Belçika Şirketi Türk Borçludan Alacağını Devredebilir mi? TBK 183–190, Rome I 14 ve Bildirim (2026)
Kısa ve net cevap
Belçika şirketinin Türk borçludan olan alacağı uygun koşullarda üçüncü kişiye devredilebilir; ancak borçlunun kime ödeme yapacağı ve savunmaları alacağı yöneten hukuka göre incelenmelidir. Türk hukuku uygulanırsa TBK m.183 borçlunun rızası bakımından kuralı, m.184 yazılı şekli, m.186 bildirilmemiş devirde iyiniyetli ifayı, m.188 borçlu savunmalarını düzenler. Belçika hukuku ve AB Rome I m.14 bu konulara ayrı bağlantı ve sonuç kuralları getirir.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa özet tablosu
| Konu | Hüküm | İncelenecek husus |
|---|---|---|
| İradi devir / devir engeli | TBK m.183 | Kanuni, sözleşmesel ve nitelik engelleri |
| Yazılı devir şekli | TBK m.184 | Yazılı temlik işlemi |
| Eski alacaklıya ödeme | TBK m.186 | Bildirim yoksa iyiniyetli ifa |
| Savunma ve takas | TBK m.188 | Borçlunun mevcut def’ileri |
| Bağlı haklar ve faiz | TBK m.189 | Asıl alacakla bağlantılı haklar |
| Belge teslimi | TBK m.190 | Alacağa ilişkin bilgi ve senetler |
| Belçika hukukundaki bildirim | Code civil Livre 5, m.5.179–5.182 | Borçluya ileri sürme ve ödeme etkisi |
| AB hukuk seçimi | Rome I m.14 | Devir ilişkisi ile asıl alacak ayrımı |

Belçika şirketi Türkiye’deki borçludan alacağını başka şirkete devrettiğinde ne değişir?
Belçika merkezli bir işletme Türkiye’de faaliyet gösteren müşterisine mal satmış, hizmet vermiş veya başka bir ticari sözleşme kapsamında alacak kazanmış olabilir. Bu işletmenin alacağını bankaya, faktoring kuruluşuna yahut başka bir ticari şirkete devretmesi hâlinde borcun dayandığı sözleşme sırf alacaklı değişti diye yeniden kurulmuş olmaz. Temlikte değişen temel unsur, borçludan ifayı talep edebilecek kişinin kimliğidir. Alacağın asıl kaynağı, bedeli, para birimi, vadesi ve borçlunun savunma hakları ayrı ayrı incelenmeye devam edilir.
Türkiye’deki borçlunun Belçika şirketinden ödeme talebi aldığı, ardından başka bir firmadan farklı banka hesabına ödeme yapmasını isteyen yazı gördüğü olaylarda üç ilişkiyi ayrıştırmak gerekir: ilk sözleşme, devreden ile devralan arasındaki temlik işlemi ve devralanın borçlu karşısındaki talebi. Her üç ilişkinin hukukunun otomatik olarak aynı olduğu varsayılmamalıdır. Belge, bildirim ve ödeme güvenliği doğru yönetilmezse borçlu iki kez ödeme talebiyle karşılaşabilir; devralan şirket de devraldığı alacağın ispatında güçlük yaşayabilir.
Alacağın devri, borcun üstlenilmesi ve tahsilat vekâleti aynı işlem midir?
Alacağın devrinde alacaklı tarafın değişmesi amaçlanır. Buna karşılık borcun üstlenilmesinde borçlu konumundaki kişinin değişmesi söz konusudur; tahsilat vekâletinde ise alacak hakkı devredilmeksizin bir kişi alacaklı adına tahsil yetkisi kullanabilir. Bu ayrım Belçika’dan gönderilen ticari yazının ‘assignment’, ‘cession de créance’, ‘factoring’ veya yalnız ‘collection mandate’ olarak adlandırılmasında belirleyicidir. Başlık değil, metnin kurduğu hak ve borçlar hukuki niteliği ortaya çıkarır.
Bir ödeme hizmeti şirketinin yalnız yeni IBAN bildirmesi, o şirkete alacak hakkının devredildiğini tek başına kanıtlamaz. Benzer biçimde faktoring sözleşmesi denilen ticari belge, her işlemde aynı hukuki ve finansal niteliği taşımaz. İlgili kurumun faaliyet yetkisi ve sözleşmenin içeriği ayrıca incelenir. Türk borçlunun kimden usulüne uygun ifa talebi aldığını saptamak için belgeleri talep etmesi, temlikin varlığını inkâr etmek anlamına gelmez; yanlış kişiye ödeme riskini azaltan temel kontroldür.
Uluslararası alacak devrinde hangi ülkenin hukuku uygulanır?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.24, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde hukuk seçimine ve hukuk seçimi bulunmadığında en sıkı ilişkili hukukun tespitine ilişkin genel kuralı düzenler. Ancak bir alacağın devrinde yalnız temlik sözleşmesine bakmak yeterli değildir: asıl alacağı doğuran sözleşmenin tabi olduğu hukuk, devrin üçüncü kişilere ve borçluya etkisi ve özel kurallar ayrı değerlendirilir. Somut olayda uluslararası satım, finansman veya başka bir özel sözleşme türü bulunuyorsa onun kuralları da göz önünde bulundurulur.
Belçika şirketinin Türkiye’deki borçluya fatura kesmiş olması, asıl sözleşmenin bütün hükümlerine mutlaka Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. Öte yandan tarafların sözleşmesine Belçika hukuku maddesi koyması da her mahkemenin aynı bağlantı kuralını uygulayacağı anlamını taşımaz. Türkiye’deki mahkeme açısından 5718 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri, Belçika veya başka bir AB üye devleti mahkemesi açısından Rome I Tüzüğü bağlantı kuralları ayrıca ele alınır. Bu iki hukuk seçimi rejiminin kaynakları karıştırılmamalıdır.
Rome I Tüzüğü madde 14 alacağın devrinde neyi düzenler?
AB’nin 593/2008 sayılı Rome I Tüzüğü m.14/1, alacağını devreden kişi ile devralan kişi arasındaki iradi temlik ilişkisinin bu iki taraf arasındaki sözleşmeye uygulanan hukukla yönetilmesini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası ise devredilen alacağın tabi olduğu hukuku esas alarak alacağın devredilebilirliğinin, devralan ile borçlu arasındaki ilişkinin, devrin borçluya karşı ileri sürülmesinin ve borçlunun yaptığı ödemenin borcu sona erdirip erdirmediğinin değerlendirilmesini ister.
Bu ayrım son derece önemlidir. Belçika merkezli iki şirket kendi aralarında Belçika hukukuna tabi temlik sözleşmesi yapmış olabilir; buna karşın Türk borçlunun asıl satış sözleşmesi farklı bir hukuka bağlı bulunabilir. Rome I m.14/2 borçlunun durumunun belirlenmesinde asıl alacağın hukukuna gönderme yapar. Maddenin üçüncü fıkrası alacağın kesin devrinin yanında teminat amacıyla devri ve alacak üzerinde kurulan bazı güvence haklarını da kapsama alır. Bu yüzden ‘Belçika’da imzalandı, her sonuç Belçika hukukuna tabidir’ demek doğru değildir.
Belçika Medeni Kanunu Kitap 5 m.5.174–5.182 hangi kuralları içerir?
Belçika Medeni Kanunu’nun borçları düzenleyen Kitap 5 hükümleri alacağın devrini ayrıntılı ele alır. M.5.174, kanun veya alacağın niteliği ve kapsamı engel olmadıkça alacakların devredilebilir olduğunu düzenler. M.5.175 belirlenmiş veya belirlenebilir gelecekteki alacakların devrine ilişkin kuralı içerir. M.5.176 bölünebilir alacak bakımından kısmi devre imkân tanır. M.5.177 ise alacağa bağlı hak ve güvencelerin devre ilişkin etkisini düzenler. Bu hükümler ilgili ilişkiye Belçika hukuku uygulanabildiği ölçüde önem taşır.
M.5.179 devrin üçüncü kişilere ve borçluya karşı ileri sürülmesini, m.5.180 bildirimin kaynağını, m.5.181 borçlunun durumunu, m.5.182 takas sorununu ayrı düzenler. Belçika hukukunda borçluya yöneltilen devir bildirimi ile Türk Borçlar Kanunu m.186’daki iyiniyetli ifa kuralı birbirine benzeyen pratik riskleri ele alsa da bunlar farklı mevzuat hükümleridir. Uygulanacak hukuk önce tespit edilmeli; ilgili metin, olaya uygulanabilir yürürlük ve geçiş kuralları gözetilerek kullanılmalıdır.
TBK m.183: Türk hukukuna tabi alacak borçlu onayı olmadan devredilebilir mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.183/1, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını almadan alacağını üçüncü kişiye devredebilmesine imkân tanır. Bu hüküm her para alacağının her şartta sınırsız devredilebileceği anlamına gelmez. Önce temel sözleşmede devir yasağı veya sınırlaması bulunup bulunmadığı, kanunda özel yasak olup olmadığı ve alacağın niteliğinin devre elverişli bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Borçlunun rızasının kural olarak aranmaması, bildirim ve ödeme güvenliği sorunlarını ortadan kaldırmaz.
TBK m.183/2, devir yasağı içermeyen yazılı borç tanımasına güvenen üçüncü kişi bakımından özel bir koruma öngörür. Bu hüküm, sözleşmedeki devir yasağının her durumda hiçbir sonuç doğurmayacağı anlamında genel bir muafiyet değildir. Devralanın dayandığı borç tanımasının metni, düzenlenme tarihi ve güven ilişkisi incelenmelidir. Belçika şirketi, Türk borçlusundan alacağını devretmeden önce satış sözleşmesini, sipariş koşullarını ve borç tanıma belgelerini birlikte kontrol etmelidir.
TBK m.184: Alacak devir sözleşmesinin yazılı yapılması neden şarttır?
Türk Borçlar Kanunu m.184, iradi alacağın devri sözleşmesinin geçerliliğini yazılı şekle bağlar. Bu nedenle yalnız iki şirketin temsilcisinin telefonda anlaşması, Türk hukukunun öngördüğü yazılı devir şartının yerini tutmaz. Yazılı metinde devredenin ve devralanın kimliği, devredilen alacağın hangi borç ilişkisinden doğduğu ve devrin kapsamı anlaşılır biçimde belirlenmelidir. Alacağın tutarı değişebilecekse hangi hesapla belirlenebileceği ve kısmi devir varsa sınırları açık tutulmalıdır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, alacağı devretme sözü vermenin şekle bağlı olmadığını düzenler; bu vaatle alacağın fiilen devredilmiş olması birbirine karıştırılmamalıdır. Belçika’da düzenlenmiş bir belgenin Türk hukuku açısından yazılı şekil şartını karşılayıp karşılamadığı, uluslararası özel hukuk ve imza rejimi birlikte incelenerek belirlenir. Apostil bulunması geçerlilikle ilgili bütün sorunları kendiliğinden çözmez. Belgenin gerçekten yetkili temsilcilerce oluşturulduğu ve hangi alacağı devrettiği ayrıca ispatlanmalıdır.
İhracat faturası ve ticari sözleşme devredilen alacağı tanımlamaya yeter mi?
Fatura, sözleşmenin konusu veya talep edilen bedeli bakımından önemli delil olabilir; ancak faturanın tek başına alacağın tartışmasız ve devre elverişli olduğunu garanti ettiği söylenemez. Asıl sipariş, taşıma belgeleri, malın teslim edildiğini gösteren kayıtlar, ayıp bildirimleri, kısmi ödemeler ve fiyat düzeltmeleri aynı dosyada incelenmelidir. Belçika şirketinin Türk müşteriden talep ettiği euro bedelin hangi sevkiyata ve hangi döneme ait olduğu devir metninde belirlenmelidir.
Alacağı devralan banka veya şirket, asıl alacaklıdan yalnız fatura listesini değil, tahsil kabiliyetini etkileyen belgeleri de istemelidir. Malın geri gönderilmiş olması, bedel indirimi mutabakatı veya sözleşmenin ortadan kaldırıldığına ilişkin bildirim varsa bunlar devredilen alacağın miktarını değiştirebilir. Alacak birden fazla sözleşmeden kaynaklanıyorsa her kalem ayrı listelenmeli ve bir temlik işleminin hangi faturaları kapsadığı gösterilmelidir. Belgelerin eksiksiz düzenlenmesi hem borçlunun hem devralanın belirsizliğini azaltır.
Türk borçlu ödeme yapacağı yeni banka hesabını nasıl doğrulamalı?
Türk borçluya Belçika şirketinin logosunu taşıyan ve alışılmış ödeme IBAN’ının değiştiğini bildiren bir e-posta geldiğinde ilk sorun alacağın gerçekten devredilip devredilmediğidir. Sahte fatura ve e-posta dolandırıcılığı ihtimali nedeniyle yalnız mesajın görsel düzenine güvenilmemelidir. Borçlu, daha önce sözleşmede kullanılan doğrulanmış iletişim kanalından alacaklının kimliğini teyit edebilir; yeni alacaklıdan hukuki sıfatını açıklayan belgeleri talep edebilir. Bu inceleme, devir bildiriminin hukukî etkisine ilişkin ayrı kuralları değiştirmez.
Ödeme değişikliği varsa hangi borcun hangi tarihte kime ödendiği açıklamalı banka dekontuyla saklanmalıdır. Euro, Türk lirası veya başka para cinsinden ödeme yapılması, asıl sözleşmedeki para borcunun kapsamına ve uygulanacak hukuka göre değerlendirilir. Bankanın transferi gerçekleştirmesi borçlu lehine her durumda borçtan kurtarıcı sonuç doğurmaz; ödeme yapılan kişinin alacağı talep yetkisi bulunup bulunmadığı ayrıca önem taşır. Çift ödeme riskini azaltmanın yolu, devri ve yeni ödeme talimatını önceden belgelendirmektir.
TBK m.186: Türk borçluya devir bildirilmezse eski alacaklıya ödeme borcu sona erdirir mi?
TBK m.186, alacağın devri devreden veya devralan tarafından borçluya bildirilmemişse, borçlunun önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulabileceğini düzenler. Birden fazla devir yapılmışsa belirli koşullarda önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifa da aynı çerçevede değerlendirilebilir. Bu hüküm, devrin borçlunun rızasına bağlı olmadığı kuralıyla çelişmez: rızanın aranmaması, borçlunun haber verilmeden yanlış kişiye ödeme yapma riskine karşı kanuni korumayı ortadan kaldırmaz.
Bildirim alacağın kime geçtiğini, hangi sözleşme veya fatura kalemlerine ilişkin olduğunu ve ödeme talebinin dayanağını anlaşılır şekilde göstermelidir. Kanunda her devir bildiriminin mutlaka noter aracılığıyla yapılması gerektiği yönünde genel bir kural bulunduğu söylenemez; ancak bildirimin muhataba ulaştığının ispatı sonradan kritik olabilir. Taraflar ispat ve güvenlik amacıyla noter, kayıtlı posta veya usulüne uygun elektronik iletişim gibi yöntemleri değerlendirebilir. Bildirimin ulaşma tarihi ile ödemenin yapıldığı tarih karşılaştırılmalıdır.
Belçika hukukunda m.5.179–5.180 bildirim neden ayrıca önemlidir?
Belçika Medeni Kanunu Kitap 5 m.5.179, devrin borçlu dışındaki üçüncü kişilere etkisi ile devrin borçluya karşı ileri sürülebilmesi için gereken koşulları ayırır. Borçlu yönünden devir bildirimi veya borçlunun devri kabul etmesi önemlidir. M.5.180 bildirimin devreden ya da devralan tarafından yapılabileceğini ve bildirilecek konunun devrin varlığı olduğunu belirtir. Bu hükümler Belçika hukukuna tabi bir asıl alacak bakımından uygulanabilirken, Türk hukukuna tabi sözleşmede doğrudan TBK kurallarıyla yer değiştirmiş sayılmaz.
İki ülkedeki uygulamada belge adlarının birbirine benzemesi bu ayrımı değiştirmez. Borçluya gönderilen Fransızca ‘notification de cession’ veya Felemenkçe bildirim, ilgili borçlunun gerçekten anladığı ve alacağı tanıyabildiği şekilde düzenlenmelidir. Uluslararası ticarette bildirim yalnızca alacaklı şirketin yeni hesabının duyurusu değildir; ödeme güvenliği ve alacak hakkının kime ait olduğunun ispatı açısından anlam taşır. Bildirim belgeleriyle sözleşme ve faturalar arasında şirket adı, miktar ve tarih tutarlılığı aranmalıdır.
TBK m.188: Borçlu yeni alacaklıya hangi savunmaları ileri sürebilir?
Türk Borçlar Kanunu m.188/1, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilmesini düzenler. Bu nedenle borçlunun asıl ticari satıştan doğan ayıp, eksik teslim, bedel indirimi veya benzeri savunmaları temlikin varlığı nedeniyle bütünüyle ortadan kalkmış sayılmaz. Sözleşmenin ve savunmanın niteliği, belgeler ve tabi olduğu hukuk incelenmelidir. Devralan şirket, yalnız fatura tutarını görmekle borçlunun bütün itirazlarının sona erdiğini varsaymamalıdır.
TBK m.188/2, borçlunun belirli koşullarda alacağını devredilen borçla takas etmesini düzenler. Devri öğrendiği anda henüz muaccel olmayan karşı alacağının devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması şartı önemlidir. Belçika şirketinin malına ilişkin tazminat talebi olan Türk borçlu açısından takas tartışması somut vade ve hukuki sebep belgeleriyle incelenmelidir. Alacağın devrinin bütün takas haklarını otomatik ortadan kaldırdığı ya da tüm karşı alacakların sınırsız takas edilebildiği söylenemez.
TBK m.187: Aynı alacağı iki kişi talep ederse borçlu ne yapabilir?
TBK m.187, kime ait olduğu çekişmeli bulunan alacağın borçlusunun ifadan kaçınmasına ve alacak konusunu hâkimin belirlediği yere tevdi ederek borcundan kurtulmasına imkân tanır. Borçlu çekişmeyi bildiği hâlde yanlış kişiye ifada bulunursa sonuçlarından sorumlu olabilir. Alacak hakkında dava sürüyor ve borç muaccel hâle gelmişse taraflardan her biri borçluyu tevdiye zorlayabilir. Bu mekanizma, birden fazla temlik bildirimi veya eski alacaklı ile yeni alacaklı arasında hak sahipliği uyuşmazlığında gündeme gelir.
Türk borçlu aynı faturaya ilişkin olarak hem Belçika şirketinden hem de farklı bir tahsilat şirketinden ödeme talebi alıyorsa gelişigüzel iki ayrı banka hesabına ödeme yapmamalıdır. Önce devirlerin tarihleri, dayanak sözleşmeleri ve ödeme belgeleri toplanmalıdır. Tevdi yoluna başvuru şartları ve yetkili makam somut olaya göre belirlenir. Kanuni şartlar oluşmadan borçlunun tüm ödemeleri süresiz durdurabileceği şeklinde bir genel kural çıkarılmamalıdır.
TBK m.189: Rehin, kefalet ve bağlı haklar devralana geçer mi?
TBK m.189, devredenin kişiliğine özgü haklar dışındaki öncelik hakları ve alacağa bağlı hakların devralana geçmesini düzenler; işlemiş faizler de asıl alacakla birlikte devredilmiş sayılır. Bununla birlikte özel teminatın devri için ayrı bildirim veya sicil işlemlerinin gerekip gerekmediği, teminatın türü ve uygulanacak hukuk kapsamında ayrıca incelenmelidir. Belgede asıl alacağın devredildiğinin söylenmesi, ipotek, rehin veya kefaletle ilgili her resmî kaydın hiçbir ek işlem olmadan kendiliğinden güncellendiğini garanti etmez.
Belçika finans kuruluşunun Türk şirkete kullandırılmış teminatlı alacağı devralması durumunda önce asıl alacağın devrine elverişlilik, ardından teminatların kapsamı ve bağlantısı araştırılmalıdır. Türk tapu siciline kayıtlı bir ipotek varsa eşya hukukunun sicil ve belge şartları devrin uluslararası sözleşme boyutundan ayrılır. Bankanın alacak devrini teminatı otomatik olarak sınırsız genişletmek için kullanması doğru değildir. Tutar, derece, faiz ve takip yetkisi mevcut belge ve kanunlar üzerinden belirlenmelidir.
TBK m.190: Devreden Belçika şirketi hangi belge ve bilgileri vermelidir?
TBK m.190, devredenin alacak senedini ve elindeki ispatla ilgili diğer belgeleri devralana teslim etmesini, alacağın ileri sürülmesi için gerekli bilgileri sağlamasını düzenler. Belçika şirketinin Türk borçludan alacağını devrederken sipariş, sözleşme, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, fatura, ödeme ve mahsup kayıtlarını devralana düzenli aktarması bu hükmün pratik sonucudur. Belgelerin hiç bulunmadığı veya kaybolduğu hâllerde sadece elektronik tabloda yazan miktar üzerinden kesin tahsil sonucu vaat edilmemelidir.
Belgelerin paylaşılması kişisel veri ve ticari sır koruması bakımından da değerlendirilmelidir. Türk borçlunun yalnız iş için gerekli ticari bilgilerinin devralana aktarılması ile tüm çalışan verilerinin sınırsız paylaşılması aynı şey değildir. Belgelerin güvenli aktarımı, gizlilik şartları ve yetkili şirket temsilcilerinin kimlikleri ayrı denetlenmelidir. Borçlunun savunmasına ilişkin kayıtlar devreden tarafından saklanmışsa devralan şirket yanlış risk hesabı yapabilir. Bu nedenle devirden önce kapsamlı ticari ve hukuki durum tespiti yapılmalıdır.
Belçika faktoring şirketi Türk alacağını devralırsa özel bir inceleme gerekir mi?
Faktoring işleminde alacağın devri, hizmetin finansman veya tahsilat amacı ve devralan kuruluşun hukuki niteliği farklı katmanlardır. Belçika’da lisans veya kayıt gerektiren bir faaliyet söz konusuysa ilgili yabancı mevzuat, Türkiye’de finansal faaliyet yürütülüyorsa Türk finans mevzuatı ayrıca incelenmelidir. Yalnız ‘faktoring’ sözcüğünün belgede bulunması, işlemi Türk hukukundaki alacağın devrine ilişkin genel şekil ve borçlu koruması kurallarından bağımsız hâle getirmez. Asıl ticari alacağın gerçekten mevcut olup olmadığı her durumda önem taşır.
Faktoring şirketinin fatura karşılığında avans ödemesi, Türk borçlunun temel sözleşmeden kaynaklanan itirazlarını tek başına sona erdirmez. Devralan, hangi kalemlerin devredildiğini, tahsil yetkisinin başlangıcını, çek veya senet varsa bunların hukuki niteliğini, cari hesap ilişkisini ve daha önce yapılmış kısmi ödemeleri kontrol etmelidir. Faktoring masraflarıyla asıl borçluya karşı ileri sürülebilecek alacağın kapsamı aynı kavram değildir. Borçluya yeni masraf kalemleri yüklenmeden önce bunun geçerli hukuki dayanağı araştırılmalıdır.
Gelecekte doğacak veya kısmen devredilen alacak için hangi riskler vardır?
Belçika Medeni Kanunu m.5.175, gelecekte doğacak alacakların belirlenmiş veya belirlenebilir olmaları şartına ilişkin kural içerir; m.5.176 ise bölünmezlik dışında kısmi devre ilişkin düzenleme getirir. Türk hukukunda gelecekteki alacak ve kısmi devir konuları için de somut alacağın belirlenebilirliği, yazılı devir metni ve ilgili sözleşme engelleri önemlidir. Belçika’daki bir şirketin gelecek yıl düzenleyeceği bütün faturaları belirsiz ifadeyle bir üçüncü kişiye aktarması, her hukuk sistemi altında sınırsız geçerli sayılmamalıdır.
Kısmi devir yapılmışsa borçluya hangi tutarı hangi alacaklıya ödeyeceği açık ve çelişkisiz bildirilmelidir. Tek faturadan hem eski hem yeni alacaklının kısmi talepte bulunduğu durumda toplam borcun gerçekten ne kadar kaldığı gösterilmelidir. Her alacak kaleminin para birimi, vadesi, işlemiş faizi ve varsa mahsup bilgileri dosyada ayrı tutulmalıdır. Aksi hâlde alacağın iki kez devredilmesi veya aynı ödeme üzerine birden fazla kişinin talepte bulunması riski artar.
Belçika devreden şirketin iflas etmesi temlik alacağını nasıl etkiler?
Belçika şirketinin ödeme güçlüğüne düşmesi, alacak devrinin tarihi ve geçerliliğini önem kazanır hâle getirebilir. Devredenin malvarlığına ilişkin iflas veya yeniden yapılandırma prosedürü varsa, ilgili ülkenin iflas hukuku ile devrin üçüncü kişilere etkisi ayrıca araştırılmalıdır. Bir alacağın devir sözleşmesinin bulunması, iflas masasının veya başka alacaklıların bütün iddialarının otomatik olarak bertaraf edildiğini kanıtlamaz. Belçika’nın RegSol sistemine ilişkin ayrı usul hükümleri bulunabileceğinden bu rehber, o sistemde alacak bildirimi yapmanın yerine geçmez.
Türk borçlu açısından önemli konu, ödeme tarihindeki hak sahibi ve usulüne uygun bildirimdir. Devreden şirketin iflasına ilişkin haberin gelmesi veya konkordato benzeri süreç duyurulması, borçlunun hiçbir inceleme yapmadan önceki alacaklıya ödeme yapabileceği anlamına gelmez. Temlik, ödeme ve tasarruf kısıtlamalarına ilişkin tarihli belgeler toplanır. İflas idaresi, devralan ve borçlu arasında çekişme varsa milletlerarası yetki ve alacağa uygulanacak hukuk birlikte değerlendirilir.
Alacağı devralan Belçika şirketi Türkiye’de icra veya dava açabilir mi?
Belçika merkezli bir alacaklı, yetkili alacaklı sıfatını ve alacağın dayanağını ispatlayabildiğinde Türk hukukundaki ilgili dava veya icra yollarını değerlendirebilir. Ancak alacağın devredilmiş olması, borcun tartışmasız veya muaccel olduğuna dair kesin kanıt değildir. Hangi yargılama ya da takip türünün uygun olduğu, talep edilen borcun belgesine, sözleşmedeki yetki ve tahkim şartlarına, uygulanacak maddi hukuka ve usul şartlarına bağlıdır. Belçika şirketinin varlığı hukuken bağımsız bir ticari tüzel kişilik olarak doğrulanmalıdır.
İcra veya dava dosyasına alacağı doğuran sözleşme, yazılı devir belgeleri, bildirim ve ödeme kayıtları ile şirket temsil yetki evrakı eklenmelidir. Türk borçlu itiraz veya savunma sunmuşsa bu belgeler de incelenir. İhtiyati haciz talebi gündeme gelirse İİK m.257 ve devamındaki özel koşullar ayrı değerlendirilir. Belçika alacaklısının her talebi kendiliğinden ihtiyati haciz veya tenfiz konusu sayılamaz. Somut tahsil yolu belirlenmeden tek bir sabit süre veya kesin sonuç belirtilmemelidir.
Belçika’da imzalanan devir belgesine apostil gerekir mi?
Belçika’da düzenlenen belgenin Türk dosyasında kullanılmasında belgenin niteliği ilk inceleme noktasıdır. Yabancı resmî belge için imza ve yetki doğrulaması gerekip gerekmediği, uygulanabilir tasdik kuralları ve uluslararası anlaşmalara bağlıdır. Özel hukuk şirketlerinin kendi aralarında imzaladıkları devir sözleşmesinin apostilli bir kamu belgesi olduğu otomatik kabul edilemez. Belgenin düzenlendiği makam, imzayı atan şirket temsilcisinin yetkisi ve doğru Türkçe tercümenin hazırlanması ayrı koşullar olabilir.
Apostil uygulaması, belgede yazan alacağın gerçekten mevcut olduğunu ya da temlikin Türk hukukunda aranan bütün maddi şartlarını karşıladığını kanıtlamaz. Belgede farklı ticaret unvanları veya eski sicil bilgileri kullanılmışsa bunlar güncel KBO/BCE kayıtlarıyla eşleştirilmelidir. Türk mahkemesi veya icra müdürlüğüne sunulacak belgenin şekli ilgili usul kurallarına göre hazırlanmalıdır. İspat için eksik belgelerin sonradan uydurulması kabul edilemez; mevcut kayıtlar üzerinde çalışılmalıdır.
KBO/BCE ve Belçika şirket sicili alacağı kimin devrettiğini nasıl doğrular?
Belçika şirketine ait KBO/BCE kayıtları ticaret unvanı, şirket numarası, adres ve faaliyet bilgilerini belirlemede yararlı olabilir. Ancak yalnız kamuya açık sicil sayfasının görülmesi, temlik sözleşmesini imzalayan herkesin o şirket adına sınırsız temsil yetkisi bulunduğunu kesin biçimde ispatlamaz. Güncel yetki durumu, şirket kararları ve gerekli temsil belgeleri ayrıca kontrol edilir. Türk borçluya yöneltilen bildirimde kullanılan şirket kimliği ile devir sözleşmesindeki şirket aynı olmalıdır.
Belçika şirketinin unvanı değişmiş veya başka bir şirkete birleşmişse eski ticari fatura ile yeni devir belgesinin nasıl bağlantılı olduğu açıklanmalıdır. Ana şirket, şube ve aynı gruba ait başka tüzel kişi birbirinin yerine kullanılamaz. Aynı marka adı altında faaliyet gösteren iki şirketin borç ve alacakları da tek başına ortak değildir. Bu nedenle alacağın devrinde yalnız web sitesi veya banka mesajı değil, güncel sicil ve yetki belgeleri birlikte toplanır.
Euro alacağının Türk borçluya devrinde kur, faiz ve ödeme yeri nasıl belirlenir?
Belçika şirketinin faturasının euro cinsinden olması, ödeme kurunun taraflarca her durumda keyfî biçimde değiştirilebileceği anlamına gelmez. Asıl sözleşmenin para borcu şartları, hangi hukukun uygulandığı, ödeme yeri ve vade hükümleri ayrı incelenir. Alacağın devri, kural olarak borçlunun mevcut borç ilişkisindeki bütün yükümlülüklerinin aynı anda yeniden yazılması değildir. Devralan şirket yeni banka hesabına yönlendirse bile borçlunun hangi para biriminde ne kadar ödemekle yükümlü olduğunun dayanağı ilk borç ilişkisidir.
Faiz yönünden TBK m.189, asıl alacağa bağlı işlemiş faizlerin devrine ilişkin kural getirir; ancak faiz oranı, muacceliyet ve hesap yöntemi ayrıca doğrulanır. Belçika devralan ile Türk borçlunun farklı hesaplama tabloları kullanması anlaşmazlık yaratabilir. Banka transferindeki masraflar, havale açıklaması ve kur farkları mahsup çizelgesinde ayrı gösterilmelidir. Doğrudan temlik yapılmış olması yeni alacaklıya asıl sözleşmede bulunmayan sınırsız faiz veya masraf isteme yetkisi vermez.
Belçika–Türkiye alacak temlikinde somut dosya kontrolü nasıl yapılır?
İlk aşamada alacağı doğuran sözleşme belirlenir, taraflar ve hukuk seçimi kontrol edilir. İkinci olarak alacağın tam miktarı, vadesi, malın teslimi, önceki ödemeler ve borçlunun ileri sürdüğü savunmalar belgelenir. Üçüncü aşamada devreden ve devralanın ticaret sicili ve temsil yetkisi doğrulanır; yazılı devir sözleşmesinin alacağı yeterince tanımladığı kontrol edilir. Dördüncü aşamada devrin borçluya karşı sonuçları bakımından uygulanacak ülke hukukunun kuralları saptanır.
Beşinci aşamada borçluya ulaşan bildirimin kaydı, ödeme talimatının doğruluğu ve varsa önceki ödemelerin borçtan kurtarıcı etkisi değerlendirilir. Altıncı aşamada devralanın hakları, teminatlar, faiz ve itirazlar ayrı incelenir. Son aşamada sulh veya tahsil seçenekleri seçilirken uyuşmazlığın mahkeme, icra yahut tahkim yoluna elverişliliği belirlenir. Bu düzenli sıra, hukuken hak sahibi olmayan kişiye ödeme riskini ve sırf devir nedeniyle doğduğunu sanılan hak kayıplarını azaltmaya yöneliktir.
12 sık sorulan soru
Belçika şirketi Türk borçlunun izni olmadan alacağını devredebilir mi?
Türk hukukunun uygulandığı ve kanuni, sözleşmesel veya alacağın niteliğinden kaynaklanan engel bulunmadığı durumda TBK m.183 kural olarak borçlu rızasını aramaz.
Alacağın devri sözleşmesi sözlü yapılabilir mi?
Türk hukukunda iradi devrin geçerliliği TBK m.184 gereği yazılı şekle bağlıdır; devir vaadi ayrı düzenlenmiştir.
Belçika hukukunda alacağın devri nasıl düzenlenir?
Belçika Medeni Kanunu Kitap 5 m.5.174–5.182, devredilebilirlik, üçüncü kişilere ve borçluya etki, bildirim, savunmalar ve takas konularını düzenler.
Rome I m.14 Türk borçluya doğrudan uygulanır mı?
Rome I AB mahkemelerinin kanunlar ihtilafı kuralıdır. Türk mahkemesinin uygulanacak hukuku tespitinde MÖHUK kuralları ayrıca incelenir.
Borçlu devri bilmeden eski alacaklıya öderse ne olur?
Türk hukuku uygulandığında TBK m.186, bildirimden önceki iyiniyetli ifanın belirli koşullarda borcu sona erdirmesini düzenler.
Alacağı devralan şirket daha önceki ayıp ve eksik teslim itirazlarını reddedebilir mi?
TBK m.188, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana da ileri sürebileceğini düzenler.
Belçika’dan gelen yeni IBAN bildirimi tek başına alacağın devri belgesi midir?
Hayır. Yeni banka hesabı bildirimi ile alacaklı sıfatının geçerli devri farklı hukuki meselelerdir; şirket kimliği ve devir dayanağı doğrulanmalıdır.
Aynı alacağı iki şirket talep ederse borçlu ne yapabilir?
Türk hukukunda TBK m.187, şartları oluşursa ifadan kaçınma ve hâkimin belirlediği yere tevdi yolunu düzenler.
Alacakla bağlantılı ipotek ve kefalet devralana geçer mi?
TBK m.189 alacağa bağlı hakların devrini düzenler. Özel teminatın sicil ve belge şartları ayrıca incelenir.
Faktoring şirketinin alacağı devralması borçlunun bütün itirazlarını kaldırır mı?
Hayır. Asıl alacak, uygulanacak hukuk ve borçlunun mevcut savunmaları ayrı değerlendirilir.
Belçika alacak devrinde her belge için apostil zorunlu mudur?
Hayır. Belgenin resmî veya özel niteliği ve Türk makamında kullanım amacı bakımından tasdik ve tercüme gereklilikleri ayrı belirlenir.
Belçika şirketi devraldığı alacağı Türkiye’de dava veya icraya konu edebilir mi?
Alacaklı sıfatı, muacceliyet, yetki ve usul şartları karşılanırsa uygun yol değerlendirilebilir; temlik tek başına tahsil garantisi vermez.
Resmî mevzuat ve ilgili hukuk yazıları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, TBK 183–190; 5718 sayılı MÖHUK, m.24 ve ilgili kanunlar ihtilafı hükümleri; Belçika Medeni Kanunu Kitap 5, m.5.174–5.182; AB Rome I Tüzüğü 593/2008, m.14.
Konuyu tamamlayan ve farklı arama niyetlerine odaklanan rehberler: Belçika’daki şirketin Türk borçluya ihtiyati haciz talebi; Belçika Peppol faturası ve Türk alacak davasında delil; Belçika NBB bilançosu ve ihracat alacağı; Belçika KBO/BCE şirket kaydı ve temsil; Belçika RegSol iflasında Türk ihracatçının alacağı; Belçika’dan mal geç tesliminde CISG.
Belçika–Türkiye alacak devri dosyanız için iletişim
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, devir sözleşmesi, ödeme bildirimleri, alacak delilleri ve Türk borçlunun savunmaları üzerinden hukuki değerlendirme yapar. Mersin ve İstanbul ofislerimizle iletişime geçebilirsiniz.
Mersin ve İstanbul ofis haritaları
Mersin ofisi
İstanbul ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi Polaris Plaza No: 21 Kat: 9, 34475 Sarıyer/İstanbul
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
