Ciddi ve Yakın Tehlike Nedir? 6331 m.13 Başvuru, Tahliye ve Ücret Rehberi 2026
Ciddi ve yakın tehlike, çalışanın yaşamını veya sağlığını ağır biçimde etkileyebilecek ve gerçekleşmesi güncel/yakın olan iş sağlığı ve güvenliği tehlikesidir. 6331 m.13 uyarınca çalışan önce İSG kuruluna; kurul yoksa işverene başvurur. Talep haklı bulunursa tedbir alınana kadar çalışmaktan kaçınabilir ve ücreti ile diğer hakları korunur. Tehlike önlenemez nitelikteyse karar beklemeden güvenli yere geçebilir. Çalışmaktan kaçınma hakkının genel şartları için 6331 m.13 çalışmaktan kaçınma hakkı rehberine bakılabilir.
6331 m.13 neyi düzenler?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi, işyerinde ciddi ve yakın tehlike doğduğunda çalışanın kendi sağlığını ve güvenliğini koruyabilmesi için özel bir mekanizma kurar. Düzenlemenin amacı, çalışanın ölüm, yaralanma veya sağlık kaybı riski açık biçimde ortaya çıktığı hâlde sırf işveren talimat verdiği için tehlikeli faaliyete devam etmeye zorlanmasını önlemektir.
Madde iki farklı durumu ayırır. Birincisi, ciddi ve yakın tehlike vardır fakat durum kurul veya işveren tarafından değerlendirilebilecek niteliktedir. İkincisi, tehlike önlenemez durumdadır ve çalışanın beklemesi dahi güvenli değildir. İkinci durumda çalışan tehlikeli bölgeyi terk edip güvenli yere gider; bu davranışı nedeniyle hakları kısıtlanamaz.
Ciddi ve yakın tehlike ne demektir?
6331 sayılı Kanunda “ciddi ve yakın tehlike”, meydana gelme ihtimali bulunan ve ortaya çıktığında çalışanın hayatını veya sağlığını ciddi biçimde etkileyebilecek bir tehlikenin güncel ve gerçekleşmeye yakın olması anlamında kullanılır. Her işyeri sorunu m.13 kapsamında değildir. Tehlikenin ciddi olması ve yakınlık unsurunu taşıması gerekir.
Koruyucusu sökülmüş ve çalışırken uzuv kaptırma riski bulunan makine, çökme emareleri olan kazı veya yapı bölümü, yoğun gaz kaçağı, açık elektrik iletkeni, gerekli havalandırması olmayan tehlikeli kapalı alan, kontrolsüz patlayıcı ortam veya çalışanı derhâl etkileyebilecek kimyasal sızıntı bu değerlendirmeye örnek oluşturabilir. Somut olayda tehlikenin niteliği teknik verilerle belirlenir.
Çalışan önce kime başvurur?
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu varsa çalışan kurula, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep eder. Kanun, kurulun acilen toplanmasını; işverenin de derhâl karar vermesini öngörür. Karar çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.
Başvurunun yazılı yapılması ispat bakımından önemlidir. Tehlikenin yeri, zamanı, kullanılan ekipman, görülen eksiklik, varsa daha önce yapılan bildirimler ve mümkünse fotoğraf, tutanak veya tanık bilgisi belirtilmelidir. Ancak önlenemez tehlike hâlinde yazılı başvuru tamamlanana kadar tehlikeli yerde bekleme yükümlülüğü yoktur.
Çalışmaktan kaçınma hakkı ne zaman doğar?
Kurul veya işveren çalışanın talebini haklı bulursa, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışan çalışmaktan kaçınabilir. Hak, tehlikenin giderilmesine kadar sürer. Burada amaç iş sözleşmesini askıya almak değil; güvenli çalışma koşulları sağlanana kadar tehlikeli işi yaptırmamaktır.
İşveren tehlikeyi ortadan kaldırdığında ve güvenli çalışma koşulları sağlandığında çalışan işine devam eder. Tedbirin gerçekten alınıp alınmadığı yalnız bir yazı veya sözlü beyanla değil, tehlikenin niteliğine uygun teknik ve fiilî incelemeyle değerlendirilmelidir.
Çalışmaktan kaçınan işçinin ücreti kesilir mi?
6331 m.13 açık bir koruma getirir: çalışanın çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır. Hak kanuna uygun biçimde kullanılmışsa, işveren “çalışmadın” gerekçesiyle o döneme ait ücreti kesemez.
Bu koruma, iş sağlığı ve güvenliği hakkının ekonomik baskıyla etkisiz hâle getirilmesini engeller. Çalışanın ücret kaybı korkusuyla ciddi bir tehlikenin içine gönderilmesi 6331 sisteminin önleyici yaklaşımıyla bağdaşmaz.
Tehlike önlenemez durumdaysa ne olur?
Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumda çalışan, m.13’teki kurul veya işverene başvuru sürecini beklemeksizin işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek güvenli yere gidebilir. Kanun, bu hareket nedeniyle çalışanların haklarının kısıtlanamayacağını düzenler.
Örneğin yangın hızla yayılıyorsa, patlama riski doğmuşsa veya zehirli gaz yoğunluğu çalışanı derhâl etkiliyorsa, çalışandan önce form doldurması veya amir onayı beklemesi istenemez. Acil durumlarda yaşam ve sağlık güvenliği önceliklidir.
İşveren çalışanın başvurusunu reddederse ne yapılabilir?
İşveren veya kurul talebi reddederse uyuşmazlık somut deliller üzerinden değerlendirilir. Çalışan tehlikeyi gösteren teknik rapor, fotoğraf, video, bakım kaydı, ölçüm sonucu, işyeri tutanağı, çalışan temsilcisi yazışmaları ve tanık anlatımlarını saklamalıdır. İş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin tespit ve önerileri de önem taşır.
İşverenin ret kararı tehlikenin gerçekte bulunmadığı anlamına gelmez. Denetim makamlarına yapılacak bildirim, iş müfettişi incelemesi, iş kazası meydana gelmişse ceza ve tazminat süreçleri bakımından önceki başvurular önem kazanabilir.
Gerekli tedbir alınmazsa işçi iş sözleşmesini feshedebilir mi?
6331 m.13, talebe rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı hâllerde çalışanlara tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmesini feshedebilme imkânı tanır. Burada fesih hakkı otomatik ve soyut değildir; ciddi ve yakın tehlikenin varlığı, çalışanın usulüne uygun talebi ve gerekli tedbirlerin alınmaması birlikte değerlendirilir.
İş Kanununa tabi çalışan bakımından ayrıca 4857 sayılı Kanun m.24’teki haklı fesih sebepleri somut olayla birlikte incelenir. Fesih, kıdem tazminatı ve diğer alacaklar üzerinde sonuç doğurabileceğinden tehlikeyi ve başvuruları belgelemek önemlidir.
Kamu çalışanları bu haktan yararlanabilir mi?
6331 sayılı Kanun, kanuni istisnalar dışında kamu ve özel sektöre ait işyerlerine uygulanır. Bu nedenle kamu kurumlarındaki çalışanlar da iş sağlığı ve güvenliği hükümlerinin koruması altındadır. Statünün memur, sözleşmeli personel veya işçi olması, 6331’in kapsam değerlendirmesiyle birlikte ele alınır.
Özellikle laboratuvar, sağlık tesisi, teknik bakım, atölye, saha hizmeti ve altyapı işlerinde ciddi ve yakın tehlike prosedürü kamu işyerleri bakımından da önemlidir.
6331 m.13 ile İş Kanunu m.34 aynı şey değildir
İnternette iki farklı “çalışmaktan kaçınma” hakkı sıkça karıştırılır. 4857 sayılı İş Kanunu m.34, ücretin ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmemesi hâlinde işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilmesini düzenler. 6331 m.13 ise ciddi ve yakın iş sağlığı ve güvenliği tehlikesine dayanır.
Biri ücret alacağının korunmasına, diğeri yaşam ve sağlık güvenliğine ilişkindir. Şartları, başvuru sebebi ve ispat konusu farklıdır. Bu nedenle somut olay hangi kanuni nedene dayanıyorsa işlem o düzenlemeye göre yürütülmelidir.
İş güvenliği uzmanının tespiti neden önemlidir?
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, görevleri kapsamında işyerindeki hayati tehlikeleri ve alınması gereken tedbirleri işverene bildirir. Ciddi ve yakın tehlike iddiasında uzman raporu veya onaylı defter kaydı tehlikenin daha önce belirlenip belirlenmediğini gösterebilir. Bununla birlikte çalışanın m.13 hakkı yalnız uzmanın önceden rapor yazmış olmasına bağlı değildir.
Tehlike çalışanın gözlemiyle de ortaya çıkabilir. Önemli olan tehlikenin objektif olarak ciddi ve yakın nitelikte olup olmadığıdır.
İş kazası meydana gelirse önceki başvurunun etkisi
Çalışanın kazadan önce tehlikeyi bildirmiş olması, işverenin riskten haberdar olup olmadığı ve gerekli tedbiri alıp almadığı bakımından güçlü bir delildir. Bir makinedeki koruyucunun eksikliği haftalar önce bildirilmiş, buna rağmen kullanım sürdürülmüşse bu kayıt kusur incelemesinde önem taşır.
Öte yandan hiç bildirim yapılmamış olması işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. 6331 m.4 ve m.10 uyarınca işveren tehlikeleri kendiliğinden belirlemek, risk değerlendirmesi yapmak ve önlem almak zorundadır.
Çalışanın hakkı kötüye kullanması mümkün müdür?
Kanundaki hak ciddi ve yakın tehlikenin varlığına bağlıdır. İşle ilgisi olmayan her rahatsızlık veya anlaşmazlık m.13 kapsamında çalışmaktan kaçınma hakkı doğurmaz. Buna karşılık işveren de “üretim aksıyor” gerekçesiyle gerçek tehlikeyi görmezden gelemez. Uyuşmazlıkta objektif tehlike, teknik belgeler, işyeri kayıtları ve olayın kronolojisi belirleyicidir.
İşveren ne yapmalıdır?
- Çalışanın ciddi ve yakın tehlike bildirimini derhâl kayıt altına almalıdır.
- Kurul varsa acilen toplamalı; kurul yoksa gecikmeden karar vermelidir.
- Tehlikeli ekipman veya bölge gerektiğinde kullanıma kapatılmalıdır.
- Risk değerlendirmesi ve acil durum planı olay ışığında gözden geçirilmelidir.
- Alınan teknik ve organizasyonel tedbirler belgelendirilmelidir.
- Çalışana sonuç yazılı bildirilmelidir.
- Önlenemez tehlikede tahliye ve güvenli alana geçiş engellenmemelidir.
Çalışan hangi delilleri saklamalıdır?
İşverene veya kurula yapılan yazılı başvuru, e-posta ve mesaj kayıtları, tehlikeyi gösteren fotoğraflar, bakım kayıtları, ölçüm sonuçları, iş güvenliği uzmanı tespitleri, çalışan temsilcisi yazıları, vardiya çizelgesi, görevlendirme talimatı ve tanık bilgileri saklanmalıdır. Deliller hukuka uygun yöntemlerle elde edilmelidir.
Mersin uygulaması
Mersin’de liman, lojistik, depo, vinç, inşaat, akaryakıt, tarım, sanayi ve serbest bölge faaliyetlerinde ciddi ve yakın tehlike örnekleri sektöre göre değişir. Forklift-yaya yollarının çakışması, yük altında çalışma, kapalı alan, yüksekten düşme riski, kaldırma ekipmanı, kimyasal maruziyet veya elektrik tehlikesi somut teknik inceleme gerektirir.
İlgili içerikler
- İşveren risk değerlendirmesi yapmak zorunda mı?
- İşverenin gözetme borcu
- İş kazası tazminatı
- Ücret ödenmezse çalışmaktan kaçınma hakkı
Sık Sorulan Sorular
İşçi tehlikeli işi yapmayı reddedebilir mi?
Ciddi ve yakın tehlike varsa 6331 m.13’teki şartlarla çalışmaktan kaçınma hakkı kullanılabilir.
Önlenemez tehlikede amirden izin almak gerekir mi?
Hayır. Kanun, önlenemez ciddi ve yakın tehlikede çalışanın tehlikeli bölgeyi terk ederek güvenli yere gidebilmesini güvence altına alır.
Bu sürede ücret kesilir mi?
Kanuna uygun çalışmaktan kaçınma döneminde ücret ve sözleşmeden doğan diğer haklar saklıdır.
İSG kurulu yoksa kime başvurulur?
İşverene başvurulur ve işveren derhâl karar vermelidir.
Başvuru yazılı olmak zorunda mı?
Kanuni sürecin ve ispatın sağlıklı yürütülmesi için yazılı başvuru yapılması güçlü şekilde önerilir; önlenemez tehlikede güvenli alana geçiş için yazı beklenmez.
Tehlike giderildikten sonra işe dönmek gerekir mi?
Evet. Çalışmaktan kaçınma hakkı gerekli tedbirler alınıncaya kadar sürer.
İşveren tedbir almazsa fesih mümkün mü?
6331 m.13, talebe rağmen gerekli tedbir alınmaması hâlinde çalışanın tabi olduğu kanun hükümlerine göre iş sözleşmesini feshedebilmesini düzenler.
Ücret ödenmemesi nedeniyle çalışmamakla aynı hak mı?
Hayır. Ücretin 20 gün ödenmemesi İş Kanunu m.34; ciddi ve yakın tehlike ise 6331 m.13 kapsamındadır.
Çalışan temsilcisi başvuruya katılabilir mi?
Evet. İş sağlığı ve güvenliği sisteminde çalışan temsilcisinin tehlikelerin giderilmesini isteme ve çalışanları temsil etme görevi vardır.
İşveren sırf bu hakkı kullandı diye işçiyi cezalandırabilir mi?
Kanunda öngörülen hakkın şartlarına uygun kullanılması nedeniyle çalışanın hakları kısıtlanamaz. Somut fesih veya disiplin işlemi ayrıca iş hukuku hükümlerine göre değerlendirilir.
Ciddi ve yakın tehlike başvurusunda adım adım izlenecek yol
6331 m.13 kapsamında hakkın doğru kullanılmasında olayın kronolojisi önemlidir. Çalışan öncelikle tehlikenin ne olduğunu, nerede ortaya çıktığını ve neden ciddi ve yakın nitelikte olduğunu somut biçimde belirlemelidir. İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu varsa kurula, kurul yoksa işverene başvurularak durumun tespit edilmesi ve gerekli tedbirin alınması istenir. Kurulun acilen toplanması, işverenin ise derhâl karar vermesi gerekir.
Başvuruda mümkünse tarih ve saat, bölüm veya ekipman, görülen eksiklik, tehlikeden etkilenen çalışanlar ve daha önce yapılan bildirimler yazılmalıdır. Fotoğraf, bakım kaydı, arıza bildirimi, ölçüm sonucu veya çalışan temsilcisi tutanağı varsa başvuruya eklenebilir. Bu kayıtlar sonradan “tehlike yoktu” tartışması çıktığında olayın zamanındaki koşulları gösterir.
Kurul veya işveren talebi kabul ederse süreç nasıl ilerler?
Talep haklı görülürse gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışan çalışmaktan kaçınabilir. Bu dönemde 6331 m.13 gereğince ücret ve kanunlardan veya iş sözleşmesinden doğan diğer haklar saklıdır. İşveren, tehlikeyi ortadan kaldırmak için teknik ve organizasyonel tedbirleri uygulamalı; yalnız sözlü olarak “sorun çözüldü” demekle yetinmemelidir.
Örneğin sorun koruyucusu olmayan bir makineyse koruyucunun uygun şekilde monte edilmesi, test edilmesi ve güvenli kullanım koşullarının sağlanması gerekir. Sorun elektrik tesisatındaysa yetkili müdahale, enerji izolasyonu ve gerekli kontrol yapılmalıdır. Tehlike giderildikten sonra çalışanın güvenli biçimde göreve dönmesi sağlanır.
Önlenemez tehlikede tahliye hakkının sınırı
Kanunun özel olarak koruduğu ikinci durum, ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu hâldir. Burada çalışan kurul kararını veya işverenin yazılı cevabını beklemek zorunda değildir; tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Yangın, patlama ihtimali, hızlı yayılan zehirli gaz, yapı çökmesi veya elektrik arkı gibi beklemenin dahi hayatı tehlikeye sokacağı koşullarda prosedürün amacı çalışanın risk içinde kalması değildir.
Çalışan güvenli alana geçtikten sonra olayın kayıt altına alınması, amirlere ve İSG birimlerine bildirilmesi ve acil durum planının uygulanması gerekir. Bu davranış nedeniyle çalışanın hakları kısıtlanamaz.
İşverenin “iş emrine uymadı” savunması her durumda geçerli midir?
Hayır. İşverenin yönetim hakkı, çalışanın yaşam ve sağlık güvenliğini ortadan kaldıracak sınırsız bir yetki değildir. İş emrinin 6331’e uygun ve güvenli çalışma koşullarında verilmesi gerekir. Çalışanın ciddi ve yakın tehlike nedeniyle kanuni hakkını kullanması, sıradan bir talimata itaatsizlikle aynı şekilde değerlendirilemez.
Bununla birlikte hakkın dayandığı tehlikenin somutluğu önemlidir. Bu nedenle çalışanın tehlikeyi mümkün olduğunca belgeleyerek m.13 prosedürünü işletmesi, sonraki işçilik alacağı veya fesih uyuşmazlığında belirleyici olabilir.
Çalışan temsilcisi ve iş güvenliği uzmanının süreçteki rolü
Çalışan temsilcisi, çalışanlardan gelen tehlike bildirimlerini işverene aktarma ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteme yetkisine sahiptir. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi de görev alanları kapsamında ciddi tehlikeleri tespit ederek işverene bildirir. Bu kişilerin yaptığı tespitler, m.13 başvurusunun teknik ve fiilî dayanağını güçlendirebilir.
Ancak çalışanın hakkı, mutlaka önceden uzman raporu hazırlanmış olmasına bağlı değildir. Ani ve açık bir tehlike çalışan tarafından doğrudan fark edilebilir. Önemli olan tehlikenin ciddi ve yakın nitelikte bulunması ve kanundaki usulün olayın özelliklerine göre uygulanmasıdır.
İşveren için m.13 uyum kontrol listesi
- Ciddi ve yakın tehlike bildirimlerinin yapılacağı açık bir kanal oluşturun.
- Kurul bulunan işyerlerinde acil toplantı usulünü önceden belirleyin.
- Çalışanın başvurusuna gecikmeden ve yazılı cevap verin.
- Tehlikeli ekipmanı veya alanı gerekli hâllerde derhâl kullanıma kapatın.
- Alınan tedbiri teknik olarak doğrulayın ve kayıt altına alın.
- Önlenemez tehlikede güvenli alana geçişi engellemeyin.
- Olay sonrasında risk değerlendirmesi, eğitim ve acil durum planını gözden geçirin.
Bu sistem yalnız uyuşmazlık çıktığında kullanılacak bir hukuk prosedürü değildir. İşverenin önleyici yükümlülüğü tehlike gerçekleşmeden önce başlar ve sürekli denetim gerektirir. Doğru uygulandığında iş kazasını gerçekleşmeden durdurabilen önleyici bir mekanizmadır.
Bu içerik 11 Eylül 2026 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.13, m.4 ve m.10 esas alınarak hazırlanmıştır. Doğrulanmamış yargı kararı kullanılmamıştır. Ciddi ve yakın tehlike değerlendirmesi somut işyerinin teknik koşullarına göre yapılır.
İnceleyen: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu
Resmî kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi · ÇSGB İSG Genel Müdürlüğü
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
