olmaz. Tarafların işyerleri, teslim noktası, tahkim şartı ve hakem kararının uygulanabilirliği başlangıçta analiz edilmelidir.
İhbar, dava ve zamanaşımı süreleri birbirine karıştırılmamalıdır
CISG m.38–39’daki muayene ve ayıp bildirim rejimi, tazminat davasının tüm zamanaşımı süresiyle aynı şey değildir. CISG, zamanaşımı sorunlarının hepsini kapsamlı biçimde düzenlemez; somut sözleşme ve uyuşmazlığa uygulanacak hukuk üzerinden ayrı araştırma gerekir. Sözleşmedeki kısa ihbar süresi ile kamu otoritesinin güvenlik bildirim yükümlülüğü de farklıdır. Dosyada her olaya ait takvim oluşturulmazsa ithalatçı bir işlem için süresinde davranırken diğerini kaçırabilir.
Takvimde teslim günü, arızanın ilk bildirimi, laboratuvar raporunun alındığı gün, üreticiye ihbar, risk kararının verildiği gün, tüketici duyurusu ve gerçekleşen giderler ayrı sütunlarda tutulmalıdır. Müvekkilin beklediği Alman sigorta cevabı veya üreticinin uzlaşma önerisi, tüm yargısal süreleri otomatik durdurmaz. Süreyi durdurma veya kesme iddiası dayandığı somut mevzuat gösterilmeden kabul edilmemelidir.
Tüketicinin bedensel zararı ile B2B rücu ayrımı
Bir tüketicinin sandalye kırılması sonucu yaralanması, ürün güvenliği geri çağırmasından bağımsız zarar sorumluluğu ihtimali de yaratır. CISG m.5, malların kişiye verdiği ölüm veya bedensel zararlardan satıcının sorumluluğunu sözleşmenin uygulama alanı dışında bırakır. Bu nedenle tüketicinin bedensel zarar davası için sırf Türk üretici ile Alman ithalatçı arasında CISG bulunduğu gerekçesiyle bütün sorumluluğu CISG m.74 altında incelemek hatalıdır.
Buna karşılık ithalatçının tüketicinin zararını karşılaması sonrasında üreticiye rücu isteyip isteyemeyeceği, yapılan ödemenin dayanağı ve sözleşmesel tazminatla bağlantısı ayrıca değerlendirilir. AB 2024/2853 sayılı yeni ürün sorumluluğu direktifinin 2026 Aralık geçişi henüz 31 Ekim 2026 tarihinde tamamlanmamıştır; 2026 içindeki somut ürün için yürürlük ve geçiş kuralları ayrıca ayrıştırılmalıdır.
Türkiye’deki 7223 sayılı Kanun AB geri çağırmasının yerine geçer mi?
7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, Türkiye’de ürünün güvenliğine ilişkin ayrı bir mevzuat çerçevesi sağlar. Bu Kanun, Alman pazarındaki GPSR m.11 yükümlülüklerinin yerine geçtiği veya Alman makamına yapılması gereken bildirimi otomatik karşıladığı anlamına gelmez. Türk üreticinin Türkiye’deki üretim, ihracat ve teknik dosya süreçleri ile Almanya’daki ithalatçının AB piyasasına arz görevi aynı sözleşmede kesişebilir fakat iki farklı düzenleyici değerlendirme gerektirir.
İhracatçı için TAREKS, ürün standartları veya Türkiye’deki uygunluk belgesi bulunması, Alman tüketicilerin karşı karşıya kaldığı riskin yokluğunu kendiliğinden ispatlamaz. Almanya’daki ithalatçı da Türk üretici hakkında yetkili Türk makamlarınca hiç işlem yapılmamış olmasını kusur bulunmadığına dair kesin delil diye kullanamaz. Her idari süreç kendi yetki ve uygulanma koşulları içinde ele alınır.
İki şirket arasında uygulanabilir geri çağırma uzlaşması
Üretici ile ithalatçı, güvenlik tedbirlerini geciktirmeden mali yükün paylaşımı için ayrı protokol yapabilir. Protokolde etkilenen üretim partileri, teknik raporların ortak incelenmesi, tüketici iletişiminde yanlış beyan yasağı, numune saklama, maliyet belgelerinin paylaşımı ve nakliye düzeni açıklanmalıdır. Tüm sorumluluğu peşinen kabul etmeyen bir 'teknik işbirliği' hükmü, sonraki delil elde etme sürecini kolaylaştırabilir.
Maliyet tablosuna ilişkin ön ödeme, kesin hesap, sigorta tahsilatının mahsup edilmesi, alt tedarikçiye rücu ve gizlilik hükümleri dengeli kurulmalıdır. Geri çağırma duyurusunun gecikmesini şart koşan veya tüketicinin ücretsiz çözüm hakkını azaltan kayıtlar AB ürün güvenliği yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Türk satıcının üretim metoduna ilişkin ticari sırları korunurken gerektiği kadar teknik kanıt paylaşımı yapılması, her iki tarafın da dava maliyetini azaltabilir.
Uygulamada ilk on gün için dosya kontrol planı
İlk çalışma günü satış ve sevk kanallarının risk durumuna göre bloke edilmesi, teknik ekip ve dış danışmanların belirlenmesi, numune koruma planı oluşturulması için kullanılabilir. İkinci ve üçüncü günlerde model/seri eşleştirmesi, şikâyet çizelgesi, Türk üreticiye ayrıntılı bildirimin gönderilmesi ve varsa düzenleyici bildirimin zamanında yapılması izlenir. Dördüncü gün ve sonrasında laboratuvar incelemesi, tüketiciye ulaşma ve geri çağırma giderlerinin kodlanması öne çıkar.
Bu on günlük öneri yasal bekleme süresi değildir; GPSR’de gereksiz gecikme olmaksızın yapılması gereken işler bu takvim beklenmeden tamamlanır. Dosyada görevli kişi, tamamlanma zamanı ve doğrulama belgesi gösterilmelidir. Riskin kapsamı genişlerse duyuru güncellenir. Türk üreticiyle maliyet pazarlığı, Alman tüketicinin güvenliğine yönelik işlemlerin önüne geçirilmemelidir.
Resmî mevzuat ve birincil kaynaklar
- AB GPSR 2023/988 — 29.05.2026 konsolide metin (m.2, 5, 6, 9, 11, 13, 35–37, 51–52)
- Almanya ProdSG — 03.02.2026 değişikliği sonrası resmî metin
- Almanya ProdSG §6 — Almanca güvenlik bilgileri
- AB Komisyonu 2024/1435 — geri çağırma duyurusu şablonu
- UNCITRAL — CISG Antlaşması ve uygulama alanı
- UNCITRAL — Türkiye ve Almanya CISG taraflık durumu
- AB Komisyonu — tehlikeli ürün bildirimi ve geri çağırma süreçleri
- TBMM Mevzuat Bilgi Sistemi — 6100 sayılı HMK
- TBMM Mevzuat Bilgi Sistemi — 6102 sayılı TTK
Güncelleme kontrolü: 31 Ekim 2026 itibarıyla ürün güvenliği rejimi ve resmî mevzuat referansları ayrı incelenmiştir. Bu rehber somut bir olay hakkında kesin hüküm veya sonucu garanti etmez.
Sık Sorulan Sorular (12 SSS)
Alman ithalatçı Türk mobilyasını hemen geri çağırmak zorunda mı?
Otomatik sonuç yoktur. Önce GPSR m.5–6 kapsamında tehlikenin niteliği ve ürünün piyasaya ulaşıp ulaşmadığı belirlenir; risk doğuruyorsa m.9, 11, 35–37 çerçevesinde gerekli tedbirler gecikmeksizin alınır.
GPSR Almanya’da hangi tarihten beri uygulanıyor?
Tüzüğün m.52 hükmü uyarınca 13 Aralık 2024’ten beri uygulanır. Almanya’daki ProdSG değişiklikleri ise 19 Şubat 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Türk üreticiden alınan her mobilyada CE işareti zorunlu mu?
Hayır. Sıradan tüketici mobilyası bakımından yalnız GPSR’ye tabi olmak CE işaretini otomatik gerektirmez; ilgili sektörel AB uyum düzenlemesi ayrıca incelenir.
Alman ithalatçı kendi markasını basarsa ne değişir?
GPSR m.13 uyarınca kendi adı veya markası altında piyasaya arz eden işletme, tüzük yönünden üretici yükümlülükleri üstlenebilir. Ürün ve etiket düzeni somut olarak incelenir.
Geri çağırma kararını yalnız Türk üretici vermek zorunda mı?
Hayır. Alman ithalatçı kendi GPSR m.11 görevlerinden bağımsız olarak sorumludur; üreticinin işbirliği kamu hukuku görevini ortadan kaldırmaz.
Safety Business Gateway bildirimi yeterli mi?
Resmi bildirim önemli bir adımdır; ancak riskin gerektirdiği düzeltme, piyasa çekme, geri çağırma ve tüketiciyi bilgilendirme süreçlerinin yerini tek başına almaz.
Tüketiciye sadece indirim kuponu vermek yeterli mi?
GPSR m.37, esas itibarıyla ücretsiz onarım, güvenli değişim veya uygun para iadesi arasından belirli seçenekleri öngörür. Kuponun tek seçenek olarak sunulması çoğunlukla bu çerçevenin yerini tutmaz.
İthalatçı bütün geri çağırma masraflarını Türk üreticiden alabilir mi?
Masraflar otomatik aktarılmaz. Sözleşme, CISG m.35, 45, 74, 77; ihbar, nedensellik, öngörülebilirlik ve zarar azaltma birlikte değerlendirilir.
CISG kapsamında ayıp bildirimi ne zaman yapılır?
CISG m.38–39 gereğince muayene ve uygunsuzluk bildirimi somut koşullarda makul sürede yapılır; m.39/2’deki iki yıllık üst sınır ayrı kurallara tabidir.
Almanya’daki laboratuvar raporu Türkiye’de kesin delil olur mu?
Kesin sonuç değildir. Rapordan özel uzman görüşü olarak yararlanılabilir; Türk mahkemesi delilleri değerlendirir ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Satıcı ürün güvenliği kusurunu gizlemişse ihbar sorunu değişir mi?
CISG m.40’ın somut koşulları oluşmuşsa satıcı m.38–39 hükümlerine dayanamayabilir. Gizleme iddiası üretim kayıtları ve yazışmalarla ispatlanmalıdır.
Türkiye’de mahkeme mi tahkim mi uygulanır?
Sözleşmedeki yetki ve tahkim kaydı, CISG ve MÖHUK bağlantısı ile talep türü incelenir. Görev, yetki ve arabuluculuk koşulları somut sözleşmeye göre belirlenir.
Fizikî Ofislerimiz
Mersin Ofisi
İstanbul Ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi Polaris Plaza No: 21 Kat: 9, 34475 Sarıyer/İstanbul
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
