Donatma İştiraki Borçlarında Sorumluluk ve Pay Devri
Kısa ve net cevap: Donatma iştiraki borçlarında sorumluluk, TTK m.1080’e göre paydaş donatanlar bakımından iştirak payı oranında şahsidir. Bu, sorumluluğun yalnız gemiye konulan sermayeyle sınırlı olduğu anlamına gelmez; aynı zamanda her ortağın bütün borçtan otomatik olarak müteselsilen sorumlu tutulması da değildir. Pay devrinde TTK m.1081 uygulanır: Devreden ile devralan, devri birlikte diğer donatanlara veya gemi müdürüne bildirmelidir. Bildirime kadar eski ortak iç ilişkide sorumlu kalır; yeni ortak ise iktisap anından itibaren iç ilişkide paydaş sıfatıyla sorumludur. Dış alacaklıya karşı borç ile ortaklar arasındaki hesap ayrı incelenir.

Bir borcun donatma iştirakine ait olduğu nasıl belirlenir?
İlk soru, sözleşmeyi kimin adına ve hangi yetkiyle yaptığıdır. Geminin bir hizmetten yararlanmış olması, o hizmete ilişkin bütün borçların her gemi paydaşına aynı kapsamda yüklenmesi için tek başına yeterli açıklama değildir. Sözleşmedeki taraf, gemi müdürünün sıfatı, işlem türü ve temsil yetkisi incelenir. TTK m.1071, müdürün bu sıfatla kanuni yetkileri içinde yaptığı işlemlerden doğan hak ve borçları iştirake bağlar.
Bir paydaşın kendi hesabına aldığı kredi ile iştirak adına usulüne uygun kurulan finansman ilişkisi farklıdır. Aynı şekilde gemi sahibi bir şirketin borcu ile donatma iştiraki borcu aynı yapı değildir. Donatma iştirakinin kuruluş şartları, doğrudan gemi paydaşlığını şirket sermaye ortaklığından ayırır. Borçlu sıfatı bu ayrım yapılmadan yalnız kişinin “ortak” olarak tanınmasına dayanılarak belirlenmemelidir.
Alacağın türü de önem taşır. Sözleşmeden doğan bakım veya navlun borcu, bir paydaşın diğerine verdiği gider avansı ve gemi üzerindeki ayni güvenceye dayalı talep ayrı başlıklardır. Bir dosyada bu ilişkilerin birkaçı birlikte bulunabilir. Her talep için hukuki sebep, borçlu ve tutar ayrı gösterilmelidir; bütün kalemler tek bir “gemi borcu” açıklamasına indirgenmemelidir.
TTK 1080’de pay oranında şahsi sorumluluk ne demektir?
TTK m.1080, paydaş donatanların iştirak borçlarından üçüncü kişilere karşı iştirak payları oranında şahsen sorumlu olduklarını düzenler. Şahsi sorumluluk, alacaklının hakkını yalnız ortak işletmeye ayrılmış bir hesap veya gemiye yatırılmış bedelle sınırlayan bir sistem değildir. Paydaşın sorumluluğu kendi hukuki malvarlığı bakımından gündeme gelir. Buna karşılık kanuni temel, ilgili pay oranıdır.
Pay oranı ile sorumluluğun yalnız sermaye miktarıyla sınırlı olması aynı şey değildir. Bir kişinin gemide yüzde yirmi pay sahibi olması, her koşulda en fazla o payı satın alırken ödediği bedel kadar borçlu olacağı anlamına gelmez. İştirak borcunun kapsamı ve kişinin pay oranı belirlenir; daha sonra uygulanabilen sorumluluk sınırlamaları ayrıca incelenir. Alacak tutarıyla satın alma bedeli farklı hesap kalemleridir.
Pay oranında sorumluluk, her ortağın bütün borcun tamamından otomatik olarak birlikte ve ayrı ayrı sorumlu olduğu şeklinde de okunamaz. Kanunun bu özel kuralı, genel ticari işlem ifadeleriyle silinmemelidir. Bununla birlikte bir paydaş ayrıca kişisel güvence veya farklı bir taahhüt vermişse o belgenin doğurduğu borç kendi dayanağıyla incelenir. İştirak sıfatından doğan yükümlülük ile ek sözleşmesel borç birbirine karıştırılmaz.
Alacak dosyasında her paydaş için gemi payı ve sorumluluk hesabı gösterilmelidir. Borcun doğduğu ilişki, ilgili tarihteki paydaş yapısı ve devrin etkileri belirlenmeden bugünkü sicil tablosu bütün geçmiş borçlara uygulanmamalıdır. Aynı alacağın bir kısmının ödendiği durumlarda kalan toplam borç ve hangi ödeme nedeniyle azaldığı ayrıca kayda geçirilir.
Pay oranı, deniz alacaklarında sorumluluk sınırıyla aynı mı?
TTK m.1080, donatanın sorumluluğunu sınırlandırmasına ilişkin hükümleri saklı tutar. Bu nedenle paya göre sorumluluk hesabı ile deniz alacakları için uygulanabilen sorumluluk sınırı iki farklı incelemedir. Önce talep edilen alacağın niteliği ve kimin hangi sıfatla sorumlu olduğu belirlenir. Ardından ilgili sınırlama rejiminin şartları ve kapsamı değerlendirilir.
Her denizcilik borcu için geminin değeri kadar tek bir sınır bulunduğu söylenemez. Sınırlanabilir alacak, sınır dışında kalan talep, uygulanacak sözleşme ve ilgili hukuki sıfat ayrı unsurlardır. Bu yazı gemi tonajına göre bir tazminat tavanı hesaplamamaktadır. Belirli bir alacağın sınırlanıp sınırlanamayacağı, yalnız gemi pay oranından çıkarılamaz.
Aynı şekilde gemi üzerindeki ipotek veya gemi alacaklısı hakkı, kişisel sorumluluğun kapsamından farklı bir güvence konusudur. Gemi alacaklısı hakkı rehberi, belirli alacakların gemi üzerindeki konumunu açıklar. Bir alacak için ayni güvence bulunması, bütün ortakların kişisel borcunun aynı miktarda ve aynı hukukî nedenle doğduğunu göstermez.
Pay devri kim tarafından ve kime bildirilmelidir?
TTK m.1081/1, devreden paydaşın devralanla birlikte bildirim yapmasını arar. Bildirim diğer donatanlara veya gemi müdürüne yöneltilir. Kanundaki bu seçenek korunmalıdır: Her durumda hem bütün ortaklara hem müdüre ayrı bildirim yapılmadıkça hiçbir sonuç doğmayacağı şeklinde ek bir koşul yazılmaz. Ancak bildirimin muhataba ulaştığı ve hangi devre ilişkin olduğu belgelenmelidir.
Devir sözleşmesinin imzalanması ile diğer ortaklara yapılan bildirim aynı işlem değildir. Satıcı ve alıcı aralarındaki sözleşmeyi dosyalarında tutmuş, fakat ortak işletmeyi haberdar etmemiş olabilir. TTK m.1081, bu belirsizliğin iç ilişkiye etkisini düzenler. Bildirimden önce doğan borçlar bakımından devredenin diğer paydaşlara karşı paydaş sıfatıyla sorumluluğu devam eder.
Bildirimin içeriğinde devredilen pay, devreden ve devralanın kimliği, iktisap tarihi ve ilgili gemi açık olmalıdır. Yalnız “ortaklık yapısı değişti” şeklindeki genel açıklama, hangi payın kime geçtiğini göstermek için yeterli bir kayıt düzeni sağlamaz. Tarafların birlikte yaptığı bildirimin dayanağı ve teslim bilgisi saklanır. Tarihlerin sonradan geriye çekilmesi veya bildirim yapılmış gibi belge üretilmesi hukuki çözüm değildir.
Sicil işlemleri de ayrıca tamamlanmalıdır. Gemideki mülkiyet değişikliğini kayıt altına almak ile m.1081’deki ortaklara yöneltilen bildirim aynı işlevi görmez. Gemi sicili değişiklik bildirimi rehberi kayıt yükümlülüğünü açıklar. Tek bir kurum işlemine dayanılarak bütün iç bildirimlerin de kendiliğinden yapıldığı kabul edilmemelidir.
Yeni paydaşın sorumluluğu bildirimde mi, iktisapta mı başlar?
TTK m.1081/1, payı iktisap edenin diğer paydaşlarla olan ilişkilerinde iktisap anından itibaren paydaş sıfatıyla sorumlu olacağını belirtir. Bu nedenle alıcının iç sorumluluğunun başlaması için bildirim tarihini beklemek doğru değildir. Bildirim eksikliğinin devredeni iç ilişkide tutması, yeni paydaşın sorumluluğunu aynı süre boyunca ortadan kaldırmaz.
İktisap tarihi, yalnız satış görüşmesinin veya kapora ödemesinin tarihi değildir. Gemi payının hangi hukuki işlemle ve ne zaman kazanıldığı, mülkiyet hükümleri çerçevesinde belirlenir. Gemi mülkiyeti ve ayni hak kuralları bu ön sorunun çözümünde önemlidir. Alacak hesabı yapılırken geçerli iktisapla henüz tamamlanmamış devir taahhüdü ayrılır.
Eski ve yeni ortağın iç ilişkide hangi borçlardan sorumlu olduğu, tarih sırasıyla gösterilmelidir. Giderin karara bağlandığı, sözleşmenin yapıldığı, alacağın doğduğu ve ödemenin gerçekleştirildiği tarihler farklı olabilir. Tek bir fatura tarihi bütün bu unsurların yerine kullanılamaz. Özellikle devir gününe yakın işlemlerde kaynak sözleşme ve iştirak kararı birlikte okunmalıdır.
Devralan, önceki iştirak kararları ve devam eden işlerle bağlı mı?
TTK m.1081/2, iştirak sözleşmesini, iştirak tarafından verilmiş kararları ve girişilmiş işleri devredeni bağladığı ölçüde devralana da uygular. Alıcının payı yeni edinmiş olması, işletmenin önceden başlamış bütün ilişkilerini sıfırlamaz. Devirden önceki bakım işi, devam eden navlun ilişkisi veya geçerli işletme kararı kendi hukuki kapsamı içinde incelenir.
Bu bağlılık, devredenin hiç üstlenmediği veya hukuken geçersiz olan her işlemle alıcının koşulsuz bağlanması demek değildir. Kanun “devredeni ne ölçüde bağlıyorsa” ölçüsünü kullanır. Bu nedenle önceki kararın geçerliliği, kapsamı ve temsil yetkisi önemini korur. Donatma iştirakinde karar alma rehberi, pay çoğunluğu ile özel oybirliği ayrımını açıklar.
Alıcıya teslim edilecek dosyada yalnız gemi sicil örneği bulunması yeterli bir işletme incelemesi sağlamaz. Yürürlükteki iştirak sözleşmesi, alınmış kararlar, devam eden işler, gider hesapları ve verilmiş özel yetkiler görülmelidir. Sicil, mülkiyet ve temsilin önemli bir bölümünü gösterir; bütün navlun sözleşmelerini veya ortaklar arasındaki avans bakiyesini kendiliğinden açıklamaz.
Devir bedelinin düşük veya yüksek belirlenmiş olması, önceki yükümlülüklerin kanuni etkisini değiştirmez. Bedel pazarlığında borçlar dikkate alınmış olabilir; bunun sözleşmede nasıl düzenlendiği açık olmalıdır. Taraflar arasındaki fiyat indirimi, diğer paydaşın mevcut alacağının ödendiği anlamına gelmez. Alıcının satıcıya karşı sahip olduğu başvuru haklarıyla diğer paydaşların hakları ayrı tutulur.
Diğer ortaklar eski paydaşın borcunu yeni paydaşa karşı kullanabilir mi?
TTK m.1081/2, devredenin paydaş sıfatıyla devrettiği payına ilişkin borçların diğer paydaşlarca devralana karşı da takas edilebilmesini düzenler. Burada borcun paydaşlık sıfatıyla ve devredilen payla bağlantısı önemlidir. Satıcının iştirakle ilgisiz bütün kişisel borçları, bu hükme dayanılarak alıcının karşısına çıkarılamaz. Talep edilen borcun kaynağı somutlaştırılmalıdır.
Kanun, devralanın tekeffül bakımından devredene karşı haklarını saklı tutar. Dolayısıyla alıcının diğer ortaklarla hesaplaşırken karşılaştığı eski pay borcu, satıcıyla arasındaki devir sözleşmesinde ayrıca sonuç doğurabilir. Bu haklar birbirini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Alıcının eski borcu ödediği veya takasla karşılaştığı belgelendirilerek satıcıyla olan sözleşme bakımından değerlendirilir.
Takas hesabında aynı alacağın daha önce kapatılıp kapatılmadığı kontrol edilir. Önceki ortağın yaptığı ödeme, yeni ortağa yüklenen tutardan düşülmeden yeniden istenmemelidir. Avans ve faiz kalemleri için donatma iştirakinde gider payı ve avans faizi rehberi kullanılabilir. Hesapta pay borcu, faiz ve yapılan ödeme ayrı satırlarda gösterilmelidir.
Payın icra yoluyla alınması bütün iç yükümlülükleri kaldırır mı?
TTK m.1081/3, ilk iki fıkranın iştirak payının cebri icra yoluyla kazanılmasında da uygulanacağını açıkça belirtir. Bu nedenle payın açık artırmada edinilmesi, ortak işletmeye ilişkin bütün iç yükümlülüklerden arınmış yepyeni bir başlangıç olarak sunulmamalıdır. Bildirim, iktisap anı, önceki kararlar ve ilgili takas imkânı kanundaki kapsamıyla incelenir.
Cebri satışın ayni haklar üzerindeki etkisi ile donatma iştiraki iç ilişkisinin devamı farklı konulardır. Gemi veya pay üzerindeki belirli güvencelerin satışta nasıl etkilendiği, m.1081’deki iç borç düzenini yok sayma gerekçesi olamaz. Alıcının ihale öncesi bilgi dosyasında ortak işletme kayıtlarına da yer verilmesi bu yüzden önemlidir. Yalnız fizikî gemi değerlemesi, işletme yükümlülüklerini göstermeye yetmez.
İhale belgesi, bedelin yatırılması, iktisabın tamamlanması ve ortaklara bildirim ayrı tarihler taşıyabilir. Alıcının bu tarihlerden hangisine dayanarak hangi savunmayı ileri sürdüğü açık olmalıdır. Süreçteki bir aşamanın tamamlanması, diğer aşamaların da aynı gün gerçekleştiği şeklinde kayıt altına alınmamalıdır. İşlem dosyası hukuki kazanım ile sonrasındaki bildirimleri birlikte göstermelidir.
Pay devrinden önce hangi belgeler istenmeli?
İnceleme dosyasında güncel gemi sicili, iştirak sözleşmesi, paydaş listesi, temsil kayıtları, son hesaplar, devam eden sözleşmeler ve ortaklar arasındaki avanslar bulunmalıdır. Müdürün verdiği genel “borç yoktur” açıklamasının hangi dönemi ve hangi alacaklıları kapsadığı belirlenir. İştirak içi borçların bulunmadığı açıklaması, dış alacaklılara karşı bütün yükümlülüklerin de sona erdiğini otomatik göstermez.
Devir sözleşmesinde borçların hangi tarihe kadar kime ait sayıldığı, bilinen borçların listesi ve tarafların birbirine karşı talepleri açık düzenlenmelidir. Ancak satıcı ile alıcı arasındaki iç paylaşım, alacaklıların haklarını onların katılımı olmadan ortadan kaldıran genel bir ibra gibi sunulamaz. Üçüncü kişiye karşı borcun sona ermesi veya üstlenilmesi kendi hukuki koşullarına tabidir.
Bilgi eksikliğinin giderilmesi için gemi müdüründen defter ve hesap isteme yolu kullanılabilir. Alıcı tarafından incelenen belgelerin tarihleri kaydedilir; daha sonraki işlemler için kapanış kontrolü yapılır. Böylece eski bir hesap raporu, devir günündeki bütün borçları kapsayan güncel belge gibi kullanılmaz.
Alacak davasında bağlama limanı ve arabuluculuk nasıl değerlendirilir?
TTK m.1087, paydaş donatanlara bu sıfatlarından dolayı yöneltilen alacak davalarının geminin bağlama limanının bulunduğu yer mahkemesinde de açılmasına izin verir. Dava yalnız bir veya birkaç paydaşa yöneltilmişse de bu hüküm uygulanır. Kanundaki “de” ifadesi önemlidir: Bağlama limanı her durumda tek ve münhasır yetkili yer olarak sunulmamalıdır. Diğer uygulanabilir yetki hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Görevli mahkeme ile yer bakımından yetki farklıdır. Ticari nitelikteki uyuşmazlıkta TTK m.4–5’in asliye ticaret mahkemesine ilişkin hükümleri dikkate alınır. Konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m.5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuk düzeni uygulanır. Bu kapsamın 2023 değişikliği 7445 sayılı Kanun m.31 ile doğrulanabilir.
Talep sonucu hazırlanırken hangi paydaştan hangi tutarın hangi sebeple istendiği belirtilir. İştirak sıfatına dayanan pay oranlı borç ile ayrıca verilmiş kişisel taahhüt aynı kaleme karıştırılmaz. Pay devri savunması varsa iktisap ve bildirim belgeleri eklenir. Mersin’deki hukuk bürosundan dosyanın yönetilmesi, bağlama limanını veya yetkili mahkemeyi kendiliğinden Mersin olarak değiştirmez.
Donatma iştiraki borçları ve pay devri hakkında sık sorulan sorular
Paydaşın sorumluluğu yalnız yatırdığı parayla mı sınırlıdır?
TTK 1080 pay oranında şahsi sorumluluk düzenler. Bu, sorumluluğun yalnız payı satın alırken ödenen bedelle sınırlı olduğu anlamına gelmez; uygulanabilir deniz alacağı sınırlamaları ayrıca incelenir.
Her paydaş bütün iştirak borcundan otomatik sorumlu mu?
TTK 1080’in kanuni temeli iştirak payı oranında sorumluluktur. Ayrı kişisel taahhütler veya farklı sorumluluk sebepleri bulunuyorsa bunlar kendi dayanaklarıyla değerlendirilir.
Pay devrini yalnız satıcının bildirmesi yeterli mi?
TTK 1081/1, devredenin iktisap edenle birlikte bildirim yapmasını düzenler. Bildirim diğer donatanlara veya gemi müdürüne yöneltilir.
Satış sözleşmesi imzalanınca eski ortağın iç sorumluluğu hemen biter mi?
Bildirim yapılmadıkça devreden, diğer paydaşlarla ilişkilerinde paydaş sayılmaya ve bildirimden önce doğan borçlardan sorumlu olmaya devam eder. Geçerli iktisap ayrıca belirlenmelidir.
Yeni ortağın iç sorumluluğu ne zaman başlar?
TTK 1081/1 uyarınca iktisap anından itibaren başlar. Bildirim eksikliği eski ortağı iç ilişkide tutarken yeni ortağın sorumluluğunu otomatik olarak ertelemez.
Eski iştirak kararları alıcıyı bağlar mı?
TTK 1081/2’ye göre sözleşme, kararlar ve girişilmiş işler devredeni bağladığı ölçüde devralanı da bağlar. Önceki işlemin geçerliliği ve kapsamı ayrıca incelenir.
Diğer ortaklar eski paydaşın bütün kişisel borçlarını alıcıya yükleyebilir mi?
Hayır. TTK 1081/2’deki takas düzeni, devredenin paydaş sıfatıyla devrettiği payına ilişkin borçları kapsar. İştirakle ilgisiz kişisel borçlar aynı hükme dayandırılamaz.
İcra ihalesinde alınan payda da bu kurallar uygulanır mı?
Evet. TTK 1081/3, ilk iki fıkranın iştirak payının cebri icrayla iktisabında da uygulanacağını açıkça düzenler.
Dava sadece bütün ortaklara birlikte mi açılır?
TTK 1087, bir veya birkaç paydaşa açılan davada da bağlama limanı yer mahkemesinin ek yetkisini kabul eder. Davalı ve tutar, somut sorumluluk sebebine göre belirlenir.
Bağlama limanı her durumda tek yetkili yer mi?
Hayır. TTK 1087 bu yerde de dava açılabileceğini belirtir. Diğer uygulanabilir yetki kuralları, görev ve dava şartları ayrıca incelenir.
Resmî kaynaklar ve kapsam
Doğrudan dayanak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1080–1081 ve m.1087’dir. Görev yönünden 6335 sayılı Kanun m.1–2 ile; arabuluculuk yönünden yukarıdaki 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler birlikte dikkate alınmıştır. Eski arşiv metni bütün kanunun değişmemiş güncel sürümü olarak sunulmamaktadır. Somut talepte borcun türü, paydaşlık tarihi ve devir belgeleri birlikte incelenmelidir.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki hukuki süreçler, ilgili görev ve yetki kuralları gözetilerek Mersin merkezli yürütülür. Pay devri ve alacak dosyalarında sicil, sözleşme, bildirim ve hesap kayıtları birlikte değerlendirilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.