B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文Français
Menü

İsviçre AG veya GmbH Türkiye’de Ticari Alacak Davasından Önce Arabuluculuğa Gitmeli mi? TTK 5/A (2026)

Kısa ve net cevap: İsviçre’de kurulu AG veya GmbH şirketinin Türkiye’de açacağı ticari alacak davası, TTK m.5/A’nın kapsamındaki para alacağı ve diğer sayılan dava türlerinden biriyse dava öncesinde arabulucuya başvuru kural olarak dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun m.1/2 yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk uyuşmazlıklarını da kapsar. Şirketin merkezinin İsviçre’de olması tek başına muafiyet değildir; geçerli tahkim şartı, mahkeme yetkisi ve temsil yetkisi ayrıca değerlendirilir.

Kısa özet

Soru Temel kural
Yabancı şirket muaf mı? Hayır; uyuşmazlık ve dava türü belirleyicidir.
Ticari dava şartı TTK m.5/A; belirli para alacağı ve ilgili dava türleri.
Ticari görüşme süresi 6 hafta; zorunlu hâlde en fazla 2 hafta uzatma.
Temsil belgesi İsviçre Zefix/kanton sicili ve açık vekâlet yetkisi.
Sonuç Anlaşma belgesi veya anlaşmama son tutanağı.
Şirket temsilcilerinin arabuluculuk toplantısına katılmasına ilişkin özgün hukuk görseli; İsviçre AG ve Türk ticari alacak dosyasında temsil ve anlaşma

1. İsviçre şirketi Türkiye’de dava açarken ilk kontrol nedir?

İsviçre’de kurulu bir Aktiengesellschaft (AG) veya Gesellschaft mit beschränkter Haftung (GmbH), Türkiye’deki bir ticari alacak için doğrudan dava açmayı düşünüyorsa önce uyuşmazlığın hukuki niteliğini belirlemelidir. Alacağın CHF olarak kararlaştırılması, sözleşmenin Zürih’te imzalanması veya tarafın yabancı tüzel kişi olması, Türk usul hukukunda arabuluculuk dava şartını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Türk mahkemesinde açılacak davanın ticari dava sayılıp sayılmadığı, talep türü, geçerli yetki ya da tahkim kaydı ve hangi hukukun uygulanacağı birbirinden ayrı sorulardır. Bu ayrım yapılmadan yalnızca tarafların milliyetine bakılarak karar verilmesi yanlış başvuruya yol açabilir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.1/2, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk uyuşmazlıklarının da arabuluculuk kapsamına girebildiğini açıkça ifade eder. Öte yandan TTK m.5/A her ticari ilişkiye değil, kanunda sayılan ticari dava türlerine ilişkin usul şartını düzenler. Dolayısıyla doğru ilk adım; sözleşmeyi, tarafların sıfatını, talep edilen hukuki korumayı ve sözleşmedeki uyuşmazlık çözüm hükmünü aynı dosyada değerlendirmektir.

2. TTK m.4 ve m.5/A hangi ticari talepler için uygulanır?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 ticari dava alanını belirleyen temel hükümdür. TTK m.5/A ise bu alan içindeki ve diğer kanunlarda ticari dava sayılan uyuşmazlıklardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı hâline getirir. Düzenlemenin 2023 değişikliğiyle genişleyen kapsamı nedeniyle yalnızca klasik tahsilat davasını düşünmek yeterli değildir. Talep sonucunun içeriği ve dava türü birlikte okunmalıdır.

Türk şirketinden satış bedeli isteyen İsviçreli ihracatçı ile Türkiye’deki üreticiden sözleşmeye aykırılık tazminatı isteyen İsviçreli ithalatçı aynı taraf sıfatına sahip değildir; ancak her ikisinin davası da kanundaki ticari dava ve talep koşullarını sağlıyorsa m.5/A gündeme gelebilir. Alacağı doğuran ilişkinin mutlaka Türkiye’de kurulmuş olması aranmaz. Buna karşılık ticari işletmeyle ilgisi bulunmayan her özel hukuk talebi sırf davacı AG olduğu için otomatik ticari dava sayılmaz.

3. Sözleşmenin yabancı para cinsinden olması sonucu değiştirir mi?

CHF, EUR veya USD bedeli kararlaştırılmış bir sözleşmede dava şartı değerlendirmesi para biriminden değil, talebin niteliğinden hareketle yapılır. TTK m.5/A’daki ‘bir miktar para’ ifadesi, ticari uyuşmazlıkta yabancı para alacağını kendiliğinden kapsam dışına çıkarmaz. Ön ödeme iadesi, teslim edilen malın faturasının tahsili, cezai şart talebi ve zararın giderilmesi farklı hukuki sebeplere dayanabilir. Arabuluculuk başvurusunda her kalemin konusu, para birimi, dayandığı belge ve karşı tarafı anlaşılır biçimde tanımlanmalıdır.

Sadece ‘Türk iş ortağı borcunu ödemedi’ şeklindeki soyut açıklama; işlem, vade ve belge ayrımı yapılmadan kullanılırsa son tutanağın ileride açılacak dava ile karşılaştırılmasını zorlaştırabilir. Başvuru dosyasındaki tutar, talep edilecek faiz, masraf ve varsa karşı alacak iddiaları birbirine karıştırılmamalıdır. Arabuluculuğa katılmak alacak miktarının otomatik kabul edildiği anlamına gelmediği gibi, yabancı para üzerinden mutabakat her durumda Türk lirasına dönüşüm zorunluluğu da yaratmaz.

4. Türkiye’deki mahkemenin yetkisi arabuluculuktan ayrı incelenir

Zorunlu arabuluculuk bulunması, Türk mahkemesinin uyuşmazlık bakımından milletlerarası veya ülke içi yetkisinin bulunduğunu tek başına ispatlamaz. Mahkemenin yetkisi için 5718 sayılı MÖHUK’un milletlerarası yetkiye ilişkin hükümleri, ilgili Türk usul kuralları ve varsa münhasır yetki durumu gözden geçirilir. Taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunması da uygulanabilir özel sınırlamaları ortadan kaldırmaz. Arabuluculuk bürosunun seçimi ile esas davaya bakacak mahkemenin belirlenmesi bağlantılı olsa da aynı işlem değildir.

İsviçre şirketi, bir başvuruya yalnızca katılmış olduğu gerekçesiyle bütün yetki itirazlarından peşinen vazgeçtiğini varsaymamalıdır. Karşı tarafla yürütülen ticari görüşme ve taraflarca imzalanan belge hangi sonuçları doğuruyorsa o kapsamda değerlendirilir. Başvuru öncesinde mahkeme veya tahkim şartının tamamı, ayrıca genel işlem koşulları içindeki atıflar ve sözleşme ekleri incelenmelidir. Özellikle farklı tarihli sipariş formlarında çelişen uyuşmazlık çözüm kayıtları varsa uyuşmazlığın hangi belgeye dayandığı netleştirilmelidir.

5. Sözleşmede tahkim maddesi varsa arabuluculuk zorunlu mudur?

6325 sayılı Kanun m.18/A/18, taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunması veya özel kanunlarda başka zorunlu uyuşmazlık çözüm yolu öngörülmesi hâlinde dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler. Bununla birlikte her ‘önce görüşelim’ ya da ‘uzlaşma arayalım’ ibaresi hukuken geçerli bir tahkim sözleşmesi anlamına gelmez. Tahkim kaydının varlığı, kapsamı ve tarafları ayrıca incelenmelidir. Uluslararası ticari sözleşmede hakem yeri Zürih, İstanbul veya başka bir merkez olarak belirlenmiş olabilir; bu durumda mahkeme davasından farklı bir yol söz konusudur.

İsviçreli şirketin sözleşmede yalnızca ‘İsviçre hukuku uygulanır’ ifadesine rastlaması, tek başına tahkim hükmü tespit ettiği anlamına gelmez. Hukuk seçimi ile yargılama yeri seçimi aynı mesele değildir. Benzer şekilde ‘uyuşmazlıklarda Türk mahkemeleri yetkilidir’ hükmü, m.5/A’nın dava şartı arabuluculuk denetimini ortadan kaldırmaz. Dosyayı hazırlayan hukukçunun önce sözleşmenin uyuşmazlık çözümü bölümünü ve uygulanabilecek milletlerarası anlaşmaları birlikte yorumlaması gerekir.

6. Zefix ve İsviçre ticaret sicilinin başvurudaki işlevi

İsviçre Federal Adalet Dairesinin yönettiği Zefix şirket endeksi, İsviçre’de kayıtlı ticari kuruluşların unvanı, merkezi ve temel tescil bilgilerine ulaşılmasını sağlar. Resmî sicil kaydından şirketin tam ticaret unvanı ve türü belirlenmeden Türkiye’de başvuru yapılması, yanlış taraf veya temsilci gösterilmesi riskini artırır. AG ile GmbH’nin tüzel kişiliği ayrı ayrı tanımlanır; bir grubun ticari markası veya internet sitesindeki işletme adı dava tarafı olan tüzel kişi yerine kullanılmaz.

Federal Adalet Dairesi, Zefix verilerinin kantonal sicillerden güncellendiğini ve merkezî endekste kamuya açık arama yapılabildiğini açıklamaktadır. Ancak anlaşmaya imza yetkisi konusunda yalnızca bir arama sonucu ekran görüntüsüyle yetinilmemelidir. Gerektiğinde güncel ticaret sicili özeti, temsil şekli ve ilgili kanton sicilinin detaylı kaydı temin edilerek Türkçe tercümesi hazırlanır. Şirketin kayıtlı merkezi ile fiilî görüşme yürüten çalışanının bulunduğu ofis farklı olabilir; tebligat ve temsil belgelerinde bu ayrım korunmalıdır.

7. İsviçre AG yönetim kurulu ve GmbH müdürünün temsil yetkisi

İsviçre Borçlar Kanunu (Obligationenrecht, OR) m.718, anonim şirketin dış temsilini düzenler; GmbH bakımından OR m.814 temsil esaslarını gösterir. Tek imza, müşterek imza ve özel temsil yetkisi gibi ayrımlar söz konusu olabilir. Türk arabuluculuk toplantısına şirket adına katılan kişinin e-posta yazışmalarını yürütmesi, kendi başına şirketi kesin tutarlı bir sulh anlaşmasına bağlama yetkisi bulunduğunu ispatlamaz. Temsil yetkisi ilgili İsviçre şirketinin güncel sicil ve iç yetki belgeleriyle karşılaştırılmalıdır.

Bir temsilci üzerinde ‘yönetici’ veya ‘satın alma müdürü’ unvanının yazılı bulunması da hukukî yetki sınırlarının incelenmesini gereksiz kılmaz. Özellikle alacağın indirilmesi, feragat, taksit, teminatın iadesi veya cezai şartın kaldırılması gibi önemli sonuçlar doğuracak anlaşmalarda imzanın kimin adına atıldığı ve hangi şirketi bağladığı açıkça yazılmalıdır. İsviçreli şirket ile onun Türkiye’deki iştirakinin ayrı tüzel kişiler olduğu unutulmamalı; ana şirketin temsilcisi otomatik olarak Türk iştirak adına imzaya yetkili kabul edilmemelidir.

8. Türk şirketinin temsilcisi de ayrıca doğrulanmalıdır

Arabuluculuk görüşmesinin karşı tarafında bir Türk anonim veya limited şirket bulunuyorsa ticaret sicili kaydı ve imza yetkisi incelenir. Yönetim değişikliği, görev süresinin bitmesi, müşterek imza gerekliliği veya temsil yetkisinin sınırlandırılması anlaşma belgesinin daha sonra tartışılmasına sebep olabilir. TTK’nın ticaret sicilinin etkilerine ilişkin hükümleri, tarafın güncel kayıtlara dayanarak işlem yapmasının önemini açıklar. Şirket adına kimin pazarlık edebileceği ile kimin bağlayıcı anlaşma imzalayabileceği ayrı denetlenmelidir.

Türk şirkette aynı zamanda birden fazla müdür bulunması, tek kişinin her durumda şirket adına sınırsız taahhüt verebileceği anlamına gelmez. İsviçreli şirketin avukatı, ticaret sicilinden edinilen bilgilerle temsil belgesini ve imzacı kimliğini eşleştirmeli; şirket grubu içinde alacağın gerçek borçlusu olan tüzel kişiyi tespit etmelidir. Faturanın bir şirket adına düzenlenip sözleşmenin başka grup şirketince imzalanmış olması gibi belgeler özel inceleme gerektirir. Arabuluculuk tutanağında taraf unvanının doğru yazılması tahsilatın temel koşullarındandır.

9. Vekâletnamede hangi özel yetkiler aranmalıdır?

İsviçre şirketi Türkiye’de avukat aracılığıyla süreç yürütebilir. Ancak genel dava vekâleti ile sulh olma, feragat, kabul ve arabuluculuk gibi özel sonuçlar doğuran işlemler aynı kapsamda değerlendirilmez. 6100 sayılı HMK m.74, vekilin bazı işlemler için açıkça yetkilendirilmesini arar; arabuluculuk sürecinde avukatın yetkisini gösteren vekâletnamenin kapsamı ayrıca kontrol edilir. Özellikle yetkisiz biçimde borç ikrarı, indirim veya feragat yapılmasının önüne geçmek için yetki sınırları başlangıçta belirlenmelidir.

İsviçre’de imzalanan şirket kararının veya noter belgesinin Türkiye’de kullanılması için gereken tasdik, apostil ve tercüme rejimi belgenin resmî niteliğine göre değerlendirilir. Her yabancı özel belgeye aynı işlem uygulanacağı varsayılmamalıdır. Avukatın müvekkile sunduğu yetkilendirme taslağında hangi tüzel kişinin hangi uyuşmazlık için yetki verdiği, sulh ve anlaşma sınırları, ödeme alabilecek banka hesabı ve vekâletin geçerlilik koşulları belirgin olmalıdır. Şirket imza yetkisi ile avukatın usulî özel yetkisi birbirine karıştırılmamalıdır.

10. Arabuluculuk başvurusu nereye yapılır?

6325 sayılı Kanun m.18/A çerçevesinde dava şartı başvurusu ilgili arabuluculuk bürosuna yapılır. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı, başvurunun adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarından, büro olmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğünden gerçekleştirileceğini açıklamaktadır. Hangi büronun uygun olduğu uyuşmazlığın niteliği ile yetkili mahkeme bağlantısı gözetilerek belirlenir. Başvuru öncesinde sözleşmedeki yargı yeri kaydı ve karşı tarafın merkez adresi kontrol edilmelidir.

İstanbul’daki Türk ithalatçıya karşı alacak talep eden İsviçre şirketi ile Mersin’deki üreticiye karşı sözleşme ihtilafı yaşayan başka bir şirketin başvuru yerleri somut bağlantılara göre farklılaşabilir. Uyuşmazlık konusu alacağın doğduğu liman, tarafın ticaret sicilindeki merkezi veya sözleşmedeki teslim yeri tek başına her dosyada aynı sonucu vermez. Elektronik başvuru imkânları ve vekilin teknik yetkileri güncel UYAP kurallarına göre kontrol edilmelidir; belge gönderildiği iddiası başvurunun usulüne uygun biçimde kayda alındığını tek başına göstermez.

11. Başvuru dilekçesinde para alacağı nasıl tarif edilir?

Arabuluculuk başvurusunun omurgası; tarafların tam unvanı, iletişim adresleri, sözleşmenin tarih ve konusu, uyuşmazlık türü ile talep edilen hukuki sonuçtur. Para alacağı için asıl alacak, fatura ve ödeme kaydı, para birimi, muacceliyet tarihi ve sözleşmenin ifasına ilişkin temel olaylar karışıklığa yol açmayacak şekilde belirtilmelidir. Ticari ilişki birden fazla siparişten oluşuyorsa bütün siparişlerin kendiliğinden tek alacak sayılması yerine her belgenin hangi talebi desteklediği açıkça gösterilir.

Başvuru açıklamasının kapsamı ile sonradan açılması düşünülen davanın konusu arasında makul bağ kurulması önemlidir. Özellikle ayrı hukukî nedenlere dayanan bir tazminat talebi yalnızca genel bir ‘fatura alacağı’ anlatımının içinde gizlenmemelidir. Karşı tarafa gönderilecek ticari ihtarlarla başvuruda kullanılan rakam ve vade bilgileri tutarlı olmalıdır. Müvekkilin anlaşmaya açık olduğu indirim eşiği ise başvuru formuna gereksiz biçimde yazılmamalı; müzakere stratejisi olarak vekil-müvekkil iletişiminde ayrıca ele alınmalıdır.

12. Swiss AG için belge seti ve delil düzeni

Türkiye’deki ticari alacakla ilgili belgeler İsviçre’de ve Türkiye’de iki farklı kayıt sistemine dağılabilir. Sözleşme ve ekleri, sipariş teyidi, ticari fatura, sevk irsaliyesi, taşıma belgesi, gümrük evrakı, banka transfer dekontu ve teslim/kabul kayıtları ayrı başlıklarda toplanmalıdır. Yazışmaların yalnızca ekran görüntüsü değil; gönderici, alıcı, tarih, ek ve bütünlük bilgisini koruyan nüshaları saklanmalıdır. Arabuluculuk bir delil toplama mahkemesi değildir; buna rağmen teklif ve karşı tekliflerin dayanağını değerlendirmek için düzenli belge sunumu önemlidir.

İsviçre şirketinin muhasebe sistemindeki CHF alacak kaydı ile Türk şirketin ticari defterlerindeki karşı kayıt farklılaşabilir. Bu durumda tek taraflı defter çıktısından kesin borç sonucu çıkarılmamalı; sözleşme, ödeme ve teslim delilleri birlikte incelenmelidir. Ticari sır içeren ürün çizimi, müşteri listesi veya fiyatlandırma tablosu gereksiz kişilere dağıtılmamalıdır. Tarafların anlaşma ihtimalini artırmak amacıyla belge paylaşımı yapılırken 6325 sayılı Kanunun gizlilik ve delil kullanma sınırları göz önünde bulundurulur.

13. Almanca, Fransızca ve İtalyanca belgelerin tercümesi

İsviçre’nin çok dilli resmî yapısı nedeniyle ticaret sicili, banka yazışması, fatura veya şirket kararı Almanca, Fransızca ya da İtalyanca düzenlenmiş olabilir. Türk mahkemesindeki belge ibrazında HMK m.223 yabancı dilde belgelere ilişkin tercüme rejimini düzenler. Arabuluculuk sürecinde hangi belgelerin yazılı Türkçe tercümesine ihtiyaç duyulduğu, görüşmenin yürütülüş biçimine ve sonradan çıkabilecek dava ihtiyacına göre planlanmalıdır. Tarafların birbirini anlayabilmesi ile belgenin mahkemede kabulü iki ayrı değerlendirmedir.

Şirket unvanı, parasal tutar, tarih ve imza yetkisinin çeviri sırasında yanlış aktarılması temsil veya borç miktarı tartışması doğurabilir. Özellikle Alman dilindeki ‘Aktiengesellschaft’ kısaltması AG ile Türk anonim şirketin birebir usulî sonuçları aynı kabul edilmemelidir. Yabancı belgenin aslı, okunaklı kopyası, varsa resmî sicil kaynağı ve yapılan tercümesi eşleştirilerek saklanır. Sırf belgenin İsviçre’den gelmiş olması her özel fatura veya e-postanın apostillenmesini zorunlu kılmaz; belge türü ayrı incelenir.

14. Altı haftalık süre ve iki haftaya kadar uzatma

TTK m.5/A/2 ticari dava şartı arabuluculuğunda arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırmasını öngörür. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir. Bu süre, her dosyanın mutlaka altı hafta bekleyeceği veya sekiz haftalık otomatik bir uzatma bulunduğu anlamına gelmez. Tarafların hazırlık durumu, katılımı, tekliflere cevap vermesi ve belgeleri sunması görüşmenin takvimini doğrudan etkiler.

İsviçreli şirket açısından tatil günleri, uluslararası belgelerin hazırlanma süresi ve kararın şirket yönetimince onaylanma usulü erken planlanmalıdır. Görüşme günü geldiğinde ‘Zürih’ten yönetim kurulu kararını bekliyoruz’ gerekçesiyle bütün sürelerin kendiliğinden durduğu kabul edilemez. Başvurudan önce müzakere limiti ve yetkili kişi belirlenmesi yararlıdır. İhtiyaç duyulan tercümelerin son güne bırakılmaması, müzakere edilen CHF tutarının banka masraflarıyla karıştırılmaması ve son tutanağın tarihinin kontrolü süreç güvenliği sağlar.

15. Zamanaşımı ile arabuluculuk takvimi aynı değildir

6325 sayılı Kanun m.16, arabuluculuk sürecinin başlaması ve zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere etkisini düzenler. Başvurunun teknik olarak sisteme alınması, arabulucunun görevlendirilmesi, son tutanağın düzenlenmesi ve aradan geçen sürenin hesabı aynı tarih olarak varsayılmamalıdır. Sözleşmeden doğan alacağın kendi zamanaşımı rejimi ayrıca incelenir; yabancı hukukun uygulanacağı durumlar ile Türk mahkemesi usulü arasında farklılıklar olabilir.

Özellikle birden çok sözleşme veya faturanın bir arada bulunduğu dosyada her kalemin muacceliyet ve süre başlangıcı aynı olmayabilir. Sözleşmede bir bildirim süresi, maldaki ayıp ihbarı veya özel itiraz penceresi varsa bu sürelerin hepsi otomatik olarak arabuluculuk süre düzeniyle aynı etkiye tabi değildir. Şirketin bir arabuluculuk başvurusu yaptığı için diğer bütün özel hukuki süreleri güvenle bekletebileceği varsayımıyla hareket edilmemelidir. Başvuru ve kapanış tarihleri belgeli biçimde kaydedilerek olası dava öncesi bağımsız süre çizelgesi hazırlanmalıdır.

16. Görüşmeye katılım: İsviçre’den uzaktan veya temsilciyle

İsviçre’deki yöneticinin her görüşme için Türkiye’ye seyahat etmesi gerekeceği biçiminde genel bir kural kurulamaz. Arabuluculukta taraflar vekilleri aracılığıyla katılabilir; uzaktan görüşme ve elektronik iletişim imkânları uygulama ile tarafların ve arabulucunun uygun bulduğu teknik usuller içinde değerlendirilir. Bununla birlikte çevrim içi bağlantıya katılmak ile son anlaşma belgesini gerekli şekil ve yetkiyle imzalamak aynı işlem değildir. Katılım yöntemi görüşme öncesinde netleştirilmelidir.

Şirket temsilcilerinin saat dilimi, dil desteği ve bilgi güvenliği bakımından toplantıya hazırlanması gerekir. Uzak bağlantıda tercümanın kimliği, tarafların birbirini duyabilmesi ve gizli belgelerin paylaşım kanalı önem taşır. Müzakere tutanağında kimin bizzat, kimin vekâleten katıldığı doğru gösterilmelidir. Anlaşma oluşursa imza türü, imzacıların yetki kapsamı ve belgenin muhatap şirketi bağlaması ayrıca kontrol edilir. Sadece video görüşmesinde sözlü olarak ‘kabul’ denildiği için bütün icra koşullarının kendiliğinden doğduğu kabul edilmemelidir.

17. İlk toplantıya katılmama kararından önce risk değerlendirmesi

Arabuluculuk daveti alan Türk şirketi veya İsviçre AG, görüşmeye katılmamayı sıradan bir yazışma tercihi olarak görmemelidir. Dava şartı arabuluculuğunun kanuni sonuçları; davet, katılım ve son tutanağın kaydına göre doğabilir. Toplantıya katılmak, karşı tarafın bütün alacağını kabul etmek değildir. Taraf uyuşmazlığın bir kısmını tartışabilir, bazı belgelerin eksik olduğunu belirtebilir veya anlaşma sağlanamadığını ifade edebilir.

Katılım kararı verilirken şirkette yetkili temsilcinin bulunup bulunmadığı, tartışılan alacak ile karşı alacaklar ve belge eksikleri birlikte değerlendirilmelidir. Yurt dışından beklenen yöneticiye davetin usulüne uygun iletilmesi ve toplantı tarihinin kayda alınması önemlidir. Katılmama hâlinin gider ve usul yönünden muhtemel etkisi, güncel kanun ve anayasal yargı düzenlemeleri çerçevesinde ayrıca kontrol edilmelidir. Şirket adına yetkisiz çalışan gönderilmesi ise müzakerenin sonuçlarını belirsizleştirebilir.

18. Arabuluculukta yapılan açıklamaların gizliliği

6325 sayılı Kanun m.4 gizlilik; m.5 ise arabuluculuk faaliyetinde ileri sürülen belirli beyan ve belgelerin sonradan delil olarak kullanılması konusunu düzenler. İsviçreli şirket, ticari anlaşma teklifini değerlendirmek üzere belirli bir indirim önerdiğinde bunun tek başına borç miktarının kesin mahkeme ikrarı sayılmaması temel güvencelerden biridir. Ancak önceden var olan bağımsız delillerin yalnızca arabuluculukta gösterildiği için bütünüyle kullanılmaz hâle geldiği de söylenemez.

Tarafların gizlilik yükümlülüğünü yanlış anlaması özellikle banka dekontu, teknik rapor ve sevk evraklarında sorun yaratır. Önceden düzenlenmiş bir ticari fatura, tarafça toplantıda gösterildi diye otomatik olarak delil niteliğini kaybetmez. Buna karşılık uzlaşma önerisinin pazarlık amacıyla sunulmuş olması nedeniyle kanunun sağladığı koruma başka bir rejimdir. Görüşme sırasında kişisel veri, ticari sır veya üretim bilgisi paylaşılacaksa hangi dosyanın kimlerce görüntülendiği ve saklanacağı açıkça yönetilmelidir.

19. İsviçre şirketinin taksitli sulh anlaşmasında neler yazmalıdır?

Taraflar mutabakata varırsa yalnız ‘alacak ödenecek’ ibaresi çoğu ticari ilişkide yeterli açıklığı sağlamaz. Anlaşmada tam taraf unvanları, imza yetkilileri, anlaşmanın hangi sipariş veya faturaları kapsadığı, kararlaştırılan para birimi, taksit tutarları, kesin ödeme tarihleri, banka hesabı, bankacılık masraflarının kime ait olduğu ve gecikme ihtimalinde uygulanacak hukuki sonuçlar belirlenmelidir. İsviçre’ye yapılacak CHF transferinin muhabir banka masrafı, taksit tutarının net mi brüt mü anlaşılacağı ve ödeme dekontunun niteliği açık olmalıdır.

Anlaşmanın bir borç ikrarı, sulh veya kısmi ibra sonucu doğurup doğurmadığı metnin bütününe göre belirlenir. İsviçre şirketi alacak kalemlerinden vazgeçiyorsa bu vazgeçmenin hangi ödemenin yapılması şartına bağlı olduğu belirsiz bırakılmamalıdır. Teslim edilmemiş malların iadesi, ayıplı malın değiştirilmesi veya mülkiyet hakkının devri gibi para dışı edimler varsa bunların uygulanabilir şekil ve yetki şartları ayrıca kontrol edilir. İyi hazırlanmış anlaşma, yeni bir uyuşmazlık yaratmayacak kadar somut olmalıdır.

20. Anlaşma belgesinin Türkiye’de icra edilebilirliği

6325 sayılı Kanun m.18, arabuluculuk anlaşma belgesinin hukuki sonuçlarını ve icra edilebilirliğe ilişkin koşulları düzenler. Taraflar ile avukatların ve arabulucunun imzası bulunan anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayılmasına ilişkin düzenleme ile icra edilebilirlik şerhi alınması gereken durumlar birbirine karıştırılmamalıdır. Belgenin taraflarca nasıl imzalandığına, uyuşmazlığın niteliğine ve kanundaki özel şartlara göre uygun yol belirlenir.

İsviçre AG’nin Türk şirketinden CHF ödeme alması bakımından Türkiye’de düzenlenen anlaşma belgesi bir tahsilat zemini sağlayabilir; ancak belgenin varlığı ödeme gücünü garanti etmez. Borçlunun malvarlığı, ödeme kanalları, teminatın durumu ve icra takibinin usulü ayrı sorunlardır. Ayrıca yabancı şirkete aktarılacak tutarın vergisel ve bankacılık işlemleri de anlaşmadan bağımsız olarak doğru yürütülmelidir. İcraya başvurulacaksa tutarın vade, para birimi ve faiz hesaplaması belgedeki açık hükümlere uygun olmalıdır.

21. Anlaşmanın İsviçre’de kendiliğinden icra edilmemesi

Türkiye’deki bir arabuluculuk anlaşma belgesinin veya Türk mahkeme kararının İsviçre’de otomatik olarak icra edilebilir olduğunu ileri sürmek doğru değildir. İsviçre’de tanıma ve tenfiz, icra takibi ve hangi hukuki belgenin hangi prosedüre uygun olduğu ayrı bir hukuki inceleme gerektirir. İsviçre Federal Özel Milletlerarası Hukuk Kanunu (IPRG) ve borç takibi rejiminin kapsamı ile belgenin niteliği değerlendirilmelidir. Türk tarafın İsviçre’de taşınır, hesap veya diğer malvarlığı varsa sınır ötesi icra stratejisi ayrı hazırlanır.

Bu makalenin konusu Türkiye’de dava şartı arabuluculuğudur; İsviçre’deki Schlichtungsbehörde tutanağı veya İsviçre icra dairesi kaydıyla aynı şey değildir. İki ülkenin adlî sistemlerindeki ‘uzlaşma’, ‘icra edilebilir belge’ ve ‘mahkeme ilamı’ kavramlarının aynı adı taşıması hukuki eşdeğerlik yaratmaz. Anlaşmanın hangi ülkede uygulanacağı ve borçlunun malvarlığının nerede bulunduğu, görüşme aşamasında doğru saptanırsa daha sonra uygulanamayacak bir metne imza atılması riski azalır.

22. Anlaşma sağlanmazsa son tutanak ve dava

Arabuluculuk sonuçsuz kalırsa m.18/A çerçevesinde düzenlenen son tutanağın dava dosyası açısından özel önemi vardır. Davacı, anlaşmama son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylı örneğini dava dilekçesine eklemekle yükümlüdür. Kanunun öngördüğü ekleme ve eksikliğin giderilmesi kuralları usulden ret riskini doğurabilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılması ise sonradan yalnız tutanak sunarak düzeltilebilecek sıradan bir belge noksanlığıyla aynı değildir.

İsviçre şirketinin uyuşmazlıkta talep ettiği miktar, karşı tarafın unvanı ve başvuru konusu ile dava dilekçesindeki taleplerin karşılaştırılması gerekir. Son tutanağın sadece bir ticari ilişki için düzenlenmiş olması, bütün bağımsız sözleşmelerdeki talepleri otomatik kapsadığı anlamına gelmez. Şirketin Türk ticaret mahkemesinden istediği koruma, arabuluculuk kapsamı ve varsa karşı tarafın takas savunması birlikte değerlendirilir. Tutanak eklenmiş olsa dahi mahkeme ayrıca görev, yetki, harç ve diğer dava şartlarını inceler.

23. İsviçreli şirkete karşı Türkiye’de başvuru yapılırsa

Uyuşmazlığın başvurucusu her zaman İsviçre AG olmayabilir; Türkiye’deki satıcı veya hizmet sağlayıcı da İsviçreli karşı tarafa karşı para alacağı talebinde bulunabilir. Bu durumda tarafın yurt dışındaki merkez adresi, sicil unvanı ve temsilcisi doğru belirlenmelidir. Başvurucunun karşı tarafı yalnızca bir ticari marka adıyla göstermesi, tebligat veya görüşmeye davet sürecinde belirsizlik yaratabilir. Arabuluculuk bürosu ile arabulucunun bildirim yükümlülükleri kanunun usul kuralları içinde yürütülür.

Yabancı şirketin Türkiye’de şubesi, irtibat ofisi veya iştiraki bulunması, bunların her durumda sözleşmenin borçlusu olduğu anlamına gelmez. İsviçre merkez şirketi ile Türk iştirakin ayrı tüzel kişilikleri bulunabilir. Sözleşmeyi imzalayan, fatura düzenleyen, bedeli alan ve ifayı üstlenen şirketler tek tek tespit edilmelidir. Adres doğrulama ve temsil belgesi eksiklikleri erken giderilirse gereksiz sınır ötesi yazışmalar azaltılabilir. Buna karşılık uluslararası tebligat gerektiren bir dava aşaması arabuluculuk davetiyle özdeş tutulmamalıdır.

24. Ticari alacak ile şirketler hukuku uyuşmazlığı aynı değildir

İsviçre AG’nin Türkiye’de pay sahibi olduğu limited şirketten bilgi istemesi, genel kurul kararına itiraz etmesi veya şirketten ayrılmak istemesi ile mal satışından para alacağı talep etmesi ayrı uyuşmazlık kategorileridir. TTK m.5/A bakımından dava türünü belirlerken salt tarafların tacir olmasını yeterli görmek yanıltıcıdır. Pay devri, genel kurul iptali, yöneticinin sorumluluğu ve tasfiye ilişkileri farklı hükümlere tabi olabilir. Talep bir miktar para olsa dahi ticari dava niteliğinin dayanağı ve arabuluculuğun ilgili dava için geçerli olup olmadığı ayrıca sınanır.

İsviçreli yatırımcı Türkiye’de ortaklık ilişkisi nedeniyle zarara uğradığını bildiriyorsa önce zarar kalemlerinin hukuki temeli ayrıştırılır. Şirkete ait zararla pay sahibinin doğrudan zararını aynı alacak kalemi olarak yazmak, sonradan davanın konusu bakımından sorun yaratır. Türkiye’de şirket ortağına özgü inceleme, çıkma, iptal veya sorumluluk davaları için özel usul ve süreler söz konusu olabilir. Genel arabuluculuk anlatımını her şirket uyuşmazlığına mekanik biçimde taşımamak gerekir.

25. İcra takibi, itirazın iptali ve menfi tespit ayrımı

İsviçreli şirketin Türk borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatması, TTK m.5/A’daki ‘dava açılmadan önce’ ifadesinin kapsamıyla aynı işlem değildir. İcra takibi ile sonradan açılabilecek itirazın iptali davası ayrı usulî aşamalardır. 2023 değişikliği, ticari davalardan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını açıkça dava şartı kapsamına dahil etmiştir. Bu nedenle takip yapılmış olmasını arabuluculuk sürecinin her durumda gereksiz hâle geldiğinin kanıtı saymak doğru değildir.

Borçlunun borçlu olmadığını tespit ettirmek istemesi veya ödenen bedelin geri istenmesi, doğrudan tahsilat davasından farklı talep sonucu doğurabilir. İcra takibi sırasında uygulanacak ihtiyati haciz, teminat veya itiraz süreleri de ayrı usul kurallarına bağlıdır. Şirketin hangi yolu seçeceği, takipte itiraz bulunup bulunmadığı, alacağın belgelendirilmesi ve tarafların malvarlığına göre değerlendirilir. Arabuluculuk, alacağı garanti eden veya kanuni icra sürelerini kendiliğinden uzatan bir ödeme aracı değildir.

26. İhtiyati tedbir ve geçici koruma talebi nasıl ele alınır?

Türkiye’deki ticari alacağın tahsilini güvenceye almak için geçici hukuki koruma düşünülüyorsa bunun arabuluculukla ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir farklı hukuki araçlardır; İcra ve İflas Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu koşullarına tabidirler. Başvurucu, yalnızca m.5/A kapsamındaki arabuluculuğa gittiğini belirterek geçici koruma şartlarının oluştuğunu varsayamaz. Mal kaçırma endişesi, alacağın niteliği, muacceliyet ve teminat meseleleri yetkili mahkeme tarafından kendi düzeni içinde incelenir.

İsviçre şirketi açısından talep dosyasında sözleşme, fatura, teslim ve ödeme kanıtlarının tutarlı olması önemlidir. Bir koruma kararının gerekli görülmesi, müzakere yapılmayacağı anlamına gelmediği gibi tarafların uzlaşmaya açık olması da geçici korumanın bütün yasal koşullarını ortadan kaldırmaz. Dava açma süresi ve geçici tedbire ilişkin özel takip yükümlülükleri, arabuluculuk takviminden bağımsız takvimlendirilmelidir. Doğrulanmamış bir mahkeme kararı örnek gösterilerek kesin sonuç vaat edilmemelidir.

27. Mersin limanı ve İstanbul ticari dosyalarında dikkat edilecek bağlantılar

Mersin’deki üreticiler ve liman bağlantılı ticaret ile İstanbul’daki merkez şirketlerin uluslararası sözleşmelerinde şirketin nerede kurulu olduğu kadar ifanın nasıl gerçekleştiği de önemlidir. Teslimin konteyner terminalinde, fabrikada veya yabancı alıcının deposunda gerçekleşmesi sözleşme hükümleri ve ilgili maddi hukuk açısından fark yaratabilir. Buna karşılık arabuluculukta esas olan somut ticari alacak uyuşmazlığının kapsamı ve başvuru merciidir; liman veya gümrük kaydının tek başına mahkeme yetkisi yarattığı söylenemez.

İsviçre AG’nin Türkiye’de üretim yapan şirketle yürüttüğü proje için sipariş teyidi, fatura ve teslim kayıtları ayrı dosyalanmalıdır. İstanbul ofisinden yapılan yazışmalar Mersin fabrikasındaki teknik kabul belgelerini otomatik olarak doğrulamaz. Görüşmeye başlamadan önce taraflarca hangi belgelerin tartışmasız kabul edildiği, hangi kalemlerin uyuşmazlık konusu olduğu ve bu kalemleri temsil yetkisine sahip kişilerin kimler olduğu yazılı hâle getirilirse anlaşma metni daha ölçülebilir olur.

28. İsviçre ve Türkiye hukuk ekipleri nasıl koordinasyon kurmalı?

İsviçre şirketinin kendi ülkesindeki avukatı şirketin kuruluşu, temsil yetkisi ve İsviçre’deki icra sonuçlarını değerlendirebilir; Türkiye’de yetkili avukat ise Türk ticaret, usul ve arabuluculuk düzenini somut dosyaya uygular. Bu görev dağılımı iki ülkede aynı anda hukuki hizmet sunulduğu iddiasına dönüştürülmemelidir. Belgelerin hangi ekip tarafından doğrulanacağı, müşteri iletişiminin hangi dilde yapılacağı ve karşı tarafa hangi teklifin iletileceği açıkça belirlenebilir.

İki hukuk sistemindeki terminoloji farklı olduğundan ‘settlement’, ‘Schlichtung’, ‘Vergleich’ ve Türk hukukundaki arabuluculuk anlaşması tamamen eşanlamlı sayılmamalıdır. Türkiye’de bir anlaşmanın icra edilebilirliğini Swiss ZPO’daki mahkeme içi sulh hükümleriyle karıştırmak önlenmelidir. Şirket verilerinin ülkeler arasında paylaşılmasında kişisel veri, ticari sır ve meslek sırrı yükümlülüklerine uygun yöntem seçilmelidir. Koordinasyonun hedefi çelişen belgeler üretmek değil, doğru taraf ve doğru borç üzerinde tek anlaşılır dosya oluşturmaktır.

29. Dava öncesi son kontrol listesi

İsviçreli şirketin başvuru öncesi tamamlaması gereken çekirdek dosya; güncel Zefix kaydı ve gerekiyorsa kantonal sicil belgesi, AG veya GmbH temsil yetkisi, Türk karşı tarafın ticaret sicili ve imza yetkisi, uyuşmazlık konusu sözleşme, tüm değişiklik ve ekler, para birimi belirtilmiş alacak dökümü, hesap hareketleri, teslim veya hizmet belgeleri ve varsa temerrüt bildirimlerinden oluşur. Bunlara anlaşmanın uygulanacağı ülke, tahkim veya yetki şartı, dava ve zamanaşımı takvimi de eklenmelidir.

Başvuru formunda talep edilen alacağın sınırı ile vekilin müzakere için aldığı yetkinin aynı şey olmadığı açık tutulmalıdır. Son tutanak düzenlendiğinde kayıt tarihi, doğru tüzel kişi, görüşmenin sonucu ve imza biçimi kontrol edilmelidir. Anlaşma varsa ödeme ve icra koşulları, yoksa dava şartının tamamlanıp tamamlanmadığı hukuki denetime tabi tutulur. Sınır ötesi alacak dosyasında bütün aşamaları tek bir yüzeysel ‘borç tahsili’ sloganına indirmek, hem İsviçreli hem Türk tarafın hak kaybı riskini artırır.

İlgili hukuk rehberleri

Resmî mevzuat ve kurum kaynakları

Kaynak seçimi, Türk Ticaret Kanunu m.4 ve 5/A ile 6325 sayılı Kanun m.1, 4, 5, 16, 18 ve 18/A; İsviçre OR m.718 ve 814 hükümlerine dayanır. Hukukî metinler 6 Kasım 2026 itibarıyla yeniden kontrol edilerek dosya koşullarına uygulanmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

İsviçre AG Türkiye’de ticari alacak davasından önce arabulucuya gitmeli mi?

Türk mahkemesinde açılacak dava TTK m.5/A kapsamındaki ticari dava ve para alacağı türlerinden ise kural olarak arabuluculuk dava şartı söz konusudur; yabancı şirket olmak tek başına istisna değildir.

GmbH ile AG arasında dava şartı bakımından fark var mı?

Şirketin hukuki türü temsil ve belge denetimini değiştirir; TTK m.5/A kapsamı ise uyuşmazlığın ve talebin niteliğine göre değerlendirilir.

İsviçre hukukunun seçilmesi Türk arabuluculuğunu kaldırır mı?

Yalnız hukuk seçimi, Türk mahkemesindeki dava şartına kendiliğinden istisna oluşturmaz; geçerli tahkim veya uyuşmazlık çözüm şartı ayrıca incelenir.

Sözleşmede tahkim şartı varsa ne olur?

6325 sayılı Kanun m.18/A/18 uyarınca taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunduğunda dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz; tahkim kaydının geçerliliği kontrol edilir.

CHF alacağı için arabuluculuğa başvurulabilir mi?

Evet. CHF cinsinden talep edilen ticari para alacağı para birimi nedeniyle tek başına kapsam dışında kalmaz; talep türü ve dava şartı birlikte belirlenir.

İsviçre şirketinin temsilcisi kim olmalıdır?

Güncel sicil, OR m.718 veya m.814 ve şirketin temsil düzeni dikkate alınarak şirketi bağlayabilecek yetkili kişi veya yetkilendirilmiş avukat tespit edilir.

Avukatla katılmak için özel vekâlet yetkisi gerekir mi?

Sulh ve arabuluculuk gibi işlemlerde HMK m.74 kapsamındaki açık yetkiler ile ilgili özel yetki şartları kontrol edilmelidir.

Ticari arabuluculuk kaç hafta sürer?

TTK m.5/A/2 kapsamında arabulucu görevlendirilmesinden itibaren altı hafta temel süredir; zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Arabuluculukta anlaşma sağlanmazsa dava açılabilir mi?

Evet. Kanunun aradığı anlaşmama son tutanağı ile diğer dava şartları sağlanarak ilgili mahkemede dava açılabilir.

Anlaşma belgesi doğrudan icraya konulur mu?

6325 sayılı Kanun m.18’deki imza, ilam niteliğinde belge ve icra edilebilirlik şerhi koşulları belgenin türüne göre incelenir.

İsviçre’den çevrim içi toplantıya katılınabilir mi?

Vekil aracılığıyla ve uygun iletişim yöntemleriyle katılım değerlendirilebilir; mutabakatın geçerli imzalanması ve temsil yetkisi ayrıca kontrol edilir.

Türkiye’deki arabuluculuk anlaşması İsviçre’de kendiliğinden icra edilir mi?

Hayır. İsviçre’de belgenin tanınması veya icrası kendi uygulanabilir hukuki koşulları ve yetkili makamları bakımından ayrıca değerlendirilir.

Mersin ve İstanbul ofis haritaları

Mersin: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Merkez.

İstanbul: Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21 Kat:9, Sarıyer/İstanbul.

Yazar ve iletişim

Av. Halil Bakırcı – Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu Sicil No 3472. İsviçreli şirketlerin Türkiye’deki ticari sözleşme, alacak, arabuluculuk ve dava dosyalarında Mersin ve İstanbul ofislerimizle iletişime geçilebilir: +90 552 224 43 66 veya WhatsApp.

Metin genel hukukî bilgilendirmedir; hiçbir uyuşmazlıkta kesin sonuç taahhüdü değildir. Temsil, süre, yetki ve uygulanan hukuk somut belgelerle incelenir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp